Ahmed er-Rufai Hz. Salavatı

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى نُورِكَ الأَسْبَقِ. وَصِرَاطِكَ الْمُحَقَّقِ. الَّذِي أَبْرَزْتَهُ رَحْمَةً شَامِلَةً لِوُجُودِكَ. وَأَكْرَمْتَهُ بِشُهُودِكَ. وَاصْطَفَيْتَهُ لِنُبُوَّتِكَ وَرِسَالَتِكَ وَأَرْسَلْتَهُ بَشِيراً وَنَذِيراً. وَدَاعِياً إِلَى اللهِ بِإِذْنِهِ وَسِراجاً مُنِيراً. نُقْطَةِ مَرْكَزِ الْبَاءِ الدَّائِرَةِ الأَوَّلِيَّةِ. وَسِرِّ أَسْرَارِ الأَلِفِ الْقُطْبَانِيَّةِ. الَّذِي فَتَقْتَ بِهِ رَتْقَ الوُجُودِ. وَخَصَّصَتْهُ بِأَشْرَفِ الْمَقَامَاتِ بِمَوَاهِبِ الإِمْتِنَانِ وَالْمَقَامِ الْمَحْمُودِ. وَأَقْسَمْتَ بِحَيَاتِهِ فِي كِتَابِكَ الْمَشْهُودِ. لأِهْلِ الْكَشْفِ وَالشُّهُودِ. فَهُوَ سِرُّكَ الْقَدِيمُ السَّارِي. وَمَاءُ جَوْهَرِ الْجَوْهَرِيَّةِ الْجَارِي. الَّذِي أَحْيَيْتَ بِهِ الْمَوْجُودَاتِ. مِنْ مَعْدِنٍ وَحَيَوَانٍ وَنَبَاتٍ. قَلْبِ الْقُلُوبِ وَرُوحِ الأَرْوَاحِ وَإِعْلاَمِ الْكَلِمَاتِ الطَّيِّبَاتِ. الْقَلَمِ الأَعْلَى وَالْعَرْشِ الْمُحِيطِ رُوحِ جَسَدِ الْكَوِنَيْنِ. وَبَرْزَخِ الْبَحْرَيْنِ. وَثَانِي اثْنَيْنِ. وَفَخْرِ الْكَوْنَيْنِ. أَبِي الْقَاسِمِ أَبِي الطَّيِّبِ سَيِّدْنَا مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الله بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ عَبْدِكَ وَنَبِيِّكَ وَحَبِيبِكَ وَرَسُولِكَ النَّبِيِّ الأُمِّيِّ وَعَلٰى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ تَسْلِيماً كَثِيراً بِقَدْرِ عَظَمَةَ ذَاتِكَ فِي كُلِّ وَقْتٍ وَحِينٍ سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلاَمُ عَلٰى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Anlamı:

“Allah’ım! salât, selâm ve bereket, en önce zâhir olan nûruna, hakîkî yoluna olsun. Onu varlıklar için hepsini kuşatan bir rahmet olarak ortaya çıkardın, müşâhedenle şereflendirdin, nübüvvet ve risâletin için seçtin. Onu müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdin, Allah’ın izniyle O’na davet eden ve karanlıkları aydınlatan bir kandil yaptın. O evvelî dâire olan “bâ”nın merkez noktasıdır ve kutbâniyet elifinin sırlarının sırrıdır. Öyle bir sırdır ki, varlığın ortaya çıkışı onun varlığı iledir. İhsanlarınla makâm-ı mahmûd ve en yüce makamları ona mahsus kıldın. Şâhidli kitabında keşif ve şuhûd ehline, hayatı hakkı için yemin ettin. Ki o, kadîm olan ve devam eden sırrın, akıp giden cevheriyetin cevherinin suyu, onunla maden, hayvan ve bitkilerden olan varlıkları ihyâ ettin. Kalplerin kalbi, ruhların rûhu, güzel kelimelerin îlâmı, yüce kalem, kuşatan arş, iki âlemin cesedinin rûhu, iki denizin berzahı, ikinin ikincisi, iki âlemin iftihârı, Ebu-l Kâsım, Ebu-t’Tayyib, AbdulmuttalibIin oğlu Abdullah’ın oğlu, senin kulun, habîbin, rasûlün, ümmî nebi Muhammed’e, âline ve ashâbına salât ve selâm eyle. Ve Zâtının azameti kadrince, her vakit ve her an çok selâm eyle. Rabbin onların niteledikleri şeylerden münezzehtir. Bütün Rasûllere selâm olsun. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.”

([1]Nebhânî,  Efdal, 20-21;  Bu sâlatın Rasûlullah’tan (s.a.v.) gelen gizli sırların mânâlarına vukûfiyet, yüceliklere kavuşmada en güzel vesilelerden olduğu bildirilir.)

Kaynak: Yrd. Doç Dr. Veysel Akkaya, Kalplere Şifa Salavat ve Dualar, Erkam Yayınları

Münacat

Allah’ım sana yapılan duaların en faziletlisiyle, isimlerinin sana en sevgilisi ve değerlisiyle senden istiyorum. Bize efendimiz ve peygamberimiz Muhammed sav vasıtasıyla lütfettiğin büyük nimetler hürmetine istiyorum ki O’nunla bizi dalaletten kurtardın ve O’na salavat getirmemizi emrettin. Bu salavatımızı da manen derece almamıza, hatalarımızın silinmesine vesile ettin.Biz O’na iman ettik getirdiklerini tasdik eyledik ve kendisine indirilen nura tabi olduk. Senin sözün haktır.

”Allah ve melekleri peygambere çok salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” (Ahzab,56)

Kullara peygamberlerine salat etmelerine emredip farz kıldın. Yüzünün celali, azametinin nuru ve muhsinlere vaad ettiğin lütuflar hürmetine senin ve meleklerinin, kulun, rasulun, peygamberin, seçtiğin ve kulların içinde hayırlı kıldığın Efendimiz Muhammed sav’e salat ve selam olsun. Şüphesiz sen her türlü hamde layık son derece şeref sahibisin.!

Peygambere Salavat

Her namazın sonu şu yakarışla biter:

”Allah’ım, İbrahim’e ve İbrahim ailesine rahmet ettiğin gibi, Muhammed’e ve Muhammed ailesine de rahmet et! Şüphesiz sen övülmüşsün, yücesin.”

”Allah’ım İbrahim’e ve İbrahim ailesine bereket verdiğin gibi, Muhammed’e ve Muhammed ailesine de bereket ver! Şüphesiz sen övülmüşsün, yücesin.”

Bu salavatta Hz.İbrahim adının Hz.Muhammed’inki ile birlikte niçin ortaklaşa dile getirildiği sorulabilir. Böyle bir soruya verilen cevaplardan üç tanesi..

-Hz. İbrahim Halilullah(Allah’ın dostu), Hz.Muhammed ise Habibullah(Allah’ın sevgilisi)olduğu için.

-Veya Hz.İbrahim Yüce Allah kendisine ”İnsanlara haccı ilan et ki yaya olarak ve her uzak yoldan gelen bitkin develer üzerinde sana gelsinler!”(Hacc,22/27) dediği zaman Kutsal Kanun’un ilan edicisi olduğu, Hz.Muhammed ise Yüce Allah’ın ”Ey Rabbimiz, muhakkak biz”Rabbinize iman edin”diye seslenen bir davetçiyi işittik!”(Al-i İmran,3/193) sözüne uygun olarak dinin bütün uygulamasının ilan edicisi olduğu için…

Yahut da Allah ”…ceddiniz İbrahim’in dininde”(Hac,22/78)şeklinde kelamıyla Hz.İbrahim’i müminlerin atası olarak belirlediği için..

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Eğer bir Müslüman sadaka verecek bir şey bulamazsa şöyle dua etsin..”Allah’ım kulun ve elçin Muhammed,mümin erkek ve mümin kadınlar,Müslüman erkek ve Müslüman kadınlar üzerine bereket yağdır.”

KAYNAK:DUANIN RUHU/PROF.DR EVA de VİTRAY-MEYEROVİTCH

Salavat Getirmenin Sevabı

Rasulullah(sav) salavat hakkında şöyle buyurmuştur:

”Ümmetimden en yakın olanlar bana en çok salavat getirenlerdir.”

”Allahü Teala’yı razı etmek isteyen bana çok salavat göndersin.”

”Bana bir salavat okuyana Cenab-ı Hak on salavat getirir.”

”Bir kimseye sıkıntı geldiğinde bana salavat okusun. Salavat kederleri, üzüntüleri giderir.”

”Bana salavat okuyanların salavatlarını duyarım.”

”Bana salavat okuyan kişiye bütün melekler salavat okur.”

”Cuma günü yüz defa salavat okuyan kimsenin seksen yıllık hataları bağışlanır.”

”Bir kişinin okuduğu salavat ona sırat köprüsünde bir nur olacaktır.”

”Salavat okuyan kişi cennetin yolunu bulmuş demektir.”

Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammed..

Salavatın Güzelliği

Salavat Rasulullah’a selam göndermektir. ” Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed.” ” Allah’ın selamı ve rahmeti Rasulullah(sav) ve ailesinin üzerine olsun.”

O’nu hatırladığımızın bir göstergesidir. İnsan nasıl sevdiğinin halini hatrını soruyorsa Rasulullah’a salavat okumak da böyledir.

Mutlu ve üzgün olduğumuz anları O’nunla paylaşmaktır. Bir salavatla günahımız silinir çünkü kalbimize nur yağar. O’nun adı alemlere rahmet ve hidayettir.

Her salavatla biraz daha doğru yolu buluruz. Salavat okuyan kişiyi melekler Rasulullah’a bildirir.

O’nunla buluşma şerefine kavuşuruz. İnşaAllah O da bu vesileyle bizlere dua eder.

Kur’an’da “Allah ve melekleri şüphesiz Peygambere salât ediyorlar. Ey iman etmiş olanlar, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” (Ahzab, 33/56) buyurulur.

Allah hepimizi O’nun nuruna kavuştursun. Amin..

Allah’a Yakınlaştıran Secde

Allah ”Secde et ve Rabbine yaklaş!” buyurur. (Alak-19)

Secde teslimiyetin, Allah’a bağlılığın gösterileceği en güzel andır. Nefsin, gururun, kibrin tükendiği kutlu bir haldir. İnsanı şeytandan ayırır secde. Her gün beş defa en sevgilinin huzuruna varan insan huzurlu ve mutludur.

Adını anmaya en layık olan Yüce Allah’ın adını andıkça kalbe rıza hali gelir.

Said b. Cübeyr şöyle demiştir:” Secde azaları olan mescedler Allah’ındır yani Allah’ın mahlukudur. Dolayısıyla onlarla Allah’tan başkasına secde etmeyin.”

İnsan Rabbinin verdiği nefes, sağlık ve hayatla Allah’a secde eder. Namaz kılan insan bunların farkına vararak Allah’a hamd-u sena eder.

”Allahümme leke secedtü ve bike amentu ve leke eslemtü, secede vechi li’llezi halakahü ve saverrahü ve şakka sem’ahü ve basarahü, tebarek Allahu ahsenel halıkın.”

Türkçe meali:” Allah’ım! Sana secde ettim, sana iman ettim ve teslim oldum. Yüzüm kendisini yaratana, ona şekil verene, onda göz ve kulak açana secde etti. Allah ne mübarektir.”

HAYYE ALE’L FELAH! HAYYE ALE’L FELAH! (KURTULUŞA GELİN!)

Namaz insanın kurtuluşudur. Dünya dertlerinden, bunalımlarından uzaklaştıran bir cennet nefesidir. Vefa gösterilmeyi en çok hak eden Rabbimizi unutmadığımızın nişanesidir.

”Senden başka ilah yoktur” diyerek O’nun hep açık olan tövbe kapısına koşmaktır.

Peygamber efendimiz(sav) şöyle buyurur: ”Müezzini işittiğiniz zaman onun söylediği gibi söyleyiniz. Sonra bana salat getiriniz çünkü kim bana bir salat getirirse Allah ona on salat getirir. Sonra bana vesileyi isteyiniz. O cennete Allah’ın kullarından yalnız bir kula verilecek bir menziledir, umarım ki o benim. Onun için kim bana vesileyi isterse ona şefaatim helal olur.”

Vesile; Allah’a iman edip rızasına uygun işler yapmaktır.

Rabbimiz namazla toprak gibi tevazu olmamızı istemiştir. Maddi ve manevi anlamda günde beş defa arınıp huzur bulmamızı istemiştir.

Allah hepimizi namaz kılan , Allah’ın emrini yerine getiren kullarından eylesin. Amin…