EYÜP SULTAN CAMİİ’NİN GİZEMLİ SIRLARI

Ebu Eyyub El Ensari

Yıl 622, peygamberliğin 13.yılı Akabe biatları. Peygamber efendimizin arkasında kimsenin bulunmadığı zamanlar. Birinci akabe biatında 6 kişi olan müslümanların sayısı ikinci akabe biatında 72’ye yükseldi. Ebu Eyyub el Ensari Hz. geniş basiretiyle zamanın kıymetini anlamış ve gönlünü islamiyete kaptırmıştı.Efendimiz as Hz.Abbas ra sordu.Neye biat ettiğinizin farkında mısınız?Bütün dünyayı karşınıza alacaksınız dedi.Ve 72 kişiden lebbeyk sesi duyuldu.Anam,babam herşeyim sana feda olsun Ya Rasulallah.

Efendimiz aleyhisselatu vesselamın vahiy katibi olan Ebu Eyyub el Ensari Hz. İslam davasına olan bağlılığını gösterecekti.

Eyyub el Ensari Hz Akabe biatı sonrası Müslümanlar Medine’ye hicrete doğru yola çıkarlar. Sahabelerimiz Efendimiz asm gözünün içine bakar her hareketi takip ederlerdi. O gün ise herkesin tek isteği vardı. Acaba peygamberimiz sav kalmak için kimin evini seçecekti? Peygamberimiz devenin yularını çözdü ve seçimi devesi Kusva’ya bıraktı. Deve Eyyüb El Ensari’nin evinin önüne oturdu. Çünkü o davasına sadık kalanlardı. Yedi ay efendimizi asm evinde misafir etti.

Ebu Eyyüb el Ensari Hz Bedir,Uhud,Hendek savaşı ve tüm gazvelerde İslam adına cihat etmiştir. Peygamberimizin vefatından 40 yıl sonra hicretin 49.senesi İslam ordusu kumandanı Süfyan bin Avf ra idaresindeki ordu ilk İstanbul kuşatmasını gerçekleştirdi. Kendisi orada ön sıralarda oldu. Bu fedakar zat o anda yüz yaşına yakındı.

Eyüp Sultan Hz kalbinde peygamberimiz sav söylemiş olduğu ”İstanbul elbette fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.”

Ebu Süfyan ve Eyüp Sultan Hz bu sırada şehit olmuştur.

EYYUB EL ENSARİ’NİN MEZARI NASIL BULUNDU?

Akşemseddin, Fatih’in şeyhidir. Eyüp El Ensari’nin mezarını bulmak için rüyasında gördüğü yere gittiğinde o ana kadar hiç karşılaşmadığı bir nurla karşılaşır. Orada bir çobana denk gelir. Çoban ona koyunlarının bu yerin sınırlarına girmediğini üzerinden atladığını söyler.

Artık Sul­tân’ın gönlünde hiçbir şüphe kırıntısı dahî kalmadı ve gösterilen yer kazılmaya başlandı. Biraz sonra Ebû Eyyûb’a âit bir mezar taşı çıktı; Akşemseddîn Hazretleri’nin kerâmeti tahakkuk etti.Akşemseddin Hz. buranın Eyüp Sultan Hz. kabri olduğuna ikna olur. Baş ve ayak uçlarına çınar ağacı diktirir.

Sultan Fâtih’in emri üzerine kabir, tamamen ortaya çıkarılarak üzerine bir türbe, yanına da bir câmi ve medrese inşâ edildi.

EYÜP SULTAN CAMİİ TARİHİ

Büyük İstanbul fethi öncesi İstanbul sınırları içinde olmayan Eyüp Sultan Camii Fatih Sultan Mehmet’in emriyle 1458 yılında yapıldı.Külliye olarak inşa edilen camii İstanbul’un Haliç kıyısının ucunda Eyüp semtinde bulunmaktadır. 19. yy başlarında yeniden inşa ettirilen süslemelerinde Barok tarzının kullanıldığı camii iç tasarımının zarifliğiyle göze hitap ediyor. Kesme taştan inşa edilen minareler eski cami minarelerinin kaidelerinin üzerine yerleştirilmiştir. Çift şerefeli ve firuze renkli çinilerle süslenmiştir.

Güneye doğru çıkıntı yapan mihrap bitkisel motiflerle süslenmiştir. Beyaz mermerden yapılan minber geç dönem özellikleri taşıyan süslemelerle çevrilidir. İç mekanın her köşesi ayrı bir sanat eseridir.

Etrafında yarım kubbe ortasında Eyüp Sultan Kubbesi.. Dış avlunun caddeye açılan iki kapısı var. Ortada ise şadırvan vardır. Bahçesinde bulunan çok sayıda kabir ve türbesiyle benzersiz bir görünüme sahip. 1823 yılında deniz tarafına bakan minare yıldırım sonucu zarar gördükten sonra yeniden inşa edildi.

Caminin içinde medrese, hamam, imaret ve külliye bulunmaktadır. Kasrın yerinde ulu bir çınar agacı ve dört çeşme vardır. Türbenin dışı çinilerle süslüdür. Türbenin pencerelerinin Allah azze ve celle ve Muhammed sav isimleri altına da La İlahe İllallah yazılmıştır.

Türbe içi alt pencerelerine kadar mavi beyaz desenli çini kaplıdır. Buraya besmele-i şerif ve tevbe suresi ayetleri yazılıdır.

EYÜP SULTAN CAMİNİN MİMARLARI KİMLERDİR?

Eyüp Sultan Camii’nin 3 tane mimarı bulunmaktadır. Bu mimarlar;

 – Fatih Sultan Mehmet

 – Mimar Sinan

 – Uzun Hüseyin Efendi

Huzur Eyüp Sultan’da

Bazen huzur ararız… Kaybettiğimiz huzurumuzu, vicdanımızın rahatlığını, mutluluğunu sürekli bir yerlerde arar dururuz. Hep şöyle deriz bir yere gitsem ve bir daha asla oradan dönmesem. İşte Eyüp Sultan tam da böyle bir yer…

Mübarek sahabe efendimiz Eyüp Sultan Hazretleri’ne dua edip o camiden içeri girince anlarsınız ki Allah’ın kapısından daha huzurlu bir yer yok. Caminin bahçesindeki güvercinler Allah’ın rahmetini hatırlatır.

Haliç’in sonsuz mavisi Allah’ın merhametini, affını hatırlatır. Yürüye yürüye bitiremediğimiz Eyüp Sultan sokakları, Pierre Loti merdivenleri Allah’ın o güzel yolunun sonsuzluğunu hatırlatır.

Düşmek, yorulmak ya da terlemek vazgeçiremez bizi yürümekten… Döne dolaşa bir daha aynı sokaklarda gezmek isteriz.

Baktığımız her renge bir daha bakmak, daha dikkatli, daha özenle bakmak isteriz… Unutmamacasına bakmak… Unutma ihtimalimiz kalmamacasına bakmak…

Allah yolu gibi. Düşmek, hata yapmak, yorulmak vazgeçiremez bizi. Biz tükeneceksek o yolda tükenmek isteriz.

Eyüp Sultan bizlere Allah’ı hatırlatır. O’nun sevgisini, dinimizin güzelliğini, rahmet-i sonsuzu hatırlatır.

Evlenen, nişanlanan, sünnet olan her kul önce bu kapıya gelir. Derdi olan, evladını askere uğurlayan, hastası olan, acısı olan, kaybı olan her insanın kapısıdır Eyüp Sultan.

Mutlulukta, hüzünde her anımızda dostumuzdur… Hiç geri çevirmez, bıkmadan, usanmadan hep daha da güzel karşılar misafirlerini.

Kedileri rahatça gezer Eyüp Sultan’ın… Karınları tok, güvendedirler. Orada korkuları yoktur. Her ağacın, her gölgenin dibinde bir kedicik bulabilirsiniz.

Baktığınız her yerde rengarenk tespih, başörtü ve seccade bulabilirsiniz. Yüzlerce kitap görebilirsiniz.

En güzeli de bu semte adım atınca kendinizi bulabilirsiniz. Dünyaya ara verip kendinizin kahramanı olduğu kitabınızı okuyabilirsiniz.

Allah’ın dostlarını, O’nu sevenleri sever Eyüp semti. Eyüp Sultan’ın güvercinleri, vapurları, pamuk şekerleri, kimsesiz çocukları, kedileri, yaşlıları, gençleri, herkes şahittir bu sevgiye…

Huzur bulur ve sevdiklerinize huzur verirsiniz Eyüp’te…

Allah hepimize huzuru O’nun yolunda, yalnızca O’na ait olduğumuz kalp sokaklarımızda bulmayı nasip etsin.

Amin…

Eyüp Sultan’ın Mavi Başörtülü Tövbekarı

Vakti zamanında günahkar bir hanım tövbe etmeye karar verir. İşlediği günahlardan, yaptığı hatalardan duyduğu pişmanlıkla Rabbinden af dilemek için Eyüp Sultan Camisine doğru yürümeye başlar.

Haliç’in maviliği Rabbinin sonsuz af kapısını getirir aklına. Martıların tevekkülü hayatına beyaz bir sayfa açmanın getireceği tevekkül gibidir…

Bir martı kadar cesur olmak ister Rabbinin himayesinde.

Eyüp Sultan Camisinde öğle ezanı okunurken içeri girer, namazını kılar ve tövbe eder.

Bir daha O’nun nurlu kapısından ayrılmayacağına, mutluyken ve üzgünken hep O’ nunla olacağına dair Rabbine söz verir.

Artık O’ndan hiç vazgeçmeyecektir…

”Rabbim seni çok seviyorum, lütfen sen de beni çok sev” der.

Hakkın ve hakikatin yolundan çıkmamaya yemin eder. Haliç’in maviliği kadar maviliğe sahip başörtüsüyle camiden dışarı çıkar.

Saatlerce o huzurlu mekanda kaldığının farkında bile değildir. Kalbinde temizlenmenin verdiği bir huzur vardır.

Elleri temizlenmiştir. Gözleri, ruhu, kalbi, bedeni, nefesi, sevdası temizlenmiştir. Rabbinin nuruyla yıkanmıştır her zerresi.

Akşamüstü evine geri döner.. Biraz korkak, biraz ürkek.. Geçmişini bilen komşularının tuhaf ve kırıcı bakışları arasında evinden içeri girer.

Zamanla duyar ki Allah’ın af kapısını kapatmaya çalışanlar onun belki de o an Allah’ın affettiği günahlarını konuşmaya devam ediyor.

Tövbe eden hanım bu bakışları gördükçe, konuşulanları duydukça Rabbine daha çok sarılır. Anlar ki bu yol kötü kalplilerin kapatmaya çalıştığı o doğru yoldur.

Hakikat yolunda yaşlanır, her gün yeniden gözyaşlarıyla tövbe eder.. Zaman böyle geçer..

Gözündeki çizgiler, alnındaki kırışıklıklar Allah derken gelir yerleşir yüzüne.

Mavi başörtüsü ona tövbeyi, rahmeti, merhameti, sevgiyi hatırlatır…

Mavinin tonlarını bir ömür başında taşımaktan huzur duyar.

Otuz yıl sonra yine bir cuma günü. Haliç’in mavisi kadar derin mavi olan başörtüsüyle Eyüp Sultan’da sabah namazını kılmaya gider.

Ellerini açmış dua ederken başı secdeye düşer ve cemaat anlar ki o Rabbinin huzurunda, o kutlu sahabenin dizinin dibinde vefat etmiştir.

O hayattayken susmayanlar, başörtüyü ona bir türlü yakıştıramayanlar, Allah’ın kapısından kovanlar artık pişmandırlar.

Onunla ilgili gördükleri güzel rüyalar pişmanlıklarına pişmanlık katar.

Ve zamanı gelmiştir.. Artık tövbe sırası susmayanlardadır..

Eyüp Sultan Hazretleri

Eyüp Sultan hz

Asıl adı Halid, babasının adı Zeyd’dir. Eyüp Sultan Hazretleri Medine’de dünyaya gelmiştir. Peygamberimizin vahiy katiplerindendir.

Halid bin Velid ( Eyüp Sultan Hz.) Medine’de dünyaya gelmiştir. Peygamberimiz Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde Eyüp Sultan Hz. evinde yedi ay Resulullah(sav)’ı misafir etmiştir. Bu yüzden kendisine Mihmandar-ı Resul denir. Yani Peygamberimizi evinde misafir eden demektir.

Üç erkek, bir kız evladı vardır. Erkek evlatları Eyyüb, Halid ve Abdurrahman’dır. Kızı ise Amre’dir.

Türkiye’de Eyüp Sultan olarak bilinmesinin nedeni büyük oğlunun adının Eyyüb olmasıdır. Ve kendisi İstanbul’un manevi sultanı kabul edildiği için ”Eyüp Sultan” olarak adlandırılmıştır.

Eyüp Sultan Hz. Allah Resulu(sav) ile Hayber Savaşı’nda omuz omuza mücadele etmiştir. Kendisi yetmiş yaşının üzerinde ve hasta iken Yezid’in ordularının Bizans’a geleceğini duyunca iyileşmeye çalıştı ve kendisini bu konuda uyaranlara şu hadisi nakletti:

” Allah-u Teala en çok şu amelleri sever;

1.Namazı vaktinde ve ilk cüzünde kılmak.

2.Anne-babaya iyilik etmek.

3.Allah rızası için düşmanla savaşa gitmek.”

”Şimdi biz de Allah için savaşa gideceğiz” demiştir.

Eyüp Sultan Hz. Vefatı

Eyüp Sultan Hz. Bizans’a ulaştığında Ayasofya Camii’nde iki rekat namaz kılmıştır ve şöyle duada bulunmuştur: ”Ey yücelerden yüce Allah’ım! En kısa zamanda bu mabedi İslam ibadethanesi eyle. Burayı İslam ve Müslümanlara nasip eyle.”

Akşama doğru Eyüp Sultan Hz. Kumkapı civarında yüzlerce Bizanslının saldırısına uğradı. Başına gelen bir taşla ağır yaralandı. Arkadaşlarını çağırıp ” Ben artık ölüyorum, beni surlara en yakın yere gömün. Mezarımı belli olmayacak şekilde yapın” demiştir.

Ertesi gün vefat etmiştir ve şimdi Eyüp Sultan Camiinin olduğu yere defnedilmiştir.

www.tevhidnuru.com

Cami avlusundaki büyük çınar Eyüp Sultan Türbesi’nin bulunduğu gün Akşemseddin Hazretleri tarafından dikilen çınardır.

Eyüp Sultan Camii Avlusu , Çınar Ağacı

Bu demir parmaklıklar içine bir mezara yedi yüz asker defnedilmiştir. Bunun sebebi düşmanı sevindirmemektir.

Günümüzde Eyüp Sultan Türbesinin içi restore edilmiştir ve İstanbul’da gezilmesi gereken en değerli yerlerden biridir.

Eyüp Sultan Hz.Türbesi, İstanbul

Allah hepimize Eyüp Sultan Hz. yaşamı gibi bir yaşam , vefatı gibi bir vefat nasip etsin.. Mübarek sahabe Eyüp Sultan, bütün evliyalara, ermişlere ve şehitlerimize rahmet eylesin.. Amin.