Hz. İbrahim, Allah’tan aldığı emirle eşi Hacer’i ve oğlu İsmail’i Mekke’ye bırakır. Henüz orada Kâbe yoktur. Anne oğul, ıssız bir vadidedirler. Hacer validemiz, emrin Allah’tan geldiğini öğrenince büyük bir teslimiyetle teslim olur. Yanlarındaki su bitince oğlu İsmail’e su bulma amacıyla Safâ ve Merve tepeleri arasında yedi defa koşarcasına gidip gelir. Bir müddet sonra Hz. İsmail’i bıraktığı yerden bir suyun fışkırdığını görür: Zemzem.
Hz. Hacer bu suyun birikmesi için önünü kesmiştir ve suyu biriktirmiştir. Hz. Hacer çıkan suyu görünce “dur dur” diyeceği yerde “zem zem” demiştir ve günümüze kadar bu bereketli suyun adı zemzem suyu olarak kalmıştır.
O ve oğlu kurtulduğu gibi kıyamete kadar tüm müminler de o suyu içecek, onunla şifa bulacaktır.
Resulullah, “Zemzem suyu ne amaçla içilirse ona yarar sağlar” (İbn Hanbel, III, 357) buyurmuştur. Hz. Ömer kıyamette susuzluk çekmeme duasıyla zemzemi içmiştir.

