Ya Naru Kuni Berden ve Selamen

Ey ateş! Serin ve selamet ol.. Hz.İbrahim için inen bu ayet. Onu yakan ateşi gül bahçesine çeviren bu ayet.. Allah dilerse ateş gül bahçesi olur. Yakıp kül etmesi gereken ateş güller açar. Tesbih çekerken zikrimiz ”ya naru kuni berden ve selamen”olsa o tesbih güller açmaz mı? Ey ateş.. Serin ve selamet ol.. Bize dokunma, bizi korkutma, bize güven ver.. Hz. İbrahim’in ateşi Nemrut’un yaktığı ateşti. Peki bizi yakan ateş ne? Yaşadığımız üzüntüler, hastalıklar, borçlar, deprem korkusu ya da sevdiğimiz birinin ölümü..Yalvarsak Allah’a ” Ya naru kuni berden ve selamen” O’nun bizim kalbimizdeki ateşi gül bahçesine çevirmeye gücü yetmez mi? İçinde buşunduğumuz zorlukları cennete dönüştürmeye, hayat bitti dediğin anda bin kat hayırlı bir hayata başlatmaya gücü yetmez mi? O dilerse bizi korkularımızdan emin kılar. Ateşin içinde yanmaya bir adım kala gül bahçesi vaad eder ve vaadini yerine getirir. Yeter ki güvenelim Rabbimize. Çünkü O en güzel dost ve en güzel yardımcıdır..

Ateşi gül bahçesine çeviren Rabbim ben seni çok seviyorum, beni senin sevdiklerinden eyle.. Amin.. Dua ile..

AYŞE NURDAN

İSLAMIN İLK KIBLESİ

İslam kaynaklarına göre Kâbe, Hz. İbrahim’den beri kıble idi. İslamiyet’ten önce Hanîfler de Kâbe’ye saygı gösterir ve ona doğru yönelerek namaz kılardı. Mekke’de Hz. Peygamber’in namaz kılarken Kudüs’e veya önceleri Kâbe’ye, daha sonra Kudüs’e yahut Kâbe’yi önüne alarak Kudüs’e yöneldiği şeklinde üç farklı görüş ileri sürülmektedir. Hz. Peygamber’in İsrâ yolculuğu sonrasından itibaren Kudüs’e yöneldiği de söylenmişse de biz, Kudüs ve Kâbe’yi cem eden bu son görüşün daha makul olduğunu söyleyebiliriz.

Mekke’deki aynı anda hem Kâbe’ye, hem de Kudüs’e yönelme imkânı Medine’ye hicret ile son buldu. Zira Kâbe ile Kudüs, Medine’nin iki zıt tarafında kalmıştı. Allah Resulü, Medine’ye hicret edince on altı veya on yedi ay kıble olarak Kudüs’e yöneldi. Hz. Peygamber’in Kudüs’e yönelmesi Yahudilerin hoşuna gidiyor, “Hem bizim kıblemize uyuyor hem de dinimizde bize muhalefet ediyor.” diye böbürleniyorlardı. Yahudilerin psikolojik baskısı, Hz. Peygamber’i hayli rahatsız etti ve kıblenin değiştirilmesini arzular hâle geldi. Sonunda Yüce Allah, Resulü’nün beklentisine şöyle cevap verdi: “(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin.” Allah Teâlâ’nın bu emriyle kıble, Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilmiş oldu.

Şu halde Hz. Peygamber’in kesin olarak Medine’de on yedi ay, Mekke’de ise büyük bir ihtimalle yıllarca Kâbe ile birlikte Kudüs’e yöneldiği anlaşılmaktadır. İşte Müslümanlar açısından Kudüs’ün bu denli önemli oluşunun ilk sebebi budur. Kıble, Allah’a yönelişi sembolize ettiğine ve Hz. Peygamber de bu amaçla Kudüs’e doğru namaz kıldığına göre Kudüs, aynı zamanda Allah’a yönelişin bir ifadesidir.

Yüce Allah’ın ifadesiyle, “Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mabet), Mekke’deki (Kâbe)dir.” Bazı rivayetlere göre, Hz. Âdem veya oğlu Hz. Şit tarafından bina edilmiştir. Zamanla tahrip olan Kâbe’nin duvarları aşınmış, hatta bazen sel gibi doğal afetler yüzünden yerle bir olmuştur. Bu nedenle Kâbe, tarihin farklı dönemlerinde yeniden yapılmış veya kısmî onarımlar görmüştür. Sonra Allah, Hz. İbrahim’e burada bir ev yapmasını emretmiş, o da oğlu İsmail ile birlikte Allah’ın evi Kâbe’yi inşa etmişti.

Kaynaklardan öğrendiğimize göre yeryüzünde inşa edilen ikinci mabedimiz ise Mescid-i Aksâ’dır. Bir gün Ebû Zerr, “Yâ Rasûlallah! Yeryüzünde ilk kurulan mescit hangisidir?” diye sorunca o (sas), “Mescid-i Haram’dır” buyurdular. “Sonra hangisidir?” dedi. O, “Mescid- i Aksâ’dır” buyurdular.” Ebû Zerr, “Bunların arasında ne kadar zaman vardır?” dedi. Allah Resûlü, “Kırk sene” diye cevap verdi.

Hz. Peygamber, Beytu’l-Makdis’te namaz kılmayı, ayrıca oradan umre yapmayı tavsiye buyurmuştur. Şüphesiz Mescid-i Aksâ’yı, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksâ’dan sonra üçüncü mescit yapan bir başka önemli sebep, Peygamberimizin İsrâ denilen mucizevî gece yolculuğunu oraya yapmış olmasıdır. “Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid- i Aksâ’ya götüren Allah’ın şânı yücedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”

Peygambere Salavat

Her namazın sonu şu yakarışla biter:

”Allah’ım, İbrahim’e ve İbrahim ailesine rahmet ettiğin gibi, Muhammed’e ve Muhammed ailesine de rahmet et! Şüphesiz sen övülmüşsün, yücesin.”

”Allah’ım İbrahim’e ve İbrahim ailesine bereket verdiğin gibi, Muhammed’e ve Muhammed ailesine de bereket ver! Şüphesiz sen övülmüşsün, yücesin.”

Bu salavatta Hz.İbrahim adının Hz.Muhammed’inki ile birlikte niçin ortaklaşa dile getirildiği sorulabilir. Böyle bir soruya verilen cevaplardan üç tanesi..

-Hz. İbrahim Halilullah(Allah’ın dostu), Hz.Muhammed ise Habibullah(Allah’ın sevgilisi)olduğu için.

-Veya Hz.İbrahim Yüce Allah kendisine ”İnsanlara haccı ilan et ki yaya olarak ve her uzak yoldan gelen bitkin develer üzerinde sana gelsinler!”(Hacc,22/27) dediği zaman Kutsal Kanun’un ilan edicisi olduğu, Hz.Muhammed ise Yüce Allah’ın ”Ey Rabbimiz, muhakkak biz”Rabbinize iman edin”diye seslenen bir davetçiyi işittik!”(Al-i İmran,3/193) sözüne uygun olarak dinin bütün uygulamasının ilan edicisi olduğu için…

Yahut da Allah ”…ceddiniz İbrahim’in dininde”(Hac,22/78)şeklinde kelamıyla Hz.İbrahim’i müminlerin atası olarak belirlediği için..

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Eğer bir Müslüman sadaka verecek bir şey bulamazsa şöyle dua etsin..”Allah’ım kulun ve elçin Muhammed,mümin erkek ve mümin kadınlar,Müslüman erkek ve Müslüman kadınlar üzerine bereket yağdır.”

KAYNAK:DUANIN RUHU/PROF.DR EVA de VİTRAY-MEYEROVİTCH

Hz. İbrahim ve Hacer

”Ben babam İbrahim’in duasıyım. Annem Hacer’in rüyasıyım.” (Hz. Muhammed-sav)

İbrahim tevhit rehberi. İbrahim tedebbür. İçindeki putu devirmeden başkasının putunu deviremezsin. Hacer tevekkül. Hacer teşekkür. Kabe mi ona komşudur, o mu Kabeye? Kalbini Kabe edenler bilir. İsmail teslimiyet. İsmail terbiye. Bazen bir bıçak öğretir sadakati, ne kadar keskinse o kadar güzel. ” Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk” diye yankılanıyordu aşkın kıblegahı Kabe.. Cenabı Allah köle diye küçümsenen bir kadının kendisine olan aşkı ve imanına, çilesine, sadakatine bir hediye takdim ediyordu. Hacerü’l Esved. Hz. İbrahim önce içindeki putunu devirdi. Sonra babası Azer’in el emeği göz nuru yaptığı bütün putları un ufak etti. Her peygamberin bir kalp okulu vardır, bir de ruh miracı. Kimine ağaç, kimine mağara, kimine kuyu vahiy okulu olmuştur. Hz. İbrahim’in okulu da miracı da atıldığı ateş uçurumudur.

AŞKIN MEALİ-SİNAN YAĞMUR

Mekke ve Medine

Lebbeyk Allahümme lebbeyk

Lebbeyke la şerike leke lebbeyk

İnne’l hamde ve’n nimete

Leke ve’l mülk la şerike lek

”Buyur Allah’ım buyur! Emrindeyim buyur!

Buyur Allah’ım, senin asla ortağın yoktur.

Buyur Allah’ım, şüphesiz hamd sana mahsustur.

Nimet de senindir mülk de senin, asla ortağın yoktur.”

Mekke-i Mükerreme

Kabe… Allah’ın kutsal evi. Zamanın, mekanın anlamını yitirdiği yer. Allah’la baş başa kaldığımız mekan.

Allah’ın evi Kabe’nin yine Allah’ın evi olan Mümin kalbiyle karşı karşıya geldiği yer.

Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail’in tevekkülü, inşası ve İslam’ın kalbi.

Her anı mahşer günü gibi. Dünya cazibelerinden, renklerinden, hırslarından uzak. Kalpte, dilde, bakışta, adımda yalnızca Allah’ın rızası.

Tövbe ve istiğfar ile, dua ile, Kuran-ı Kerim ile, namaz ile Allah’a yaklaşma mücadelesi.

İbrahim Peygamberin, Muhammed Peygamberin adım attığı , dua ettiği yerler. Onlarla aynı yerde, aynı şekilde dua etmektir kalbi heyecanlandıran.

Allah rızası için temiz tutulan Kabe’nin etrafında yine kalbimizi temizlemek için dönmektir melekler gibi.

Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in teslimiyetini, Allah’a dostluğunu, güvenini, nefsini kurban etmeyi, Hz. Hacer gibi mücadele etmeyi, Hz. Muhammed (sav) gibi sabretmeyi, Allah rızasını kalbimizde ilk sıraya koymayı öğrenmektir Mekke..

Medine-i Münevvere

Nurlu şehir, gül kokan şehir Medine.. Rasulullah’ın (sav) evi. O’nun gibi tertemiz, nurlu, huzurlu şehir. Asr-ı Saadet’i kalbinde saklayan şehir. Sahabelere yurt olan şehir.

Kimsesizlerin, yolda kalmışların, gariplerin sığınağı..

Mescid-i Nebevi

Rasulullah(sav)’a can-ı gönülden kucak açan, bağrına basan Medine..

Bizler için Allah yolunda nice çileler çekmiş gül kokulu peygambere kavuşup gül olmak..

”Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidine Muhammed.”

Rasulullah’ın karşısına geçip O’na salavat okuyup, dua etmek ve O’nun görüp dua edeceği insanlardan olabilmek..

Hiçbir yere benzemeyen güzeller güzeli iki şehir.. Rasulullah’a, sahabelere, Allah yolunda şehit olmuş nice yüce gönle ev olmuş iki nurlu şehir..

Allah hepimize bu iki şehri görmeyi ve oradaki kalplere hakkıyla layık olmayı nasip eylesin. Amin.

Hz. İbrahim Halilullah’ ın Gül Bahçesi

Hz. İbrahim imanıyla herkese örnek olan ve elleriyle Kabe’ yi inşa eden yüce peygamber.. Batıp gidenleri sevmeyen peygamber..

” Sonra Ay’ı görünce bu mu benim Rabbim diye sordu ” ( En’am, 77 )

” Fakat o da batıp gidince ant olsun demişti eğer Rabbim bana hidayet etmemiş olsaydı muhakkak sapıtanlardan olacaktım.”

(En’am ,77)

Zalim kral Nemrut’ un tanrılarına karşı çıkıp bir tek Allah’ı savunan Hz. İbrahim Nemrut’un gözünde vahşice yakılmalı ve halka ibret olmalıydı.

Bütün halka odun toplatıp getirtti zalim kral. Bu öyle bir ateş olmalıydı ki ucu bucağı olmamalı ve hiç sönmemeliydi. Ateş yakıldı ve kibrinden gözü kör oldu Nemrut’ un.

” Yakında bir tek ilah ben olacağım, ben ” dedi.

İbrahim Peygamber mancınığın üstüne çıkınca: ” Siz dünya hayatında birbirinizle kafirlikte dostsunuz Allah’ı bırakıp ancak putlara tutundunuz. Fakat kıyamette kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Barınacağınız yer ateştir. Hiç bir yardımcınız da yoktur.” ( Ankebut,25 )

”Ben dedi, doğrusu Rabbime gidiciyim. O bana yol gösterir. ” ( Saffat,99 )

İbrahim Peygamber ateşe atılacağı sırada Cebrail gelerek bir isteği olup olmadığını sordu.. ”Senden bir isteğim yok. Hasbinallahi ve’l nimel vekil (Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.” dedi.

PEYGAMBERİ YAKMAYAN GÜL BAHÇESİ ATEŞ

Bu andan sonra mucizeler sahibi, ol dediğinde olduran Allah ” Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selamet ol ” (Enbiya,21:69) buyurdu.

Halilullah İbrahim Peygamberin ateşi bir gül bahçesine dönüştü. Allah’ın dostu olana ateş ne yapabilirdi?

Teslimiyetiyle en yüce dosta dost oldu peygamber.

Zalim kral Nemrut ise o koskoca sarayında, en güzel uykusunda burnundan giren bir sinekle başını duvara vurarak ölmüştü.

Koskoca ateşi Halilullah’a serin eyleyen Allah, zalim kralı küçücük sineğe kurban etmişti.. Çünkü Allah El-Adil’dir.

”Kitapta İbrahim’i de an. O doğruluğu ve sıdkı çok olan bir peygamberdi.” (Meryem,41)

Resulullah (sav) Hz. İbrahim için şöyle buyurmuştur: ” Ben babam İbrahim’in duası, annem Hacer’in rüyasıyım.”

İLK MABET, ALLAH’IN EVİ : KABE

Allah İbrahim Peygamberin kendisi için bir mabet yapmasını istediğinde oğlu İsmail ile Kabe’nin temellerini attı. Duvardaki bir boşluğu işaret ederek kapatılmasını istedi peygamber. İsmail parlak, mis gibi kokan bir taş getirdi. Hacer-ül Esved..

İbrahim Peygamber Kabe’ye koşup haykırdı: ” Lebbeyk Allahümme lebbeyk! ”

Allah’ın evi olan Kabe artık ziyarete hazırdı..

Ve Allah köle diye küçümsenen bir kadını, Hz. Hacer’i Kabe’ye komşu eyledi..