Allah Şerre İzin Verir Fakat Razı Olmaz

Allah Teala iyiliğin de kötülüğün de yani hayrın da şerrin de ortaya çıkmasına izin verir fakat sadece iyilikten hoşnut ve razı olur. Çünkü O, Gizli bir hazine idim, bilinmek istedim buyurmuştur.

Yüce Allah hiç kuşku yok ki emreder ve yasaklar. Emredilen kimse tabiatı icabı kendisine emredilen şeye karşıysa emrin ancak o zaman bir anlamı olur.

” Hey aç, nefis lokmalar ye, şekerler ye!” denilmez, çünkü böyle bir emir, emir değil teşviktir.

Aynı şekilde, kişinin zaten nefret ettiği şeyi yasaklamak da yasaklamak sayılmaz. ”Taş yeme, diken yeme!” denilmez. Böylesi sözlerin yasakla alakası yoktur.

İyiliğin emredilmesi ve kötülüğün yasaklanması ancak kötülüğe meyyal bir kimse varsa o zaman tam ve doğru ortaya konur. Böyle bir kimsenin var olmasını istemek, kötülüğü istemek olur.

Fakat Allah kötülüğü tasvip etmez, şerre razı olmaz, yoksa iyiliğin emredilmesi istenmezdi.

Bu çelişkili durum, ders vermek isteyen bir adamın haline benzer. Talebesi cahil olsun da ders verebilsin ister.

Fakat o öğretmen talebenin cahilliğini tasvip etmez, cehaletine razı olmaz. Yoksa ona ders verme gereği duymaz, onu dersten muaf tutardı.

Aynı şekilde doktor da insanların hasta olmalarını ister, çünkü mesleğini icra etmesi lazım.

İnsanlar hasta olmazsa sanatını gösteremez. Ama hastalığa karşı mücadele eder, yoksa hastalarla ilgilenmez, tedavi etmezdi.

Bunun gibi, fırıncı da mesleğini sürdürebilmek ve geçimini sağlamak için insanların acıkmalarını ister, fakat açlığa razı olmaz, aksi takdirde ekmeğini satamayacaktır.

Nitekim insan da, nefsinde kötülüğe iten duyguların bulunmasını arzu eder, çünkü öylesi ayartmalar olmadan kendisinin şükreden, itaat eden, dindar bir kul olması mümkün olmaz.

İnsanın bir şeyi arzu etmesi, onunla birlikte gerekenleri de arzu etmesi demek olur.

Fakat insan bu ayartmaları sevmez, zira onları nefsinden söküp atmak için gayret sarf eder.

Demek ki bir yandan şerri ister, diğer yandansa onu reddeder.

Bir şeyi istemek demek onun ayrılmaz bir parçası olan şeyi de istemek demektir. O yüzden bize bağışlayıcı olmamız, barışı sağlamamız ve ıslah edip düzeltici olmamız emredilmiştir.

FİHİ MA FİH – HZ.MEVLANA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir