Yükünü Bırak da Geç

Dünya malına aşırı düşkünlük hayatı bu dünyadan ibaret görüp ahireti unutma gafletinin kahredici bir neticesidir. Kafirler ve fasıklar kıyametin o dehşet dolu gününde karşılaşacakları azaptan kurtulmak için dünyadayken sahip oldukları her şeyleri kat kat fazlasıyla vermeye razı olacaklardır. Lakin o gün iş işten geçmiş her şey bitmiş fırsat elden kaçmıştır.

Bir Hak dostu ibret nazarıyla seyrettiği bir manzaradan hareketle insanoğlunun ihtirasını şöyle ifade buyurur:

”Bir gün bir ağacın altında oturmuş dinleniyordum. Bir karınca dikkatimi çekti. Kendinden hayli büyük bir ekmek kırıntısını yüklenmiş sürükleye sürükleye götürüyordu. Bazen bir su birikintisiyle karşılaşıyor ve etrafından dolaşıyor bazen de otlara takılan ekmeğin ucunu kurtarmak için didinip duruyordu. Ama ne ekmek parçasını bırakıyor ne de rahatça taşıyabilmek için ekmeği ufaltıp küçültmeye razı oluyordu. Bu şekilde o sıcak günde ekmek parçasını uzun bir mesafe taşıdı. Nihayet yuvasına geldi. Lakin yuvasına giden koridor küçük taşıdığı lokma ise büyüktü. Binbir zahmetle yuvanın ağzına kadar getirdiği ekmek parçasını bir türlü içeriye sokamıyordu. Ekmeğin etrafında dolaşıyor parçayı döndürüyor öbür tarafından çekiyor ama bir türlü lokmacık yuvaya girmiyordu.

Bu manzara beni kendi halimi düşünmeye sevk etti. Bir ömür boyunca istif edip biriktirdiğimiz malları nasıl kabir kapısından sokmaya çalıştığımız aklıma geldi. Halbuki dünyada biriktirdiğimiz bu eşyanın ziynet ve servetlerin çok daha güzelleri bizi ahiret hayatında bekliyordu. Tabii eğer daha önceden oraya gönderebilmişsek! Hakk’ın lütfettiği nimetlerin nasıl sarf edileceğini bilmiş isek..”

Salihlerden biri şöyle demiştir:

”Rüyamda kendimi cehennem köprülerinin üzerinde duruyor gibi gördüm. Oraya büyük bir korku ve endişe ile baktım.

Kendi kendime:

”Bunları nasıl geçeceğim? derken orada biri bana:

-”Ey Allah’ın kulu! Yükünü bırak da geç!”dedi.

Ona:

-”Benim yüküm nedir ki?” dediğimde

-”Dünyayı bırak” diye karşılık verdi.

OSMAN NURİ TOPBAŞ/BİR NASİHAT BİNBİR İBRET