Ve sen ruhunla varlığın en ince zerresiyle fısıldamıştın: ”Beli”
Ey gönlü aşk ile sararmış gönlü vuslatla dolmuş can.. Bil ki ne ilk görüş bu dünyanın sabahında oldu ne de aşk ten gözünün gördüğüne meftun olur. Aşık sevgiliyi ilk defa bezmi elestte gördü. O canan ki henüz ten bulmamışken bile nazarıyla ruhu yakmış bir tek bakışıyla ömrü aşk ile mühürlemiştir. İşte o bezm sükutun kelamından önce olduğu, ve aşkın henüz harfsizken zuhur ettiği ebedi bir meclistir. Orada beli cevabı sadece Rabbe değil göz göze gelen aşık ile maşuk arasında da bir sırrın perdesidir.
Zamanın ve mekanın ötesinde aşk. Ey aşık olduğunu zanneden gönül elestte verilen o kadim aşk dururken ten sevdasına meyletmek padişahın davetini bırakıp sokakta oyalanmaya benzer.
Unutma ki maşuk-i hakiki bir tanedir. Gerisi suret, gerisi gölgedir.
Ve gölgeye aşık olan güneşi hiç tanımamış demektir.
(Bir derviş)
