Tasavvufta B Harfinin Sırrı

“İlâhî sırlar peygamberlere inen kitaplardadır, peygamberlere inen kitapların sırrı Kur’ân’dadır, Kur’ân’ın sırrı Fatiha Sûresinde, Fatiha’nın sırrı besmelede, besmelenin sırrı B harfinde, B nin sırrı ise altındaki noktadadır.” Hz. Ali (r.a)

“B” harfinin altındaki nokta da sanki bize “Sen bu kâinatta aczin ve fakrın ile bir zerresin, kibirlenme o elif sana ait değil, ama zerre olmakla birlikte enenin yani elifin altında bir nokta olduğunu idrak et ve üstündeki b’nin kollarına bak, yukarı doğru açmış da kollarını kâinata yayılan esmayı gösteriyor” diyor.

“B” sırrına erdirilmişler “sonsuz-sınırsız ALLÂH” kavramı içinde, hem kendilerini hem de tüm evrenin bir “hiç” olduğunu fark edip, “an”sız bir biçimde “var olan yegâne vücud ALLÂH imiş” gerçeğinin zevkini sürerler.

Allah’a Yakınlığımız…

Rabbimiz bize bütün sevdiklerimizden, ailemizden, en yakınlarımızdan daha da yakındır. Duygularımıza, acılarımıza hiç kimse yardım edemezken O bizi aracısız görür ve duyar.

Herkesten ve her şeyden bizleri koruyan Rabbimiz iki dünyada da O’nu seven kullarını yalnız bırakmayacaktır.

Bizlere dua imkanı veren Allah günde beş defa huzuruna davet etmektedir.

“Kullarım, beni sana sorarlarsa, bilsinler ki, ben onlara çok yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına karşılık veririm. Şu halde kullarım benim davetime uysunlar ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulsunlar.” (Bakara, 2/186)

Allah Teâlâ’nın bir ismi “el-Mücîb” yani “dualara icabet eden”dir. Bize bizden daha yakın olan Rabbimiz, sözlü ya da kalbi bütün dualarımızı işiten, bilen ve kabul edendir.

Bazen sevdiklerimiz bile sözlerimizi anlayamazken Rabbimiz kalbimizden geçenleri işitmektedir.

Allah bizlere en yakınımızın kim olduğunu anlayarak yaşamayı, O’na sığınanlardan olmayı nasip etsin.

En ufak bir acıda gittiğimiz sahte kapılardan yolumuzu çevirip kendi gerçek kapısına yönlendirsin.

Amin…

Eyyüb Peygamber Öğretmenimiz Olursa…

Eyyüb peygamber sabrı ile kalbimize gizlenmiş bir peygamberdir. Yetmiş yıl sağlıklı, varlıklı bir şekilde yaşadıktan sonra hastalanıyor. Çiçek ve cüzzam hastalığı yaşıyor. ”Allah bana yetmiş yıl sağlıklı bir ömür verdi, şimdi Rabbime isyan edemem” diyor.

Eyyüb a.s farkında ki beden kendisinin değil, ceset kendisinin değil, ruh kendisinin değil. Kendisine ait tek şey kulluğu.

Bu hastalıklar kulluğuna engel olana kadar şikayet etmiyor. Hastalığın duaların kabulüne sebep olduğunu biliyor.

Yalnızca Eyyüb a.s bu hastalık onu Allah’ı zikredemez duruma getirdiğinde diyor ki:

” Ve eyyube iz nêdê Rabbehu. Enni messeniye’d- durru ve ve ente erhamurrâhimîn

”Eyyüb, Rabbine şöyle yalvarmıştı: Ya Rabbi bana zarar dokundu ve sen merhametlilerin en merhametlisisin.”

Cenâb-ı Hakk, sevgili kulu Hz. Eyyûb’un duasını kabul eder. Ayağını yere vurmasını, çıkacak olan su ile yıkanmasını ve bu soğuk sudan içmesini buyurur. Hz. Eyyûb emri yerine getirir ve hastalıklardan kurtulup Rabbine şükreder.

EYYÜB SABRI

Sabır makamı Hz. Eyyüb’e ait bir makamdır. Sabır kulun kurtuluş anahtarıdır. Allah tarafından gönderilen bir ilaçtır ve imanın yarısıdır.

Allah’tan gelen bir sıkıntı için sabredeni ve hatta gönderenin hatırına o sıkıntıya şükredebileni Allah cennet ile müjdelemiştir.

Eyyüb a.s çektiği çilelere rağmen isyan etmemesiyle, sabredip Allah’a niyazına dua etmesiyle bizlere örnek olmuştur.

Hastalık, kaza, sıkıntı, üzüntü yaşadığımız anlarda, darda kaldığımızda Allah bizlere Hz. Eyyüb’ ün sabrıyla yardım etsin. Amin..

Koronavirüs ve Biz

Bu virüs hangi laboratuvarda oluşturulmuş, kimin yediği yarasadan bulaşmış net olarak bilmiyoruz. Tek bildiğimiz bunu Rabbimizin yarattığı.

Allah-u Teala’nın rahmeti sınırsızdır ve elbette bu da O’ndan bize bir derstir. Belki tövbe etmemiz ve zulümden uzak kalmamız için belki de ölümün ne kadar yakın olduğunu anlamamız içindir.

Kendini dağlar kadar güçlü zanneden insanın göremediği bir virüsle acı çekerek ölmesi..

Bu durum bize insanın kibrinin yersizliğini gösterir. Çünkü istediğinde bize bu maskeleri taktıran Allah’ın takdir edince neler yapabilecek kudrette olduğunu anlamamız gerekir.

Birçok hastalık ve sebepler gibi bu da ölüme bir sebeptir. Bu nedenle vakit varken tövbe etmeli, yaptığımız yanlışlardan dönmeliyiz..

Kibri bir kenara bırakıp tevazu sahibi olmalıyız. İsyan etmeden, ümitsizliğe kapılmadan Allah yolunda devam etmeliyiz.

Ölümün an kadar yakın olduğunu unutmadan yaşamalıyız. Geçmiş toplumlarda hastalıklar, salgınlar nasıl imtihan vesilesiyse bizim için de öyledir.

Ama Rahman ve Rahim olan Allah ”Her zorluktan sonra bir kolaylık yaratacaktır.”

” Yüce Allah’ım sen şifası olmayan bir hastalık yaratmazsın. Her derdin dermanını da sen yaratırsın. Hastalıktan kurtulmayı bana nasip et.”

” Ya Rabbi! Hz. Eyyub (a.s) sabrı hürmetine bizleri hastalıktan koru.”

Merhametli Rahman! Hastalıklara şifa veren Şafi! Yüce Allah’ım..

Hastalarımıza şifa ver. Sağlık çalışanlarımıza yardım et.

Bizlere sağlıklı olduğumuz her an için şükretmeyi nasip et. Bu hastalıktan vefat edenleri affet ve Resulullah (sav) Efendimize komşu eyle. Amin..

Eviniz Yansa Ne Yapardınız ?

Ebu Musa el-Esari(r.a) Basra’da(Irak) rivayet etmişir. Kendisi birgün bir mahallenin tamamen yandığını görür. Yardım için insanları çağırmaya koşarlar. O mahallede evi bulunan bir adama evinin yandığını söylerler ve şu cevabı alırlar: ”Evimin yanması beni endişelendirmiyor.” Nedenini sorduklarında ” Rabbimdn evimi yakmayacağına dair söz aldım” cevabını alırlar.

Sonra bütün mahalle yanıp dumanlar gittiğinde anlaşılır ki o adamın evi hariç tüm evler yanmış Bu Allah dostu Rabbine inanarak, güvenerek ve tam teslimiyetle dua edip sonuç için endişelenmemiştir.

Er-Mani ve Er-Müheymin olan Rabbimiz sevgili kulunun malına gelecek olan zararı önlemiştir.

Koruyucu Bir Dua

Bismillahirrahmanirrahim,

Bismilahi’llezi la yedurru ma’a ismihi sey’un fil-ardi ve la fis semai ve hüve’s semi’ul-alim.

Anlamı

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Yerde ve gökte hiçbir şey O’nun izni olmadan zarar veremez.O Semi’dir,Alim’dir.