Kalp için, insanı tefekküre daldıran, halvetten daha yararlı bir şey yoktur. Bir ayna gibi varlıkların suretini yansıtıp duran kalp nasıl olur da ışıldayabilir?
Heves ve arzuların pençesindeki bir kalp Allah’a doğru nasıl kanatlanıp açılabilir?
Gafletten arınmadıkça nasıl olur da Allah’ın huzuruna çıkmayı umabilir? Yanılma ve sürçmelerden tövbe etmeden, ilahi sırların inceliklerini kavramayı nasıl aklından geçirebilir?
Her günahın, her gafletin ve her hatanın asıl sebebi insanın kendinden hoşnut olmasıdır. Her taatin, her uyanıklığın, her iffetin esası da kendisinden hoşnut olmamaktır. O varlıktan bu varlığa koşturup durmaktan vazgeç!
Bu durumda dibek taşını döndüren ve dönüp dolaşıp hep aynı noktaya gelen merkebe benzersin.
Varlıkları bırak da Var Edene taşı, çünkü:
Doğrusu son durak, Rabbinin huzurunu olacaktır! (Necm,53/42)
Nurlar, kalplerin sırları ve bineğidir. Nur, kalbin ordusudur, karanlıksa nefsin ordusu. Eğer Allah kullarından birine zafer kazandıracaksa ordularının desteğini verir ve karanlıkla yılgınlık ordularının önünü keser.
Nur, sonuçta keşfi (kalbin ilahi ilhamlara mazhar olmasını ve gaybdan bazı şeyler görmesini),basireti ve hikmeti doğurur. Kalp bunlara yaklaşabilir de, onlardan uzaklaşabilir de. Varlıkların dış yüzü kuruntu ve aldanma, iç yüzü ise ders ve ibrettir.
Nefis gözünü aldanışa diker, kalp ise ondaki gizli ders ve ibrete dikkatle bakar.
Allah seni varlıklardan uzaklaşmaya ittiğinde bil ki sana dostluk kapısını açmak istiyor.
Namaz hem Allah’a yakarış ve O’nunla konuşma hem de arınma kaynağıdır.
Sırlar alanı namazla açılır, nurun parıltısı namazda yayılır. Senin aciz olduğunu bildiği için yüce Allah namazların sayısını azalttı ve seni O’nun fazlı keremine ne kadar muhtaç olduğunu bildiği için de namazı sana uzanan ilahi bir yardım eli yaptı.
Bazı nurlar kalbe gelir ve kaybolur. Bazı nurlarsa kalbe girer ve yerleşir. İlahi nurlar sana inerler, fakat kalbin varlıkların suretleriyle dopdolu olduğu için geldikleri yere dönerler.
Kalbini O’nun dışındaki her şeyden boşalt ki içini ilahi bildiler ve sırlarla doldurabilesin.
Akıl sahibi kimse geçici olanla değil kalıcı olanla sevinir. Onun nuru ışıldar, yüzü müjdeler verir. Bu dünyadan kaçıp yüz çevirir ve onu ne yurt ne yuva edinmeksizin nefretle ondan uzaklaşır. Bu dünyada bütün gayretini Allah’a yöneltir ve huzuruna yüz akı ile çıkabilmek için O’ndan yardım diler.
İBN ATAULLAH EL-İSKENDERİ -GELİN TACI (NEFİSLE MÜCADELENİN İLACI)
