Deruni bir teemmül. Ey benlik perdesine bürünmüş insanoğlu.. Zannedermisin ki yaşadığın her gün sana layık, sana mahsus, sana mecburdur? Zannedermisin ki güneş yalnız senin için doğar da ay senin için batmaya yüz tutar? Oysa kisenin burun kıvırdığın bunda ne var deyip geçiverdiğin bir gün nice mazlumun secdelerde gözyaşı ile niyaz ettiği bir rüyadır.
Bilmezmisin ki her an bir ilahi takdirin tecellisidir. Senin sıradan addettiğin sabah, bir yetimin ömrünce hasdretle beklediği bir sofradır belki. Senin usanarak yürüdüğün yollar bir felçlinin uykularına sızan bir ümittir. Nimet elindeyken gözün kör, elin hoyrat, kalbin nadan.. İşte bu en büyük hicrandır.
Tasavvuf ehli der ki kainat her an yeniden yaratılır. Ve senin gafletin bu yaratılışa bigane kalmaktır.
Ey kişi bir lokma, bir ekmek, bir yudum su, bir dost sesi, bir gökyüzü.. Bunlar basit midir? Yoksa sen mi kendini çok yükseklerde gördüğün için aşağıda kalanı küçümsersin? Hakkın lütfuna doymuşsun da şükrü unutmuşsun.
Hatırla Hz.Mevlana şöyle buyurur” Şükretmek nimeti arttırır, nankörlükse gözü kör eder”
Sen bugünü sıradan görürsün. Belki bugün gönlünün kefaretidir. Belki bugün kaderinin dönümüdür. Ama sen ne yaptın? Güne şükür yerine serzenişle başladın. Nimeti hak zannettin. Zamanı hiçe saydın. Oysa her gün bir emanettir. Her nefes bir sınav. Her tebessüm bir sadaka. Her acı bir ilahi sır.
Ey gönlü uyuyan! Bil ki yaşadığın gün senin değildir sadece. O günün içinde nice kulun duası, nice yetimin umudu, nice hastanın sabrı vardır. Ve sen o günle ne yaptın?
Unutma hayat fark edene emanettir. Fark edemeyen için bir rüya değil gaflet uykusudur.
”Yazar: Mesnevihan”
Instagram: @mesnevihan_
