Vakti zamanında günahkar bir hanım tövbe etmeye karar verir. İşlediği günahlardan, yaptığı hatalardan duyduğu pişmanlıkla Rabbinden af dilemek için Eyüp Sultan Camisine doğru yürümeye başlar.
Haliç’in maviliği Rabbinin sonsuz af kapısını getirir aklına. Martıların tevekkülü hayatına beyaz bir sayfa açmanın getireceği tevekkül gibidir…
Bir martı kadar cesur olmak ister Rabbinin himayesinde.
Eyüp Sultan Camisinde öğle ezanı okunurken içeri girer, namazını kılar ve tövbe eder.
Bir daha O’nun nurlu kapısından ayrılmayacağına, mutluyken ve üzgünken hep O’ nunla olacağına dair Rabbine söz verir.
Artık O’ndan hiç vazgeçmeyecektir…
”Rabbim seni çok seviyorum, lütfen sen de beni çok sev” der.
Hakkın ve hakikatin yolundan çıkmamaya yemin eder. Haliç’in maviliği kadar maviliğe sahip başörtüsüyle camiden dışarı çıkar.
Saatlerce o huzurlu mekanda kaldığının farkında bile değildir. Kalbinde temizlenmenin verdiği bir huzur vardır.
Elleri temizlenmiştir. Gözleri, ruhu, kalbi, bedeni, nefesi, sevdası temizlenmiştir. Rabbinin nuruyla yıkanmıştır her zerresi.
Akşamüstü evine geri döner.. Biraz korkak, biraz ürkek.. Geçmişini bilen komşularının tuhaf ve kırıcı bakışları arasında evinden içeri girer.
Zamanla duyar ki Allah’ın af kapısını kapatmaya çalışanlar onun belki de o an Allah’ın affettiği günahlarını konuşmaya devam ediyor.
Tövbe eden hanım bu bakışları gördükçe, konuşulanları duydukça Rabbine daha çok sarılır. Anlar ki bu yol kötü kalplilerin kapatmaya çalıştığı o doğru yoldur.
Hakikat yolunda yaşlanır, her gün yeniden gözyaşlarıyla tövbe eder.. Zaman böyle geçer..
Gözündeki çizgiler, alnındaki kırışıklıklar Allah derken gelir yerleşir yüzüne.
Mavi başörtüsü ona tövbeyi, rahmeti, merhameti, sevgiyi hatırlatır…
Mavinin tonlarını bir ömür başında taşımaktan huzur duyar.
Otuz yıl sonra yine bir cuma günü. Haliç’in mavisi kadar derin mavi olan başörtüsüyle Eyüp Sultan’da sabah namazını kılmaya gider.
Ellerini açmış dua ederken başı secdeye düşer ve cemaat anlar ki o Rabbinin huzurunda, o kutlu sahabenin dizinin dibinde vefat etmiştir.
O hayattayken susmayanlar, başörtüyü ona bir türlü yakıştıramayanlar, Allah’ın kapısından kovanlar artık pişmandırlar.
Onunla ilgili gördükleri güzel rüyalar pişmanlıklarına pişmanlık katar.
Ve zamanı gelmiştir.. Artık tövbe sırası susmayanlardadır..

