Hz. İbrahim, Allah’tan aldığı emirle eşi Hacer’i ve oğlu İsmail’i Mekke’ye bırakır. Henüz orada Kâbe yoktur. Anne oğul, ıssız bir vadidedirler. Hacer validemiz, emrin Allah’tan geldiğini öğrenince büyük bir teslimiyetle teslim olur. Yanlarındaki su bitince oğlu İsmail’e su bulma amacıyla Safâ ve Merve tepeleri arasında yedi defa koşarcasına gidip gelir. Bir müddet sonra Hz. İsmail’i bıraktığı yerden bir suyun fışkırdığını görür: Zemzem.
Hz. Hacer bu suyun birikmesi için önünü kesmiştir ve suyu biriktirmiştir. Hz. Hacer çıkan suyu görünce “dur dur” diyeceği yerde “zem zem” demiştir ve günümüze kadar bu bereketli suyun adı zemzem suyu olarak kalmıştır.
O ve oğlu kurtulduğu gibi kıyamete kadar tüm müminler de o suyu içecek, onunla şifa bulacaktır.
Resulullah, “Zemzem suyu ne amaçla içilirse ona yarar sağlar” (İbn Hanbel, III, 357) buyurmuştur. Hz. Ömer kıyamette susuzluk çekmeme duasıyla zemzemi içmiştir.
Nimet de senindir mülk de senin, asla ortağın yoktur.”
Mekke-i Mükerreme
Kabe… Allah’ın kutsal evi. Zamanın, mekanın anlamını yitirdiği yer. Allah’la baş başa kaldığımız mekan.
Allah’ın evi Kabe’nin yine Allah’ın evi olan Mümin kalbiyle karşı karşıya geldiği yer.
Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail’in tevekkülü, inşası ve İslam’ın kalbi.
Her anı mahşer günü gibi. Dünya cazibelerinden, renklerinden, hırslarından uzak. Kalpte, dilde, bakışta, adımda yalnızca Allah’ın rızası.
Tövbe ve istiğfar ile, dua ile, Kuran-ı Kerim ile, namaz ile Allah’a yaklaşma mücadelesi.
İbrahim Peygamberin, Muhammed Peygamberin adım attığı , dua ettiği yerler. Onlarla aynı yerde, aynı şekilde dua etmektir kalbi heyecanlandıran.
Allah rızası için temiz tutulan Kabe’nin etrafında yine kalbimizi temizlemek için dönmektir melekler gibi.
Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in teslimiyetini, Allah’a dostluğunu, güvenini, nefsini kurban etmeyi, Hz. Hacer gibi mücadele etmeyi, Hz. Muhammed (sav) gibi sabretmeyi, Allah rızasını kalbimizde ilk sıraya koymayı öğrenmektir Mekke..
Medine-i Münevvere
Nurlu şehir, gül kokan şehir Medine.. Rasulullah’ın (sav) evi. O’nun gibi tertemiz, nurlu, huzurlu şehir. Asr-ı Saadet’i kalbinde saklayan şehir. Sahabelere yurt olan şehir.
Kimsesizlerin, yolda kalmışların, gariplerin sığınağı..
Hz. İbrahim imanıyla herkese örnek olan ve elleriyle Kabe’ yi inşa eden yüce peygamber.. Batıp gidenleri sevmeyen peygamber..
” Sonra Ay’ı görünce bu mu benim Rabbim diye sordu ” ( En’am, 77 )
” Fakat o da batıp gidince ant olsun demişti eğer Rabbim bana hidayet etmemiş olsaydı muhakkak sapıtanlardan olacaktım.”
(En’am ,77)
Zalim kral Nemrut’ un tanrılarına karşı çıkıp bir tek Allah’ı savunan Hz. İbrahim Nemrut’un gözünde vahşice yakılmalı ve halka ibret olmalıydı.
Bütün halka odun toplatıp getirtti zalim kral. Bu öyle bir ateş olmalıydı ki ucu bucağı olmamalı ve hiç sönmemeliydi. Ateş yakıldı ve kibrinden gözü kör oldu Nemrut’ un.
” Yakında bir tek ilah ben olacağım, ben ” dedi.
İbrahim Peygamber mancınığın üstüne çıkınca: ” Siz dünya hayatında birbirinizle kafirlikte dostsunuz Allah’ı bırakıp ancak putlara tutundunuz. Fakat kıyamette kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Barınacağınız yer ateştir. Hiç bir yardımcınız da yoktur.” ( Ankebut,25 )
”Ben dedi, doğrusu Rabbime gidiciyim. O bana yol gösterir. ” ( Saffat,99 )
İbrahim Peygamber ateşe atılacağı sırada Cebrail gelerek bir isteği olup olmadığını sordu.. ”Senden bir isteğim yok. Hasbinallahi ve’l nimel vekil (Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.” dedi.
PEYGAMBERİ YAKMAYAN GÜL BAHÇESİ ATEŞ
Bu andan sonra mucizeler sahibi, ol dediğinde olduran Allah ” Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selamet ol ” (Enbiya,21:69) buyurdu.
Halilullah İbrahim Peygamberin ateşi bir gül bahçesine dönüştü. Allah’ın dostu olana ateş ne yapabilirdi?
Teslimiyetiyle en yüce dosta dost oldu peygamber.
Zalim kral Nemrut ise o koskoca sarayında, en güzel uykusunda burnundan giren bir sinekle başını duvara vurarak ölmüştü.
Koskoca ateşi Halilullah’a serin eyleyen Allah, zalim kralı küçücük sineğe kurban etmişti.. Çünkü Allah El-Adil’dir.
”Kitapta İbrahim’i de an. O doğruluğu ve sıdkı çok olan bir peygamberdi.” (Meryem,41)
Resulullah (sav) Hz. İbrahim için şöyle buyurmuştur: ” Ben babam İbrahim’in duası, annem Hacer’in rüyasıyım.”
İLK MABET, ALLAH’IN EVİ : KABE
Allah İbrahim Peygamberin kendisi için bir mabet yapmasını istediğinde oğlu İsmail ile Kabe’nin temellerini attı. Duvardaki bir boşluğu işaret ederek kapatılmasını istedi peygamber. İsmail parlak, mis gibi kokan bir taş getirdi. Hacer-ül Esved..
İbrahim Peygamber Kabe’ye koşup haykırdı: ” Lebbeyk Allahümme lebbeyk! ”
Allah’ın evi olan Kabe artık ziyarete hazırdı..
Ve Allah köle diye küçümsenen bir kadını, Hz. Hacer’i Kabe’ye komşu eyledi..