Aziz Mahmud Hüdayi Hz.

Anadolu’da yetişen büyük velilerdendir. 1541 yılında doğmuştur. Bursa’da Muhammed Üftade Hz’den feyz aldı.

1597’de Üsküdar’da cami ve türbe yaptırdı. Mahmud Hüdayi ilmini ilerletmek için küçük Ayasofya Medresesi’nde tahsiline devam etti. Genç yaşta tefsir, hadis, fıkıh ve fen ilimlerinde büyük bir alim oldu.

Otuz altı yaşında Bursa kadılığına getirildi. Kadılığı sırasında rüyasında cehennemi gördü. Bu korkunç rüyanın verdiği dehşetle uyandı.Bir gün Üftade dergahına doğru yola çıktı.

Kadı, dergaha vardığında bahçede yamalı elbiseler içinde bahçeyi çapalayan bir zat gördü. ”Ben Bursa kadısı Mahmud’um. Şeyh Üftade’yi görmek istiyorum. Çabuk geldiğimi haber ver.”

Kadının hizmetli zannettiği şeyh Üftade Hz. dinledi ve şöyle cevap verdi: ” Yazıklar olsun ey kadı! Herhalde yanlış yere geldiniz. Burası yokluk kapısıdır ve biz bu kapının kuluyuz. Halbuki sen varlık sahibisin. Bu halde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü? Senin ilmin, malın, mülkün, şanın var. Bizim gibi kulların Allahu tealadan başka kimsesi yoktur.”

Bu sözler ve yaptığı hata Aziz Mahmud Hüdayi’ye çok tesir etti. Gözlerinden yaşlar akarken ” Efendim! Her şeyimi mübarek kapınızın eşiğinde terk ettim. Dileğim talebeniz olmak ve hizmetinizi görmekle şereflenmektir. Her ne emrederseniz yapmaya hazırım.”

Üftade Hz. şöyle buyurdu: ” Ey Bursa kadısı! Kadılığı bırakıp sırmalı kaftanınla Bursa sokaklarında ciğer satacaksın. Her gün dergaha üç ciğer getireceksin.”

Kadı söylenileni yaptı ve Bursalıların hayret dolu bakışlarına aldırmadı. Aziz Mahmud Hüdayi kısa zamanda şeyhinin en gözde talebesi oldu.

Bir sabah şeyhi Hüdayi hazretlerinin kemale erdiğini artık halkı irşat edebileceğinin işaretini verdi.

Muhammed Üftade Hazretleri Hüdayi’ye icazet edip diplomasını verdi. Onu İslamiyet’i yaymak için Sivrihisar’a gönderdi. Altı ay burada kalıp Trakya’ya gitti. Bir müddet sonra Şeyhülislam Hoca Sadeddin Efendi vasıtasıyla İstanbul’a geldi. Küçük Ayasofya Camisi ve Fatih Camisinde hocalık yaptı.

Üsküdar’da kendi dergahının bulunduğu yeri satın aldı. Yüzlerce talebe yetiştirdi.

Aziz Mahmud Hüdayi Hz. 1628 yılında kelime-i şehadet getirerek vefat etti. Türbesi Üsküdar’da bulunmaktadır.

Hz. Ali(ra) : Allah’ın Aslanı

 Hz. Ali 601 yılında Mekke’de doğmuştur. Asıl adı Ali bin Ebu Talip’tir.  Hz. Ali’nin (r.a) doğumunun Kabe içinde gerçekleştiği rivayet edilir.

Hz. Ali, Peygamber Efendimize ilk inanan ve iman eden ilk Müslümanlardandır. On yaşında müslüman olmuştur.

Bunun yanında Peygamber efendimizin de damadıdır. Efendimizin kızı Hz. Fatıma ile evlenmiştir. Beş çocukları olmuştur. Bu çocukların isimleri ise Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Muhassin, Ümmü Gülsüm ve Zeynep’tir.

Ahlakı nedeniyle güzel sıfatlarla anılmıştır.verilmiştir. Sultanu-l Evliya bunlardan biridir.

Bedir, Uhud, Hendek ve Hayber başta olmak üzere bütün savaşlara katılan Hz. Ali Peygamberimizin(sav) sancaktarlığını yaptı ve kahramanlıklara imza attı.

Hazreti Peygamber’e katiplik ve vahiy katipliği yapan Hazreti Ali, Hudeybiye Antlaşması’nı yazmıştır.

Hazreti Peygamber vefat ettiğinde, cenazenin yıkanması ve benzeri hizmetleri, vasiyeti üzerine Hazreti Ali ile Resulullah’ın yakın akrabalarından Abbas ve oğulları yaptı.

 Hz. Ali, Peygamber Efendimizin ölümünden sonra Hz. Osman’ın ardından halife olmuştur. İslam topraklarını genişletip, Peygamber Efendimizin yaydığı İslam’ı ve emanetlerini korudu.

Hz. Ali (r.a) Kufe mescidinde saldırıya uğramış ve 661 yılında şehit düşmüştür. 

Peygamberimiz(sav) şöyle buyurmuştur: ” Ey ensar topluluğu! Ali bendendir, ben de Ali’denim. Müminler onu severler, münafıklar ona buğz ederler.” ( Tirmizi,6:270 (Hadis No: 3962)

” Allah’a yemin ederim ki, Ehlibeytimi sevmedikçe kişinin kalbine iman girmez. ”(Tirmizi, Hadis No:3714 )

” Allah’ım Ali’ye dost olana Sen de dost ol, düşman olana Sen de düşman ol.”

Ümmü Seleme (ra) şöyle söylemiştir: ” Biz münafıkları Ali’ye düşmanlık etmelerinden tanırdık.”

Peygamberimiz ” Hasan ve Hüseyin ehl-i cennetin efendileridir; babaları Ali, onlardan hayırlıdır.”

Peygamberimiz (sav) ” Beş kişiyi sevmeyen cennete giremez. Hamse-i Al-i Aba; Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin”

Hz. Peygamber’ (sav) ile beraber abaya bürünenlerin sayısı beş olduğundan hamse-i Al-i aba adıyla anılmışlardır.

Allah bizleri Efendimiz (sav) Hz. Ali ve tüm sahabeleri sevenlerden eylesin.

Eyüp Sultan Hazretleri

Eyüp Sultan hz

Asıl adı Halid, babasının adı Zeyd’dir. Eyüp Sultan Hazretleri Medine’de dünyaya gelmiştir. Peygamberimizin vahiy katiplerindendir.

Halid bin Velid ( Eyüp Sultan Hz.) Medine’de dünyaya gelmiştir. Peygamberimiz Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde Eyüp Sultan Hz. evinde yedi ay Resulullah(sav)’ı misafir etmiştir. Bu yüzden kendisine Mihmandar-ı Resul denir. Yani Peygamberimizi evinde misafir eden demektir.

Üç erkek, bir kız evladı vardır. Erkek evlatları Eyyüb, Halid ve Abdurrahman’dır. Kızı ise Amre’dir.

Türkiye’de Eyüp Sultan olarak bilinmesinin nedeni büyük oğlunun adının Eyyüb olmasıdır. Ve kendisi İstanbul’un manevi sultanı kabul edildiği için ”Eyüp Sultan” olarak adlandırılmıştır.

Eyüp Sultan Hz. Allah Resulu(sav) ile Hayber Savaşı’nda omuz omuza mücadele etmiştir. Kendisi yetmiş yaşının üzerinde ve hasta iken Yezid’in ordularının Bizans’a geleceğini duyunca iyileşmeye çalıştı ve kendisini bu konuda uyaranlara şu hadisi nakletti:

” Allah-u Teala en çok şu amelleri sever;

1.Namazı vaktinde ve ilk cüzünde kılmak.

2.Anne-babaya iyilik etmek.

3.Allah rızası için düşmanla savaşa gitmek.”

”Şimdi biz de Allah için savaşa gideceğiz” demiştir.

Eyüp Sultan Hz. Vefatı

Eyüp Sultan Hz. Bizans’a ulaştığında Ayasofya Camii’nde iki rekat namaz kılmıştır ve şöyle duada bulunmuştur: ”Ey yücelerden yüce Allah’ım! En kısa zamanda bu mabedi İslam ibadethanesi eyle. Burayı İslam ve Müslümanlara nasip eyle.”

Akşama doğru Eyüp Sultan Hz. Kumkapı civarında yüzlerce Bizanslının saldırısına uğradı. Başına gelen bir taşla ağır yaralandı. Arkadaşlarını çağırıp ” Ben artık ölüyorum, beni surlara en yakın yere gömün. Mezarımı belli olmayacak şekilde yapın” demiştir.

Ertesi gün vefat etmiştir ve şimdi Eyüp Sultan Camiinin olduğu yere defnedilmiştir.

www.tevhidnuru.com

Cami avlusundaki büyük çınar Eyüp Sultan Türbesi’nin bulunduğu gün Akşemseddin Hazretleri tarafından dikilen çınardır.

Eyüp Sultan Camii Avlusu , Çınar Ağacı

Bu demir parmaklıklar içine bir mezara yedi yüz asker defnedilmiştir. Bunun sebebi düşmanı sevindirmemektir.

Günümüzde Eyüp Sultan Türbesinin içi restore edilmiştir ve İstanbul’da gezilmesi gereken en değerli yerlerden biridir.

Eyüp Sultan Hz.Türbesi, İstanbul

Allah hepimize Eyüp Sultan Hz. yaşamı gibi bir yaşam , vefatı gibi bir vefat nasip etsin.. Mübarek sahabe Eyüp Sultan, bütün evliyalara, ermişlere ve şehitlerimize rahmet eylesin.. Amin.

Allah’ın Dostu Olabilmek

”Allah dostları için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.” (Yunus Suresi 62-64)

Allah dostları dediğimiz veli kullar yani Allah’ı seven O’na itaat eden kullar dünya ve ahirette Allah’ın koruması altındadır.

Bizlere kötü veya olumsuz görünen her durumun altında Allah’ın sakladığı bir güzellik vardır. Bu bakış açısıyla hayata ve olaylara bakabilmek Allah dostlarının sahip olduğu bir özelliktir.

Onlar Allah sevgisini kendi nefislerinden üstün gören kimselerdir. Yaşadıkları her olayın,her anın kaza ve kaderin Allah’tan geldiğine iman ederler. Bu nedenle onlar için korku ve üzüntü yoktur.

Kalplerin,mutlulukların ve üzüntülerin asıl sahibi Allah’tır. O’ndan gelen herşey ışıktır, nurdur.

Dostlarını koruyan, onlar için cennet gibi bir mükafat hazırlayan Allah iki dünyada da sevdiklerine şah damarından yakındır ve onlardan razıdır.

Allah dostları dediğimiz kullar ”Allah dostlarına korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de” ayetiyle huzur bulurlar. Kalpleri huzur, güven ve sükunete kavuşur.

Allah dostları dediğimiz evliyalar makama, paraya, güzelliğe ve şöhrete bağlanmazlar. Onlar için baki olan Allah’ın varlığını her şeyin üstündedir.

Hiçbir zalim, hiçbir zulüm Allah dostlarına korku ve üzüntü veremez. Hz.Mevlana Mesnevi’de zalimler hakkında şöyle söylemiştir: ”Zalimlerin zulmü karanlık bir kuyudur. Daha ziyade zalim olanın kuyusu daha korkunçtur. Adalet ”daha kötüye, daha kötü ceza verilir”buyurulur. Ey zulümle bir kuyu kazan! Sen kendin için tuzak hazırlıyorsun. Zayıfları sen yardımcısız ve kimsesiz sanma; Kur’an’dan ”İza cae Nasrullah” oku. Sen filsen, senden ürkmüşse sana ceza olarak işte ebabil kuşu gelip çattı.”

Rabbim hepimizi dostlarından eylesin.Amin..