Arefe Gününün Önemi

Arefe günü haccın temel rüknü olan vakfe yapılır.Arefe günü Allah’a yakınlaşmanın ve teslimiyetin en kuvvetli ifade biçimlerinden birisi olan kurban ibadetinin müjdecisidir.Zilhicce ayının dokuzuncu günüdür.

Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurmuştur:

“Arefe gününde tutulan oruç geçmiş bir senenin ve gelecek senenin günahlarına kefaret olur.”

Resulullah’ın (sav) bildirdiğine göre: “Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir. Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la şerike lehu. (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur) sözüdür.” (Muvatta, Hacc 246)

Resulullah (sav): “Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allah’ın kıymet verdiği bir gündür.” diyerek, Allah Teâlâ’nın kıymet verdiği günü hürmet ederek bilinçli bir şekilde yaşamaya gayret etmemizi istemiştir. Hürmet, verilen nimeti idrak etmekle ve verileni bilmekle, görebilmekle başlar. Arefe gününü günahlara girmeden oruçla, duayla, istiğfarla geçirmek kullarını arefe gününde bağışlayacağını müjdeleyen Allah Teâlâ’ya hürmetin ve şükrün bir ifadesidir.

Arefe gününde şu ibadetler yapılabilir; duha namazı (kuşluk namazı), tesbih namazı ve şükür namazı kılınabilir. Tövbe istiğfar, salavat, kelime-i tevhid okumak tavsiye edilen ibadetlerdendir. İhlas suresi okumak tavsiye edilir.

Teşrik tekbirleri okunmalıdır.Kurban bayramının arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın 4. gününe ikindi namazına kadar ikindi namazı dahil farz namazlardan sonra toplam 23 defa “Allâhü ekber Allâhü ekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd” cümlesini söylemeye “teşrik tekbiri” denir.

Arafat Dağının Önemi

Kelime olarak “bilme, anlama, tanıma” ve “güzel koku” gibi mânalara gelen bir kökten türemiş olan arefe ve arafatın etimolojisi ve aralarındaki anlam farkı konusunda değişik görüşler ileri sürülmekle birlikte, genel olarak arafat kelimesinin arefenin çoğulu olmayıp her ikisinin de tekil halinde aynı yerin adları olduğu kabul edilmiştir. 

Arafat Dağı, Müslümanlar açısından son derece önemlidir. Bunun nedeni ise burada Müslümanlar açısından önemli olan bir takım olaylar meydana gelmiştir. Arafat Dağında meydana gelen önemli olaylar şu şekildedir;

Arafat Dağı, Adem ile Havva’nın ilk buluşmuş oldukları yer olarak bilinir. Adem ile Havva yeryüzüne gönderildikten sonra yıllarca birbirini aramış sonrasında ise Arafat Dağında birbirlerine kavuşmuşlardır.

Hac ziyareti, İslam’ın 5 şartı arasında yer almaktadır. Hac ziyaretindeki ibadetlerden bir tanesi olan vakfe ise bu dağda yapılır. Dünyanın pek çok yerinden gelen Müslümanlar bu dağda toplanır. Bu dağda Müslümanlar hep beraber günahlarının affedilmesi için dua etmektedir. Bu ziyaretin ardından Müslümanların günahlarından arındığı kabul edilmektedir.

Bunun yanında Peygamber Efendimiz Hz. Muhammet (SAV) Hac, Arafat’tır ifadelerini kullanmıştır. Hac ibadetinin tamamlanması için Arafat dağının ziyaret edilmesi gerekmektedir. Bu sebeple Arafat Dağı Müslümanlar için çok önemlidir. Bunun yanında Kur’an-ı Kerim’de de Arafat dağının Müslümanlar için ne kadar önemli olduğundan bahsedilmektedir.

Arafat ve Arefe

Arefe haccın en önemli farzı olan vakfenin yapıldığı yerin (Arafat) diğer adıdır. Vakfe, kurban bayramının bir gün öncesi olan zilhicce ayının dokuzuncu günü burada yapıldığından bu güne yevmü arefe (arefe günü) veya Türkçe’de kısaca arefe (arife) denilmiştir.

Arefe günü, haccın temel rüknü olan vakfenin o gün yapılması sebebiyle büyük önem taşımaktadır. Arefenin önemine, faziletli ve makbul duanın o gün yapılan dua olduğuna dair hadisler vardır (bk. Şevkânî, IV, 70; Muhibbüddin et-Taberî, s. 392). Vakfe, arefe günü zeval vaktinden kurban bayramının birinci günü fecrin doğuşuna kadar olan süre içinde yapılır (geniş bilgi için bk. VAKFE). O gün vakfenin dışında yapılması gereken başka önemli hususlar da vardır. Hacıların terviye günü (8 Zilhicce) Mekke’den Mina’ya gidip orada geceledikten sonra arefe günü sabah namazını Mina’da kılarak güneşin doğuşunu takiben Arafat’a çıkmaları, zeval vaktinden sonra orada gusletmeleri, öğle ve ikindi namazlarını öğle vaktinde birlikte kılmaları (bk. CEM‘), zamanlarını tekbir, tehlil, telbiye, salâtüselâm ve dua ile geçirmeleri ve akşam güneşin batmasıyla birlikte Müzdelife’ye doğru yola çıkmaları sünnettir. Hz. Peygamber’den arefe günü oruç tutmanın faziletine dair hadis rivayet edildiği gibi, Arafat’ta oruç tutmanın menedildiğine ve kendisinin orada oruç tutmadığına dair hadisler de vardır. Buna göre, hacıların zayıf düşerek asıl görevlerini aksatmalarına yol açacağı için arefe günü oruç tutmaları mekruh, hacca gitmeyenlerin aynı gün oruç tutması ise müstehap kabul edilmiştir (Şevkânî, IV, 267-269; el-Fetâva’l-Hindiyye, I, 229). Ayrıca kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazına kadar her farz namazın ardından okunan teşrîk tekbirlerine de arefe günü sabah namazından sonra başlanır.

Kurban bayramından bir gün öncesine mahsus olan arefe tabiri, Türkçe’de ramazan bayramından bir gün öncesi için de kullanılmaktadır. Bunun gibi, belli gün ve bayramlardan bir gün öncesine veya önemli bir olay ya da olayların cereyan ettiği bir dönemden önceki günlere de Türkçe’de arefe denmektedir.

Zilhicce Ayının Değeri

“Hac ayı” anlamına gelen Zilhicce hem hac ibadetinin hem de kurban ibadetinin gerçekleştirildiği ay olması nedeniyle İslam alemi için büyük önem taşıyor.

Hz. Peygamberin: “Ayların efendisi Ramazan, saygıya en lâyık olanı da zilhiccedir” buyurarak önem arzettiği zilhicce ayı, hac ve kurban ibadetlerini içinde barındırır.

Sözlükte “hac ayı” anlamındaki zilhicce (zülhicce, zülhacce) kamerî yılın zilkadeden sonra gelen son ayıdır. Yani Hicri yılın 12. ayı olan son ay. Dolayısıyla bu aydan sonra, hicri yeni yıl başlayacaktır. Zilhicce, Haram ayların da ikincisidir.

İslam dininin beş temel ibadetinden biri olan hac bu ayda yapılır. Mübarek Aylar’ın ikincisidir. Ayrıca haccın bir parçası ve tamamlayıcısı olan kurban kesme ibadeti de bu ayda yapılır. İslam aleminde bugün Kurban Bayramı olarak kutlanır.

Her Müslüman’ın imkanları el verdiği müddetçe hayatında en az bir kez hac ibadetini yapması farzdır.

Hac, yılın her hangi bir vaktinde yerine getirilmesi mümkün olmayan, yalnızca zilhicce ayına mahsus bir ibadettir. Yine her Müslüman’ın hacca gitmiş olsun olmasın, imkanı oldukça kurbanını kesip bayram sevincini dünyanın dört bir yanında yaşadığı aydır zilhicce…

Zilhiccenin sekizinci günü “terviye”, dokuzuncu günü “arefe” ismiyle anılır. Kurban Bayramı zilhiccenin onuncu günü başlar ve dört gün devam eder.

Müfessirlerin çoğunluğu, Fecr Sûresi’nin 2. âyetinde üzerine yemin edilen on gecenin zilhicce ayının ilk on gecesi olduğu görüşündedir. İbn Abbas’ın, “Bilinen günlerde Allah’ın ismini zikretsinler” âyetinde geçen (Hac Suresi- 22/28) “bilinen günler” ifadesini de zilhiccenin ilk on günü veya teşrik günleri diye yorumladığı nakledilir.

Hz. Peygamber’in, “Allah katında ibadet edilecek -sâlih amel işlenecek- günler içinde zilhiccenin ilk on gününden daha hayırlısı yoktur” (Buhârî) “Allah katında zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha değerlisi yoktur; bugünlerde tesbihi çok yapın; tahmîdi, tehlîli ve tekbiri çok söyleyin” buyurduğu nakledilir.

Hac: Allah’ın Evine Misafir Olmak

Kabe,Mekke

Kabe Allah’ın evi olduğu gibi, bu dünyada O’nun evidir ve ömürlerimiz aslında birer hac yolculuğudur. Müminin kalbi olan Kabe, Allah ve Resulu sav tarafından O’ndan başka sahibi olmayan bir ev haline getirilmiştir.

Allah’ın bizden istediği selim olan kalp Rabbimizden başkasından ve nefsani isteklerden arınmış olan huzurlu bir kalptir. Allah’ın evi olan Kabe’ye gittiğimizde de bütün nefsani ve dünyevi isteklerden arınıp sadece O’na yönelir ve kul oluruz.

Ahiretin provasını yaparak ölmeden önce ölmenin farkına varırız. Bütün maddi, manevi imkan ve makamlardan sıyrılıp süslerden ve renklerden bile arınıp O’nun yanına giderken ibadetlerimizden başka hiçbir şey götüremeyeceğimizin farkına varırız.

Kefeni hatırlatan ihramı giyerek bütün müslüman kardeşlerimizle eşit bir şekilde O’na yolculuğa çıkarız.

”Hac” kelimesinin anlamı ziyaret etmektir. Kabe-i Muazzama tevhid inancının sembolüdür. Hac yön belirleme ve hedef seçme eylemidir.

Kabe’yi içinde bulunduran Mekke’nin diğer ismi Ümmü’l Kura yani Şehirlerin Anası’dır.

İbnü’l Arabi şöyle söylemiştir: ” Gönül aleminde dolaşan hisler, fikirler ve hayaller hacıların Kabe’yi tavaf etmeleri gibi kulun kalbini tavaf eder.”

Attığımız her adım hac hazırlığı gibidir. Orada nasıl Allah’ın huzurunda ve rızasını kazanma çabasındaysak hayatımızda da her an nefsi mücadeleye devam etmeli, haccı ve Allah’a yaklaşmayı Kabe’ye hapsetmemeliyiz.

Kuran-ı Kerim’de Allah şöyle buyurmuştur:

”Beytimi ziyaretçiler için temizleyiniz.” ( Hcc,22/26)

”Şüphesiz insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de alemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kabe’dir.” (Al-i İmran,3/96)

”İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: ”Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rüku ve secde edenler için evimi(Kabe’yi) tertemiz tutun.” ( Bakara, 2/125)

” Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın.” ( Bakara,2/196)

”Kim, oraya giderse kurtulur.”( Ali İmran, 3/97)

Haccın hedefi Allah’a yakınlık ve rızasını kazanmaktır. Hakikat arayışımızı Hz. Hacer gibi her an sürdürerek O’nun rızasına kavuşabiliriz.

Her an Allah’ın huzurunda olduğumuzun bilincinde yaşayarak her mevsimi kalbimiz için hac mevsimi yapabiliriz.

İlahi aşkı kalbimizin merkezine koyarak onun etrafında dönebiliriz. Allah hepimize kalbimizle hacı olmayı nasip etsin.. Amin…

Hacının Kalp Yolculuğu

Bir zamanlar üç arkadaş hacca gitmeye karar verir. Uzun süre para biriktirirler. Hacca gitmeye bir gün kala ertesi gün yola çıkmak için sözleşirler.

Arkadaşlardan biri akşam eve gelir ve camdan dışarıyı izlemeye başlar. Ve görür ki bir kadın evin önündeki çöp kutusunu karıştırıyor. Hanımına o kadını eve çağırmasını söyler.

Hanımı kadını çağırır ve kadın utanarak eve girer. Ağlamaya başlar. ” Neden çöpü karıştırıyorsun kardeşim, feracenle ne saklıyorsun? ” der.

Kadın: ” Evde üç tane çocuğum var, eşim hasta, feracemle çöpte bulduğum iki ölü tavuğu saklıyorum.”

Adam kadının haline çok üzülür ve o tavukları atmasını söyler. Hac için biriktirdiği bütün parasını kadına verir.

Kadın ”Allah sizden razı olsun ” diyerek oradan ayrılır.

Ertesi sabah arkadaşları eve gelir. Adam hastalandığını, onlarla gidemeyeceğini söyler. İki arkadaş şaşırır ve helalleşerek yola çıkarlar.

Mekke’ye ulaşırlar. Tavafta, namazda, Müzdelife ve Vakfe’de hacca gelemeyen arkadaşlarını en önde görürler..

Seslenirler, seslerini duyuramazlar…

Yetişmeye çalışırlar, yetişemezler…

Şaşırır kalırlar..

Hacdan döndüklerinde hemen o arkadaşlarına uğrarlar. Neden onlarla birlikte gelmediğini sorarlar. Arkadaşları hacca gitmediğini söylese de ona inanmazlar.

Bu iki arkadaş gece uyuduklarında bir rüya görürler. Rüyalarında bir ses onlara şöyle der : ” Siz hacı olamadınız ama o arkadaşınız hacı oldu.”

Sonuç olarak;

”Yunus Emre der hoca, gerekse var bin hacca

Hepsinden iyice, bir gönle girmektir.”

Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:” Müminin kalbi Allah’ın beytidir.”

Yani; Hacca gidemeyen o arkadaş yaptığı iyilikle Allah katında hacı olmuştur. Kalbiyle tavaf etmiştir. Kalp tavafı en makbul tavaftır.

Allah hepimizi kalp hacılarından eylesin.. Amin.