Bir zamanlar üç arkadaş hacca gitmeye karar verir. Uzun süre para biriktirirler. Hacca gitmeye bir gün kala ertesi gün yola çıkmak için sözleşirler.
Arkadaşlardan biri akşam eve gelir ve camdan dışarıyı izlemeye başlar. Ve görür ki bir kadın evin önündeki çöp kutusunu karıştırıyor. Hanımına o kadını eve çağırmasını söyler.
Hanımı kadını çağırır ve kadın utanarak eve girer. Ağlamaya başlar. ” Neden çöpü karıştırıyorsun kardeşim, feracenle ne saklıyorsun? ” der.
Kadın: ” Evde üç tane çocuğum var, eşim hasta, feracemle çöpte bulduğum iki ölü tavuğu saklıyorum.”
Adam kadının haline çok üzülür ve o tavukları atmasını söyler. Hac için biriktirdiği bütün parasını kadına verir.
Kadın ”Allah sizden razı olsun ” diyerek oradan ayrılır.
Ertesi sabah arkadaşları eve gelir. Adam hastalandığını, onlarla gidemeyeceğini söyler. İki arkadaş şaşırır ve helalleşerek yola çıkarlar.
Mekke’ye ulaşırlar. Tavafta, namazda, Müzdelife ve Vakfe’de hacca gelemeyen arkadaşlarını en önde görürler..
Seslenirler, seslerini duyuramazlar…
Yetişmeye çalışırlar, yetişemezler…
Şaşırır kalırlar..
Hacdan döndüklerinde hemen o arkadaşlarına uğrarlar. Neden onlarla birlikte gelmediğini sorarlar. Arkadaşları hacca gitmediğini söylese de ona inanmazlar.
Bu iki arkadaş gece uyuduklarında bir rüya görürler. Rüyalarında bir ses onlara şöyle der : ” Siz hacı olamadınız ama o arkadaşınız hacı oldu.”
Sonuç olarak;
”Yunus Emre der hoca, gerekse var bin hacca
Hepsinden iyice, bir gönle girmektir.”
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:” Müminin kalbi Allah’ın beytidir.”
Yani; Hacca gidemeyen o arkadaş yaptığı iyilikle Allah katında hacı olmuştur. Kalbiyle tavaf etmiştir. Kalp tavafı en makbul tavaftır.
Allah hepimizi kalp hacılarından eylesin.. Amin.
