Hz.Meryem’in İslamiyetteki Önemi

Hz.Meryem dünyaya geldiğinde Zekeriya (a.s), Allah Teâlâ tarafından onun bakım ve gözetimi ile görevlendirildi. Buna rağmen Hz.Meryem, harikulade bir şekilde kendisine temel ihtiyaç maddeleri gönderilerek Allah tarafından rızıklandırıldı. (Âl-i İmrân, 33-37) Küçüklüğünden itibaren Zekeriya (a.s)’nın mescidinde kendini ibadete veren Hz. Meryem, Allah’ın özel olarak seçtiği, ruhunu temizlediği ve kulluğuna davet ettiği has kullarındandır (Âl-i İmrân, 42-43).

İnsanlardan uzak bir şekilde mescitte hususi bir odaya kapanan Hz. Meryem’e Allah Teâlâ bir gün, Cebrail’i (a.s) gönderir. Hz. Meryem, kendisine insan suretinde görünen Cebrail’den korkar ve bir kötülük etmesinden Allah’a sığınır. Cebrail (a.s), olayın iç yüzünü açıklayarak, Allah’ın elçisi olduğunu ve bir çocuk müjdelemek için gönderildiğini belirtir. Bunun üzerine Hz. Meryem şaşkınlık içerisinde, “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde benim nasıl çocuğum olabilir?” diye haykırır. Cebrail (a.s) de bu seslenişe şöyle cevap verir: “Evet öyle. Rabbim diyor ki: o benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir.” (Meryem, 19/16-21; Âli-İmrân, 3/45-47

Böylece Hz. Meryem, Hz. İsa’ya hamile kalır. Çevresi tarafından töhmetle karşılanacak olan bu durumun izahı mümkün değildir. Bunun için, artık mescitten de ayrılıp, herkesten uzak bir yere çekilmeyi tercih eder. (Meryem, 19/22) Artık toplumdan uzak bir yerde yaşayan Hz. Meryem, hamilelik günlerini sürdürürken doğum sancıları başlayınca, oracıktaki bir hurma ağacının altına sığınır.

Doğum sancılarıyla birlikte töhmet korkuları da o kadar artmıştır ki, bu endişe ona, “keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım” dedirtmiştir. Bu noktada Cebrail (a.s), Allah’ın emriyle imdadına koşar ve seslenir: “Üzülme, Rabbin senin hemen altında bir dere akıttı. Hurma ağacını kendine doğru salla ki sana taze hurma dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun. Şayet insanlardan birini görecek olursan, ‘ben Rahman’a susmayı adadım. Bu gün hiçbir kimseyle konuşmayacağım’ de!” (Meryem, 19/23-26) Bu ifadeler, olayın Allah tarafından planlandığına, ayrıca Hz. Meryem’in yalnız olmadığına ve Allah tarafından korunup gözetildiğine işaret ediyordu. Bir bakıma Hz. Meryem’e, “çocukla ilgili çevrene bir şey söylemen gerekmez. Bu konuda eleştirilere cevap verme sorumluğu bize aittir” denmiş oluyordu. Böylelikle Meryem’in içine az da olsa soğuk su dökülmüş oluyordu.

Hz. Meryem, artık bu manevi destekle, kucağına çocuğunu alıp kavminin yanına gidebilirdi. Öyle yaptı. Ne var ki korktuğu başına geldi ve toplum onu en kötü şekilde ayıpladı. Dediler ki: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın! Ey Harun’un kız kardeşi, senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.” (Meryem, 19/27-28) Bunun üzerine Hz. Meryem, bebeği işaret etti. Neler olup bittiğini ona sorun, demek istiyordu.

Etrafındaki insanlar, “Beşikteki bebekle nasıl konuşuruz?” deyince, bebek İsa lisana geldi ve dedi ki: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. (Rabbim) bana Kitab’ı (İncil’i) verdi ve beni peygamber kıldı. Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı. Yaşadığım sürece bana, namazı ve zekâtı emretti. Beni anneme saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).” Beşikte konuşturulan yavrunun sözlerinden sonra, Cenab-ı Hakk söze girerek asıl temayı bizlere şöyle vurguluyor: “Hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsa işte budur. Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. Allah yücedir, bu (iddia)dan uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece ‘ol!’ der, o da oluverir.” (Meryem, 19/34-35)

Allah Teâlâ, bu ayetlerle, Hz. İsa’nın babasız olarak dünyaya geldiğini, toplumun gözü önünde kimsenin inkâr edemeyeceği bir şekilde ortaya koydu. Bu olay, ileride “İsa Allah’ın oğludur” iddiasıyla inkârcılığa sapacak olan Hıristiyanların, gökleri bile çatlatan bu iftiraya yeltenmemeleri için, daha İsa’nın doğduğu günlerde, Allah’ın güç ve kudretini ortaya koyan bir tarzda, tarihi bir gerçek, bir mucize ve belge olarak insanlığa sunulmuştur.

Hz.Meryem islam dünyasına bir iffet ve sabır örneğidir.

Meryem Suresinin Değeri

Meryem suresinin verdiği mesajlar şunlardır;

Allah’ın kudretinde herhangi bir sınır bulunmamaktadır. Allah’tan hiçbir zaman ümit kesilmemelidir.

Allah’a dua edilirken edeple, alçak sesle yalvarılmalıdır. Anne ve babaya iyilikler edilmelidir.

Allah hiçbir zaman çocuk edinmez. Hristiyanların inandıkları şekilde İs(as) Allah’ın oğlu değildir. İsa (as) bir peygamber ve bir insandır. Hz. Meryem Allah’ın takdiri ile babasız olarak dünyaya getirmiştir. İsa (as) hakkında bunun dışındaki tüm inanışlar küfürdür.

Tüm peygamberler insanları yalnız olan tek ve bir olan Allah’a iman etmeye çağırmışlardır. Yalnızca Allah’a ibadet etmeye çağırmışlardır. Peygamberler dürüst, sözlerinde duran ve seçkin olan kullardır.

Namaz bırakılmamalıdır.

Şehevi arzulardan kaçınılmalıdır. Tövbe ederek Allah’a inanan, hayırlı işler peşinde koşan takva sahibi olan kişiler cennet ile ödüllendirilecektir.

Yoktan var eden Allah’ın gücü, insanları tekrar diriltmeye de yetendir.İnkar eden kişilerin dünyada geldikleri konumlar geçicidir. O kişilerin sahip oldukları ne varsa dünyada kalacaktır. Allah’ın huzuruna ise tek başlarına çıkacaklardır. Allah dünyada onlara mühlet vermektedir. Gerçeği ahirette anlayacaklardır. Allah katında kalıcı, sürekli olan salih amel değerli olandır.

İnanan ve yararlı işler yapan kişiler için Allah gönüllerde sevgi yaratır. Kuran hem müjdeleyici hem de uyarıcı olan bir kitaptır.

Allah’a karşı gelmiş olan geçmiş toplumların sonlarından mutlaka herkesin ibret alması gerekmektedir.

Meryem suresinin 96.ayeti ”sevgi ayeti”olarak anılmaktadır. ” İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, rahmân onlar için (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.”