Ahmed er-Rufai Hz. Salavatı

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى نُورِكَ الأَسْبَقِ. وَصِرَاطِكَ الْمُحَقَّقِ. الَّذِي أَبْرَزْتَهُ رَحْمَةً شَامِلَةً لِوُجُودِكَ. وَأَكْرَمْتَهُ بِشُهُودِكَ. وَاصْطَفَيْتَهُ لِنُبُوَّتِكَ وَرِسَالَتِكَ وَأَرْسَلْتَهُ بَشِيراً وَنَذِيراً. وَدَاعِياً إِلَى اللهِ بِإِذْنِهِ وَسِراجاً مُنِيراً. نُقْطَةِ مَرْكَزِ الْبَاءِ الدَّائِرَةِ الأَوَّلِيَّةِ. وَسِرِّ أَسْرَارِ الأَلِفِ الْقُطْبَانِيَّةِ. الَّذِي فَتَقْتَ بِهِ رَتْقَ الوُجُودِ. وَخَصَّصَتْهُ بِأَشْرَفِ الْمَقَامَاتِ بِمَوَاهِبِ الإِمْتِنَانِ وَالْمَقَامِ الْمَحْمُودِ. وَأَقْسَمْتَ بِحَيَاتِهِ فِي كِتَابِكَ الْمَشْهُودِ. لأِهْلِ الْكَشْفِ وَالشُّهُودِ. فَهُوَ سِرُّكَ الْقَدِيمُ السَّارِي. وَمَاءُ جَوْهَرِ الْجَوْهَرِيَّةِ الْجَارِي. الَّذِي أَحْيَيْتَ بِهِ الْمَوْجُودَاتِ. مِنْ مَعْدِنٍ وَحَيَوَانٍ وَنَبَاتٍ. قَلْبِ الْقُلُوبِ وَرُوحِ الأَرْوَاحِ وَإِعْلاَمِ الْكَلِمَاتِ الطَّيِّبَاتِ. الْقَلَمِ الأَعْلَى وَالْعَرْشِ الْمُحِيطِ رُوحِ جَسَدِ الْكَوِنَيْنِ. وَبَرْزَخِ الْبَحْرَيْنِ. وَثَانِي اثْنَيْنِ. وَفَخْرِ الْكَوْنَيْنِ. أَبِي الْقَاسِمِ أَبِي الطَّيِّبِ سَيِّدْنَا مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الله بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ عَبْدِكَ وَنَبِيِّكَ وَحَبِيبِكَ وَرَسُولِكَ النَّبِيِّ الأُمِّيِّ وَعَلٰى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ تَسْلِيماً كَثِيراً بِقَدْرِ عَظَمَةَ ذَاتِكَ فِي كُلِّ وَقْتٍ وَحِينٍ سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلاَمُ عَلٰى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Anlamı:

“Allah’ım! salât, selâm ve bereket, en önce zâhir olan nûruna, hakîkî yoluna olsun. Onu varlıklar için hepsini kuşatan bir rahmet olarak ortaya çıkardın, müşâhedenle şereflendirdin, nübüvvet ve risâletin için seçtin. Onu müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdin, Allah’ın izniyle O’na davet eden ve karanlıkları aydınlatan bir kandil yaptın. O evvelî dâire olan “bâ”nın merkez noktasıdır ve kutbâniyet elifinin sırlarının sırrıdır. Öyle bir sırdır ki, varlığın ortaya çıkışı onun varlığı iledir. İhsanlarınla makâm-ı mahmûd ve en yüce makamları ona mahsus kıldın. Şâhidli kitabında keşif ve şuhûd ehline, hayatı hakkı için yemin ettin. Ki o, kadîm olan ve devam eden sırrın, akıp giden cevheriyetin cevherinin suyu, onunla maden, hayvan ve bitkilerden olan varlıkları ihyâ ettin. Kalplerin kalbi, ruhların rûhu, güzel kelimelerin îlâmı, yüce kalem, kuşatan arş, iki âlemin cesedinin rûhu, iki denizin berzahı, ikinin ikincisi, iki âlemin iftihârı, Ebu-l Kâsım, Ebu-t’Tayyib, AbdulmuttalibIin oğlu Abdullah’ın oğlu, senin kulun, habîbin, rasûlün, ümmî nebi Muhammed’e, âline ve ashâbına salât ve selâm eyle. Ve Zâtının azameti kadrince, her vakit ve her an çok selâm eyle. Rabbin onların niteledikleri şeylerden münezzehtir. Bütün Rasûllere selâm olsun. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.”

([1]Nebhânî,  Efdal, 20-21;  Bu sâlatın Rasûlullah’tan (s.a.v.) gelen gizli sırların mânâlarına vukûfiyet, yüceliklere kavuşmada en güzel vesilelerden olduğu bildirilir.)

Kaynak: Yrd. Doç Dr. Veysel Akkaya, Kalplere Şifa Salavat ve Dualar, Erkam Yayınları

Celcelutiye Duası

Celcelutiye Duası
1Bede’tü bi bismillahi rûhî bihihtedet
İlâ keşfi esrârin bi bâtınih’in-tavet
Bütün Sırların hazinesi olan “Bismillah” ile başlarım. Ruhum içinde sırların gizlendiği hazineyi onunla keşfetti.
2Ve salleytü bis-sânî alâ hayri halkıhî
Muhammedin men zâhad dalâlete vel-ğalet
Peşinden mahlûkatının en hayırlısı, dalalet ve yanlışlıkların ortadan kaldırıcısı, Hz. Muhammed (sav)’e salâvat getiririm.
3İlâhi lekad aksemtü bismike dâıyen
Bi âcin mâ hûcin celet fetecelcelet
İlahi! Kusursuz olan Allah, Ehad, Bedi ve Kadir isimlerini şefaatçi kılıp niyazla Senden istiyorum.
4Seeltüke bi’l-ismil muazzami kadruhû
Ve yessir ümûri yâ ilâhî bi salmehet
Kadri ve şanı yüce olan İsm-i Azam’ın hürmetine Senden niyaz ediyorum.Ya İlahî! işlerimi kolaylaştır
5Ve yâ Hayyü yâ Kayyûmü ed’ûke râciyen
Bi âcin eyûcin celceliyyû-tin helhelet
Ya Hayy, ya Kayyum Allah’ım, Ehad, Bedi ve Basıt isimlerini şefaatçi kılarak ve ümitle Sana nida edip yalvarıyorum.
6Bi samsâmin tamtâmin ve yâ hayra bâzihın
Bi mıhrâşin mihrâşin bihin nâru uhmidet
Ey yaratma mertebelerinin en yükseğinde bulunan Allah’ım Sabit, Cebbar isimlerinin hakkı, uyumaz sıfatın ve ateşleri söndüren Halim ismin hürmeti için.
7Bi âcin ehûcin yâ ilâhî mühevvicin
Ve yâ celcelûtin bi’l icâbeti helhelet
Ey çabuk imdada koşan Rabbim! Allah, Ehad, Basit isimlerin ve dualara süratle cevap veren Bedi ismin hürmetine Sana yalvarıyorum.
8Li tuhyî hayâtel kalbi min denesin bihî
Bi kayyûmin kâmes sirru fîhi ve eşrakat
Kayyum ismin hürmetine, kalbimi bütün kirlerden temizleyerek ihya et. Ona Senin Kayyumiyet sırrın yerleşip ışık saçsın.
9Aleyye dıyâün min bevârikı nûrihî
Felâha alâ vechî senâün ve ebrakat
O sırrın nurunun parıltılarından üzerimde bir aydınlık bulunsun. Böylece kalbime ve yüzümde bir ışıltı zuhur edip parıldasın.
10Ve subbe alâ kalbî şeâbîbû rahmetin
Bi hıkmeti mevlânel kerîmi fe entakat
Kalbime rahmet sağanakları dökülsün de onu Kerim olan Mevla’mızın hikmet incileriyle dile getirsin.
11Ehâtat biyel envâru min külli cânibin
Ve heybetü mevlânel azıymi binâ alet
Her yandan beni nurlar kuşatsın da büyük Mevla’mızın heybeti bizi kaplasın.
12Fe sübhânekellâhümme yâ hayra halikın
Ve yâ hayra hallâkın ve ekrame men beğat
Sen her türlü noksandan münezzehsin, ey yaratma ve yoktan her an çoklukla var etme mertebesinin en yükseğinde bulunan ve ölüleri en kerimane tarzda dirilten ve rızıklandıran Allahım!
13Fe belliğannî kasdî ve külle meâribi
Bi hakkı hurûfin bil hicâi tecemmeat
Allahım Bir araya getirilmiş bütün heca harflerinin (huruf-u mukataa harfleri) hakkı için beni maksadıma ulaştır ve her türlü ihtiyaçlarımı gider.
14Bi sirri hurûfin ûdiat fî azîmetî
Bi nûri senâi’l ismi ver rûhi kad alet
Yüce ism-i Azamın ve Kuran’ın her tarafı kuşatan nuruyla irademe yerleştirilen harflerin sırrı hürmetine ve ism-i Azamın nuru hürmetine.
15Efıd lî minel envâri feydate müşrıkın
Aleyye ve ahyî meyte kalbî betaytafet
Beni Kuran’nın parlak nurlarıyla feyizlendir ve bütün kainatı aydınlatan Nur isminle kalbimin cansızlığını giderip hayatlandır.
16Elâ ve elbisennî heybeten ve celâleten
Ve küffe yedel a’dâi annî bi almehet
Ne olur ism-i cebbarınla bana bir heybet ve celal giydir ve düşmanlarımın ellerini benden çektir.
17Elâ vahcübennî min adüvvin ve hâsidin
Bi hakkı şemmâhın eşmehın sellemet semet
Kadri yüce, Kadir, Selam, Aziz ve celil ism-i şeriflerinin hürmetine beni her türlü düşman ve hasetçiden ve kötülüklerden koru.
18Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın
Bi kuddûsin berkûtin bihiz zulmetü’n celet
Allah’ım Celal, Celil, Rauf, Kuddüs ve Rahim isimlerinin nuru hürmetine bu karanlıkları nurunla aydınlığa çevir.
19Elâ vakdı yâ rabbâhü bin nûri hâcetî
Bi nûri eşmehın celyâ serîan kadi’nkadat
Ey Rabbim İsmi Azam’ın nuru hürmetine O nur ile ihtiyaçlarımı gider. Selam ve Hayy ism-i şeriflerinle hacetimi süratle yerine getir.
20Bi-yâhin ve yâyûhin nemûhin esâliyen
Ve yâ âliyen yessir ümûrî bi saysalet
Ma’bud, Hu, Samed ve Şehid isimlerinin hürmetine Ey Yüce Kâfi isminle benim bütün işlerimi kolaylaştır. Sen bana yetersin.
21Vemnahannî yâ zel celâli kerâmeten
Bi esrâri ılmin yâ haliymü bi-kencelet
Ey Celal sahibi ve Ey Halim! Senin yardımınla açılacak bir ilmin sırrıyla bana bir ikram lütfeyle.
22Ve hallısannî min külli hevlin ve şiddetin
Bi nassı hakîmin kâtıi’s sırri esbelet
Sırları kesin ve inkişaf etmiş Kuran-ı Hâkim’in nurani ve açık ifadeleriyle beni her türlü korku ve sıkıntıdan kurtar.
23Ve ahrisenî yâ zelcelâli bi kâfi kün
Eyâ cabire’l kalbi’l kesiri minel habet
Ey Celal sahibi ve ey kırık gönülleri üzüntüden kurtarıp canlandıran Allah’ım “Kün=ol” emrinin “Kaf” harfinin sırrı hürmetine beni koru.
24Ve sellim bi bahrin ve a’tınî hayra berrihâ
Fe ente melâzi vel kürûbi bikencelet
Karanlıklar ve Tehlikeler deryasında beni güvende kıl ve o deryadan en hayırlı bir selamet sahiline çıkmayı ihsan eyle. Sensin benim sığınağım ve sıkıntılar ancak Seninle ortadan kalkar.
25Ve subbe aleyyer rizka sabbete rahmetin
Fe ente racâül âlemîne velev tağat
Rahmet olan yağmurun sağanak hali gibi üzerime rızık yağdır. Her ne kadar günahta aşırıya gitseler de âlemlerin ümidi yalnız sensin.
26Ve asmim ve ebkim sümme a’mi adüvvena
Ve ahrishümü yâ zelcelâli bi havsemet
Ey Celal sahibi! Basir ism-i şerifin hürmetine. İhsan ettiğin sayısız nimetlere karşı nankörlük eden düşmanlarımızı sağır, dilsiz, kör eyle.
27Ve fi havsemin mea dev semin ve berâsemin
Tehassantü bil ismil azîmi mine’l ğalet
Âlim, Gani ve Sabur isimlerinle beraber her şeyi, kuşatan ism-i Azam’ın kalesine sığınarak, her türlü yanlışlığa düşmekten korunurum.
28Ve ellif kulûbel âlemîne bi cemiahaAleyye ve a’tıni’l kabûle bi şelmehetBaştanbaşa bütün mahlûkatın gönüllerine ülfet ve ünsiyet bahşederek bana lütfunla çevir ve Fettah ism-i şerifinle bana makbuliyet ihsan eyle.
29Ve yessir ümûrana yâ ilâhî ve a’tinâ
Minel ızzi vel ulyâ bi şemhın ve eşhamet
Ya ilahi Âli, Alâ ve Selam ism-i şerifin hürmetine bize izzet ve yücelik ver. Ve işlerimizi kolaylaştır
30Ve esbil aleyne’s setra veşfi kulûbenâ
Fe ente şifâün lil kulûbi minel ğaset
Üzerimize af ve mağfiret örtüsünü ger ve kalplerimize rahmetinle şifa ver. Günah kirleriyle zaafa uğramış ve bozulmuş kalpleri şifaya kavuşturan yalnız sensin.
31Ve bârik lenallâhümme fi cem’i kesbinâ
Ve hulle ukûdel usri bi yâyûhin irtehat
Allah’ım Hu ismi şerifin hürmetine, bütün rızkımızda bize bereket ihsan eyle ve önümüzdeki bütün zorluk ve güçlükleri kaldır.
32Bi yâhin ve yâ yûhin ve yâ hayra bâzihın
Ve yâ men lenel erzâku min cûdihî nemet
Ya İlahî, Ey gerçek Mabud, Ya Hu ve Ya Hayre’l-halıkîn Rızıklarımızı nihayetsiz cömertlikle bize gönderen Cevad isminle sana yalvarıyorum.
33Neruddü bike’l a’dâe min külli vichetin
Ve bi’l ismi termîhim minel bu’di bi’ş-şetet
Her yönden gelen düşmanı senin yardımınla defederiz. Sen de ism-i Azam’ınla onları uzaklaştırır ve onları darmadağın edersin.
34Ve ahzilhüm yâ zelcelâli bi fadli men
İleyhi seat dabbül felâti ve kad şeket
Ey Celal sahibi Allah’ım! Çöl kelerinin, yanına koşarak gelip şikayette bulunduğu Hz. Muhammed’in (asm) şanı hürmetine düşmanlarımızı rahmetinden mahrum kılarak zelil eyle.
35Fe ente racâi yâ ilahî ve seyyidî
Fekul limîmi’l ceyşi in râ-me bî abet
Ya İlahî! Benim ümidim ve seyidim yalnız sensin. Bana karşı toplanıp hazırlanmış küfür ordusunu hezimete uğrat, düzenini dağıt.
36Ve küffe cemiâ’l mudırrîne keydehüm
Ve annî bi aksâmike hatmen ve mâ havet
Kesin yeminlerin ve muhtevaları hürmetine bütün zararlıların hile ve tuzaklarını benden def et.
37Fe yâ hayra mes’ûlin ve ekrame men a’ta
Ve yâ hayra me’mûlin ilâ ümmetin halet
Ey eski ümmetlerden beri kendisinden dilekte bulunulanların en hayırlısı, ihsanda bulunanların en kerimi ve ümit kapılarının en değerlisi.
38Ekıd kevkebî bil ismi nûran ve behceten
Meded dehri vel eyyâmi yâ nûru celcelet
Ey gizliliklere ilmiyle nüfuz eden Nur isminle, yıldızımı çağlar ve asırlar boyu nurlu kıl ve parlamaya devam ettir.
39Biâcin âhûcin celmehûcin celâletin
Celîlin celcelûtin cemâhin temehracet
Ey Ehad, Bedi, Aziz ve Celil olan Allah’ım! Sen’in bütün güzel isimlerin sonsuz haşmet ve azametiyle sürekli parlamaktadır.
40Bi ta’dâdi ebrûmin ve simrâzi ebramin
Ve behrati tibrîzin ve ümmin teberraket
Ey Evvel ve Ahir olan Allah’ım, bütün mahlukatın arzu ve ihtiyaçlarına cevap veren güzel isimlerini anarak onların bereketine sığınıyorum.
41Tükâdü sirâcün nûri sirran beyâneten
Tükâdü sirâcüs sürci sirran tenevverat
Nurun kandili gizliden gizliye tutuşturulup yakılıyor. Kandiller kandili perde altında yanarak nur saçıyor.
42Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın
Bi kuddûsi berkûtin bihin nâru uhmidet
İzzet, azamet, celal ve Kibriya sahibi münezzeh ve mukaddes olan Zat-ı Rahim’in nuruyla küfrün ateşi söndürülür.
43Bi yâhin ve yâ yûhin nümûhin esâliyen
Bi tamtâmin mihrâşin li nâril ıdâ semet
Ma’bud-u bilhak (el-ilah) Hu, Samed, Zu’l-Batş (düşmanlarını kıskıvrak yakalayan) Cebbar (hükmüne karşı konulmaz) ve Halim olan Zatın yardımıyla (o nur) düşmanlarının ateşini bastıracak.
44Bi hâlin ehîlin şel’ın şel’ûbin şedâliın
Tahiyyin tahûbin taytahûbin taytahet
Gerçek Ma’bud, Hak olan ve hakkı gerçekleştiren, Cemil, Vedud ve Mucib olan Zatın yardımıyla insanlara kendisini sevdirecektir.
45Enûhın bi yemlûhın ve ebrûhın uksimet
Bi temliyhı âyâtin şemûhın teşemmehat
Ey Kayyum ve Vekil olan ve bütün ayetlerinin hikmetlerini yalnız kendisi bilen Allah’ım Hannan isminin hürmetine dualarımızı kabul et.
46Ebâzîha beyzûhın ve zeymûhın ba’dehâ
Cemâruhin yeşrûhın bi şerhın teşemmehat
Ey bütün sırlara vakıf olan Allah’ım Mübdi ve Müid isimlerinin hürmetine bize şefkat ve merhametinle muamele et.
47Bi belhın ve simyânin ve bâzûhın ba’dehâ
Bi zeymûhın eşmûhın bihil kevnü ummirat
Her hak sahibinin hakkını layıkıyla veren, her varlığın ihtiyacını adaletle gideren Adl. Ve haklıyı haksızdan ayıran, hüküm sahibi Hakem isimlerinin tecellisiyle dünya tahripten kurtulur ve tamir edilir.
48Bi şelmehatin ikbel duâi ve kün maî
Ve kün lî minel a’dâi hasbî fekad beğat
Hak ism-i şerifin hürmetine duamı kabul buyur, benim yanımda ol, düşmanlarıma karşı bana kâfi gel, çünkü artık onlar çok ileri gittiler.
49Fe yâ şemhasâ yâ şemhasâ ente şemlehâ
Ve yâ aytalâ hatlur riyâhı tehalhalet
Ey Rab ve Rahman olan Allah’ım! Hiç şüphesiz sen Hak Ma’budsun. Ey kuvvetli mededkârım! Fitne, düşmanlık ve inkar fırtınalar peşi peşine kopmaktadır.
50Bikel havlü ves savlü’ş şedîdü limen etâ
Li-bâbi cenâbike ve’l-tecâ zulmetü’ncelet
Kâfirlerden korunmak ve düşmana şiddetli hücum gerçekleştirmek ancak senin yardımınladır. Senin yüce kapına gelip sığınan kimsenin karanlığı dağılır.
51Bi Tâ Ha ve Yâ Sîn ve Tâ Sîn kün lenâ
Bi Tâ Sim Mîmin lis saâdeti’kbelet
Tâ Hâ, Yâ Sîn, Tâ Sîn (Neml) ve Tâ Sîn Mîm (Kasas ve Şuara) sureleri hürmetine bizim yardımcımız ol, saadetimize vesile kıl.
52Ve kâfin ve hâyâin ve aynin ve sâdihâ
Kifâyetünâ min külli aynin binâ havet
Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd (Meryem süresi) ile bizi dört bir yandan kuşatan kem gözlere karşı korunuruz ve bu bize yeter.
53Bi hâmîme aynin sümme sînin ve kâfihâ
Hımâyetünâ min kulli sûin bi-şelmehet
Hâ Mîm Ayn Sîn Kâf (Şûrâ süresi) bizi koruyan sığınağımız olsun; onun karşısında dağlar bile sarsılır.
54Bi kâfin ve nûnin sûmme hâmîmin ba’dehâ
Ve fî sûretid dühâni sirran kad uhkimet
Kâf, Nûn ve Hâ Mîm sureleri hürmetine bu himayeyi gerçekleştir. Duhan suresinde de muhkem kılınmış bir sır vardır. Bu sır hürmetine bizi muhafaza eyle.
55Bi elifin ve lâmin ven nisâ ve ukûdihâ
Ve fî sûretil en’âmi ven nûri nüvvirat
Elif Lâm ile başlayan sureler, Nisa suresi, Maide suresi, En’am suresi ve nurlu kılınmış Nur suresi hürmetine…
56Ve elifin ve lâmin sümme râin bi sirrihâ
Alevtü bi nûril ismi min külli mâ cenet
Elif Lâm Râ ile başlayan (Yunus, Hûd, Yusuf, İbrahim, Hicr) sureleri sırrı ve İsm-i Azam’ın nuruyla, işlediğim her günahtan vazgeçerek yükseldim.
57Ve elifin ve lâmin sümme mîmin ve râihâ
İlâ mecmeı’l ervâhı ver rûhı kad alet
Elif Lam Mim Ra (Rad) suresiyle yüce olan ruhaniler ve melekler meclisine yükseldim.
58Bi sirri havâmîmil kitâbi cemîıhâ
Aleyke bi fadlin nûri yâ nûru uksimet
Kuran-i Hakim’de Hâ Mim ile başlayan bütün sürelerin sırrı hürmetine, beni her türlü nurun kaynağı olan Nur isminin fazlına ve tecellisine mahzar eyle.
59Bi amme abese ven nâziâti ve târikın
Ve fî vessemâi zâtil bürûci ve zülzilet
Amme, Abese, Naziat, Tarik, Ve`s-Semai Zati’l-büruc ve Zilzal sureleri hürmetine.
60Bi hakkı tebâreke sümme nûnin ve sâilin
Ve fî sûretit tehmîzi veş şemsi küvvirat
Tebareke, Nun, Seele Sailün, Tehmiz (Hümeze), Ize`ş-Şemsu Kuvvirat sureleri hakkı için…
61Ve biz-zâriyâtiz zerri ven necmi iz hevâ
Ve bıkterabet liyel ümûru tekarrabet
Zariyat, Necm ve Kamer sureleri hürmetine işlerim bana kolaylaşsın.
62Ve fî süveril Kur’âni hızben ve âyeten
Adede mâ karael kârî ve mâ kad tenezzelet
Kuran-i Hakim’deki Hizb hizb, ayet ayet okuyucuların okudukları ve inmiş olanlar adedince Kur`an sureleri hakkı için.
63Fe es’elüke yâ mevlâye fî fadlikellezî
Alâ külli mâ enzelte kütben tefaddalet
Ey Mevla’m Kendilerine kitap indirdiğin her peygambere ihsanda bulunan lütuf ve fazlını istiyorum.
64Bi âhiyyen şerâhiyyen ezûnâyi sabvetin
Esbâvüsin âli şeddâye aksemtü bi taytafet
Ey Hayy ve Kayyum olan Allah’ım Sen’in her şeye gücü yeten ve kudretiyle bütün varlık alemini kuşatan Kadir ve Cebbar isimlerinin üzerine kasem ve yemin ederek sana yalvarıyorum.
65Bi sirri büdûhın echezetın batadin zehecin
Bivâhıl vehâ bil fethi ven nasri esraat
Ey Allamü’l-Ğuyub olan Allah’ım Fetih kapılarını ve gayb alemlerinin sırlarını açan Fettah isminin nuruyla ve Sen’in inayetinle fetihler nasip olur.
66Bi nûri feceşin mea sethazin yâ seyyidî
Ve bil âyetil kübrâ eminnî minel fecet
Ya Seyyid’im Varlık ve birliğini güçlü delillerle ispat eden Ayetü’l Kübra’daki hakikatlerin nuruyla beni her türlü felaket ve tehlikelerden emin kıl.
67Bi hakkı fekacin mea mahmetin yâ ilâhena
Bi esmâikel husnâ ecirnî mineş şetet
Ey İlah’ımız Fettah ve Rezzak isimlerinin hürmetine ve Esma-i Hüsna diye tarif edilen bütün güzel isimlerinin hakkı için beni dağınıklık ve perişaniyetten kurtar.
68Hurûfün li behrâmin alet ve teşâmehat
Ve ismü asâ mûsâ bihiz zulmetün celet
Bu harfler ‘nur harfleri’ dir. Ve Merih yıldızı gibi yüksek ve âlidir. Asa-yi Musa ismiyle Manevi karanlıklar dağılır.
69Tevesseltü yâ rabbi ileyke bi sirrihâ
Tevessüle zî züllin bihin nasühtedet
Ya Rabbi Bu harflerin yüce manalarını şefaatçi yaparak sana niyaz ediyorum ki, bu dua ve yakarışlarım, zillet ve aczini izhar ederek hidayete erenlerin duası nevinden olsun.
70Hurûfün bi ma’nâhâ lehel fadlü şürrifet
Meded dehri vel eyyâmi yâ rabbinhanet
Ey merhametli Rabbim Bunlar öyle harflerdir ki, manaları sebebiyle çağlar ve zamanlar boyu üstünlük kendilerine bahşedilmiş ve faziletle yüceltilmişlerdir.
71Deavtüke yâ Allâhü hakkan ve innenî
Tevesseltü bil âyâti cem’an bi mâ havet
Ey Allah’ım Kur’an-ı Hakim’in bütün ayetlerini ve ihtiva ettiği hakikatleri vesile kılarak, Sana yalvardım.
72Fetilke hurûfün nûri fecma’ havâssahâ
Ve hakkık meânîhâ bihil hayru tümmimet
İşte onlar, nur harfleridir. Onların hasiyet ve meziyetlerini (bende) topla, manalarını gerçekleştir. Her türlü hayır onlarla tamamlanır.
73Ve uhdıranî avnen hadîmen müsehharan
Tuheymefyâîlü bihil kürbetü’ncelet
Bana itaat eden yardımcı bir hizmetçi gönder. Onunla tüm gam, keder ve sıkıntım ortadan kalksın.
74Fesehhırlî fîhâ hadîmen yütîunî
Bi fadli hurufi ümmil kitâbi ve mâ telet
Ümmü`l-Kitap olan Fatiha suresi ve arkasından gelen sureler hürmetine bu konuda bana itaat edecek bir hizmetçi musahhar kil.
75Ve es’elüke yâ mevlâye fismikellezî
Bihî izâ duıye cem’ul ümûri tekesserat
Ey Mevla’m! Kendisiyle çağrıldığında bütün işlerin kolaylaştığı isminle ismi Azam’ınla Sana yalvarıyorum.
76İlâhi ferham da’fi vağfirlî zelleti
Bimâ kad deatke’l enbiyâü ve tevesselet
İlahi Peygamberlerin Sana manen yaklaşmak için kendilerine şefaatçi kıldıkları kelimeler hürmetine güçsüzlüğüme merhamet et. Günahlarımı bağışla.
77Eyâ hâlikıy yâ seyyidî ıkdı hâcetî
İleyke ümûrî yâ ilâhî tesellemet
Ey Yaratıcım ve Seyyidim (Efendim), İhtiyacımı yerine getir. İşlerim sana havaledir.
78Tevesseltü yâ rabbî ileyke bi Ahmede (a.s.m)
Ve esmâikel husne’lletî hiye cümmiat
Ya Rabbi Hz. Muhammed (sav)`i ve burada cemedilen güzel isimlerini şefaatçi kılarak Senden niyaz ediyorum. Yalvarıyorum.
79Fecüd va’fü vasfah yâ ilâhî bi tevbetin
Alâ abdikel miskîni min nazratin abet
Ya ilahi Günah ve yersiz bir bakışa varıncaya kadar bütün hatalarımdan tevbe etmeyi şu miskin kuluna lütf eyle ve affınla muamela et.
80Ve veffıknî lil hayri ves sıdkı vettükâ
Ve eskinennil firdevse maa firkatin alet
Beni hayır, ihlâs ve takvaya muvaffak kil ve yüce toplulukla birlikte beni Firdevs cennetine sakin eyle.
81Ve kün bî raûfen fî hayâti ve ba’demâ
Emûtü ve elkâ zulmetül kabri’ncelet
Hayatımda ve ölüp kabrin karanlığına vardığımda bana merhametli ol ve kabir karanlığını Üzerimden atarak beni aydınlığa çıkar.
82Ve fil haşri beyyıd yâ ilâhî sahîfetî
Ve sekkıl mevâzînî bi lutfike in eradte
Ya ilahi Ne olur, Mahşerde amel sahifemi lütfunla ak eyle, Ve eğer hafif gelecek olursa sevap terazimi lütfunla ağır getir.
83Ve cevviznî haddes sırâtı mûhervilen
Ve ahmiyennî min harri nârin ve mâ havet
Beni, keskin olan sırat köprüsünden koşarak geçir ve o büyük Cehennem ateşinden ve içindeki dehşetli azaptan koru.
84Ve sâmihannî min külli zenbin ceneytühû
Vağfir hatîati’l ızâme ve in alet
İşlemşi olduğum her günahtan dolayı beni affet. Çok da olsa büyük günahlarımı hata ve kusurlarımı bağışla.
85Feyâ hâmile’l ismillezi celle kadruhû
Tevekkâ bihî küllel ümûri tesellemet
Ey kadri yüce ismi Azamı taşıyan, onun bereketiyle Bütün tehlikeli işlerden kurtuldun ve selamete erdin.
86Fe kâtil ve lâ tahşe ve hârib ve lâ tehaf
Ve düsse külle ardın bil vühûşi teammerat
Savaş, korkma! Harbet, çekinme! Vahşi ve acımasız zalimlerle dolu her yere gir.
87Ve akbil ve lâ tehrab ve hâsım men teş’aVe lâ tahşe be’sen lil mülûki velev havetSaldır, kaçma! Dilediğin düşmanla mücadele et! Dört yanını kuşatmış da olsa hiçbir kralın gücünden korkma!
88Felâ hayyetün tahşâ velâ akrabün terâVe lâ esedün ye’ri ileyke bi hemhemetNe bir yılandan korkarsın, ne de bir akrep görürsün. Ne de bir aslan gürleyerek sana gelir.
89Ve lâ tahşe min seyfin ve lâ ta’ne hancerinVe lâ tahşe min rumhin ve lâ şerrün eshemetNe bir kılıçtan, ne bir hançerin yaralamasından, ne bir mızraktan ve ne ortalığı almış kötülük ve tehlikeden korkma.
90Cezâ men karâ hâzâ şefâatü Ahmedin (a.s.m)
Ve yühşeru fil cennâti mea hûrin huffifet
Bunu okuyanın mükâfatı Hz. Muhammed’in (a.s.m.) şefaatidir. Saf saf dizilmiş hurilerle birlikte Cennette toplanır.
91Va’lem bi ennel Mustafâ hayru mürselîn
Ve efdalü halkıllâhi men kad teferrakat
Bil ki, Muhammed Mustafa (a.s.m.) en üstün Peygamberdir. Allah’ın yeryüzüne yayılmış kullarının en faziletlisidir.
92Ve saddir bihî min câhihî külle hâcetin
Ve selhü likey tencü minel cevri vettağat
Yüce şanından dolayı her dileğinin başında onu an, onu şefaatçi yap ve her türlü zulüm ve tecavüzden korunmak için O’nu (asm) vesile kıl.
93Ve salli ilâhi külle yevmin ve sâatin
Alel mustafa’l muhtâri mâ nesmetün semet
Yâ İlâhî Her gün, her an ve her rüzgâr estikçe o seçkin Muhammed Mustafa’ya (asm) salât eyle.
94Ve salli alel muhtâri vel âli küllihim
Ke addi nebâtil erdı ver rîhı mâ seret
O seçilmiş Muhammed’e (a.s.m.) ve bütün Âline yeryüzünün bitkileri ve kıyamete kadar esen rüzgârın esintileri adedince salât eyle.
95Ve salli salâten temleül erda ves semâe
Kevebli ğamâmin ma’ ruûdin tecelcelet
Parıldayan şimşeklerle birlikte bulutlardan dökülen yağmurlar adedince ve yeri göğü dolduracak kadar salât eyle!
96Fe yekfîke ennellâhe sallâ bi nefsihî
Ve emlâkehû sallet aleyhi ve sellemet
Bizzat Hz. Allah’ın ve meleklerinin ona salât ve selâm getirmesi (Onun (asm) şanının büyüklüğünü göstermesi bakımından) sana yeter.
97Ve sellim aleyhi dâimen mütevessilen
Meded dehri vel eyyâmi mâ şemsün eşrakat
O halde sen de, yıllar ve günler sürdükçe ve güneş ışık saçmaya devam ettikçe, sürekli olarak ve şefaatini dileyerek ona salât getir.
98Ve sellim alel athâri min âli hâşimin
Adede mâ haccel hacîcü ve sellemet
Âl-i Hâşim’den (Haşim Oğullarından) o paklara, hacılar Kâbeyi ziyaret edip onu selâmlamaları adedince selâm eyle.
99Verda yâ ilâhî an Ebî bekrin ma’ Omera
Ve ardı alâ Osmâne mea haydera’s sebet
Yâ İlâhî Hz. Ebû Bekir ve Ömer’den, Hz. Osman ve sarsılmaz Haydar’dan da (Allah’ın Arslanı Hz. Ali’den) razı ol.
100Kezal âlü vel ashâbü cem’an cemîahüm
Maa’l evliyâi ves sâlihîne ve mâ havet
Aynı şekilde bütün Âl ve Ashabından, evliya ve salihlerden ve bunlara tâbi herkesten razı ol.
101Mekâlü aliyyin vebnü ammi Muhammedin (a.s.m)
Ve sirru ulûmin lil halâikı cümmiat
Bu, Hz. Muhammed’in (a.s.m.) amcası oğlu Hz. Ali’nin sözleridir. Onda mahlûkat için ilimlerin özü ve sırrı toplanmıştır.

Regaib Kandilinin Önemi

Regâib, Arapça bir kelimedir ve “reğa-be” kökünden gelmektedir. Reğa-be kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek ve onu elde etmek için çaba sarfetmek demektir.

Terim olarak Regâib, Türkçe’de kandil geceleri dediğimiz mübârek gecelerden biridir. Hicrî takvime göre, yedinci ay olan receb ayının ilk cuma gecesi Regaib kandilidir. Bu gecede Yüce Allah af ve rahmetini kullarına hediye eder.

İslamiyette özel zaman dilimleri vardır. Müslümanların dini duygularını yoğun biçimde yaşadığı geceler vardır. Kulların Allah’a yakınlaşması, imtihan dünyasını muhasebe etmesi, Kur’an-ı Kerim okuması ve çeşitli hayırlarda bulunması bu gecelerde özel bir anlam taşır.

 Yüce Allah’ın rahmetinin, mağfiretinin ve nimetlerinin diğer zamanlardan daha çok tecelli etmesi, samimi kalple Allah’a yönelenlerin affedilmelerinin ümit edilmesi ve müminlerce gönülden arzulanması sebebiyle bu geceye “Regaib” denilmiştir.

Regaip gecesini istiğfar ile geçirmek çok faziletledir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) “Recep Allah’ın ayıdır, Şaban benim ayımdır, Ramazan ise ümmetimin ayıdır” buyurmuştur. Bu sebeple Recep ayı içerisinde idrak edilen Regaip kandilinin Allah’a şükür ifadesiyle ve bağışlanma dilenmesiyle geçmesi çok sevaptır. 

Bu gecede Kuran’ı Kerim okumak, tövbe istiğfar, sadaka vermek, Allah’ın zikretmek ve salavat çekmek yapılması gereken başlıca ibadetlerdendir.

Kendi nefsimizdeki günahları sevaba çevirmek de atmamız gereken adımlardandır. Rabbim hepimizin ibadetlerini kabul etsin.

Amin..

Peygamberimiz(sav)’in İsim ve Künyeleri

Peygamberimiz(sav)’in Kuran’ı Kerim’de geçen isimleri;

Peygamberimizin en çok anılan ismi Muhammed’dir.Peygamberimiz Kur’an da bu mübarek ismiyle dirt defa anılır.

(Al-i İmran,144-Ahzab,40-Fetih 29-Muhammedi,52)

Hz.İsa’nın Peygamberimizi ümmetine Ahmed(as)ismiyle tanıtmış olduğu bildirilir.

Peygamberimiz asm Kuran-ı Kerim’de Muhammed,Ahmed isimlerinden başka Resul,Nebiy,Şahid,Beşir,Nezir,Mübeşşir,Münzir,Rauf,Rahim,Musaddık,Müzekkir,Müddessir,Abdullah,Kerim,Hak,Mübin,Nur,Hatemun Nebiyyin,Rahmet,Nimet,Hadi,Taha,Yasin diye anılmıştır.

Kadir Gecesinin Kıymeti

Kadir Gecesi Kur’ân’da belirtildiğine göre içerisinde bu gecenin bulunmadığı bin aydan daha hayırlıdır. Kur’ân, Ramazan ayında (el-Bakara, 2/185) ve bu gecede indirilmiştir (el-Kadr, 97/1). Kadir Gecesinin Ramazan ayında olduğu kesindir. Ancak hangi güne tekabül ettiği konusunda farklı rivâyetler vardır.

Zirr b. Hubeyş anlatıyor: “Ubey b. Ka’b’a (r.a.); İbn Mes’ud’un (r.a.), ‘Senenin bütün gecelerini ihya eden kimse Kadir Gecesine tesadüf edebilir’ sözünü hatırlattığımda, bana şu cevabı verdi: ‘Kendisinden başka ilah olmayan Yüce Allah’a yemin olsun ki, Kadir Gecesi Ramazan ayındadır. Kadir Gecesi; Resûlullah’ın (s.a.s.) bize namaz kılmamızı emir buyurduğu gecedir. O da Ramazan’ın 27. gününün gecesidir. O gecenin alameti, o gecenin sabahında güneşin beyaz ve ışınlan gözü almayacak şekilde doğmasıdır.’” (Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 179 [762]).

Abdullah b. Ömer’den gelen bir rivâyette Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kadir gecesini aramak isteyen 27. gecede arasın.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/27 [4808]) buyurmuş, böylece 27. geceyi ibadet ve zikirle uyanık olarak geçirmemizi tavsiye etmiştir.
Kadir Gecesinin Ramazan ayının 27. gecesinde olduğu (Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 179-180 [762]) genel kabul görmüş olmakla birlikte, Ramazan’ın son on gününün tek gecelerinde (Buhârî, Fazlu leyleti’l-kadr, 3 [2017] Müslim, Sıyâm, 207 [1165]) veya son yedi gecesinde aranması ile ilgili farklı rivâyetler de vardır (Buhârî, Fazlu leyleti’l-kadr, 2 [2015-2016]; Müslim, Sıyâm, 205-206 [1165]). Dolayısıyla Ramazan’ın son gecelerini Kadir gecesiymiş gibi değerlendirmek tavsiye edilir.

Kadir gecesi tüm İslam alemi için büyük önem arz eden günlerden birisidir. İslam alemi bu önemli geceyi ibadet yaparak geçirirler. Öyle ki bu gece yapılan tüm ibadetlerin sevabı kat kat fazla yazılır. Ayrıca günahların diğer günlere oranla daha çok kabul edildiği aktarılır. Bu geceyi ibadetle geçiren ve tövbe eden Müslümanların tüm günahları silinir.

Kadir gecesi Ramazan ayı içerisinde yer alan bir gecedir ve son derece önemlidir. O günü oruç tutarak ve geceyi Kuran okuyup namaz kılarak geçiren kişilere oldukça fazla sevap yazılır. Günahlarının affı için Allah’a sığınan kulların ise günahları tamamen silinir ve kişiler yeni dünyaya gelen bir bebek gibi günahsız olur.

Bu gecenin önemi son derece yüksektir ve tüm İslam alemi için büyük bir öneme sahiptir. Öyle ki bu gece ile tüm insanlar Allah’ın nuruyla tanışmaya başlamış, İslam dini ortaya çıkmıştır.

Bu geceden sonra kız çocukları toprağa gömülmekten kurtarılmış, insanların kendi eliyle yaptıkları ve daha sonrasında taptıkları putlar yıkılmış, cahiliye karanlığı ortadan kaldırılarak insanlar zulümlerden kurtarılmıştır.

Tüm insanlar Allah’ın nuruyla karşılaşmış, cahiliye devri sona ermiş ve insanlara İslam’ın güzellikleri aktarılmıştır. Bu günden sonra insanlar putları bırakmış ve Allah’a yönelmiştir. Kız çocuklarına değer verilmeye başlanmış, onların diri diri toprağa gömülmesi engellenmiştir. Ayrıca insanların birbirlerini ezmeleri, katletmeleri de yasaklanmıştır.

Kadir gecesine yönelik söylenmiş olan onlarca hadis vardır. Bu hadislerde bu gecenin anlam ve önemi, fazileti en iyi şekilde insanlara anlatılmıştır.

Kadir gecesiyle ilgili hadisler şu şekilde sıralanıyor;

  • Taberani: “Kadir gecesi mülayim ve oldukça açık olur. Asla soğuk ve sıcak değildir. O günden sonra olan sabahın güneşi ise zaif ve kızıldır. Tüm insanlara aydınlık vardır.”
  • Taberani: “Kadir gecesinde bulut olmaz. Yağmur ve rüzgar da yoktur. Soğuk veya sıcak olmaz. O geceden sonra güneş çok güzel bir şekilde doğar. Kimseyi yakmaz, herkese yol gösterici ışık yayar.”
  • Sahihul Camii-s Sağır: “Kadir gecesinde başını kaldırıp göğe bakan kişiler yıldızların kaymadığını göreceklerdir. Bu gece yıldızlar kaymaz, her şey ibadete durur.”

Kadir gecesi hakkında aktarılan bu hadisler, bu gecenin ne kadar kutsal ve önemli olduğunu tüm insanlara aktarmıştır. Kadir gecesini ibadetle geçiren herkesi kurtuluş kapısı bekler.

Allah Duhan suresinde tüm kullarına şu şekilde buyuruyor: “Biz Kuran-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz zaten insanları her daim uyarmaktayız.”

Duhan suresinde buyrulduğu üzere Kuran bu gece inmeye başlamıştır. Ayrıca Kadir suresinde de öneminden bahsediliyor. Allah Kadir suresinde bu gece için şunları buyuruyor: “Kadir Gecesini bilir misiniz? Biz Kuran’ı o gece indirmeye başladık. O gece, bin aydan daha hayırlı bir aydır. Kadir gecesinde melekler ve ruhlar Allah’ın emriyle çeşitli işleri yerine getirmek için yere inerler. O gece yeryüzü güneş doğana kadar serin ve esnek olur.”

İman ve Sevgi

Enes ibn Malik(ra)’den rivayet edilen bir hadiste Peygamber Efendimiz(sav) şöyle buyurmuştur:”Üç özellik vardır bunlar kimse bulunursa o imanın tadına varmış olur. Allah’ı ve O’nun peygamberini herkesten fazla sevmek, sevdiğini karşılıksız olarak Allah için sevmek, Allah kendisini inkar bataklığından kurtardıktan sonra tekrar inkara kalkışmayı tıpkı ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek”

İman esasen sevgi ürünüdür. İnanmak, tanımak sevmek demektir. İbadet Allah’a sevgini ispat etmenin en güzel yoludur. Sevginin sonu ”Allah onlardan razı onlardan Allah’tan razı” ayetinde buyrulduğu üzere Allah’ın razı olmasıdır.

Sevgide mümin farkı herşeyden önce Allah Resulu’ne sav uymaktır. Onun sünnetini hakkıyla yaşamaktır. Kulları da Allah için sevmektir. Allah ve Resulunu razı etmek adına zorluklara göğüs germek ve bunları dünyevi çıkarlara tercih etmektir.

Diğer bir kural da iman ettikten sonra imandan çıkmayı ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmektir. İman nimetinden yoksun kalmayı aklının ucundan bile geçirmemektir.

Allah’ın Aslanı Hz.Hamza

Hz. Peygamber’in amcası, şehitlerin efendisi… Künyesi; Ebu Ya’la; lâkabı; Esedullah. (Allah’ın Aslanı) Hz. Hamza, Peygamberimizin amcalarının en küçüğüdür. İyi bir avcı, keskin nişancı, Kureyş’in en şereflilerindendir. Mazlumlara yardım etmeyi seven cesur bir savaşçıydı. Av dönüşü evine gitmeden Kâbe’yi tavaf edecek kadar, kutsal kabul ettiği değerlere saygılı ve karşılaştığı şahıslara selâm verip sohbet etmesini seven naif bir insandı.

Peygamberimiz yakınlarına İslâm’ı tebliğ etmiş olmasına rağmen, Hz. Hamza henüz Müslüman olmamıştı. Peygamberimiz bir gün Safa tepesinde iken Ebu Cehil ve arkadaşları yanına gelirler. Ebu Cehil Peygamberimize hakaret eder. Abdullah b. Cüda’nın cariyesi bu olayı seyreder ve av dönüsü Kâbe’ye uğramayı âdet edinen Hz. Hamza’ya anlatır. Hz. Hamza, eve gitmeden Ebu Cehil’in yanına uğrayarak elindeki yayı Ebu Cehil’in kafasına çalar, başını yaralar ve hakaret eder. Bir gün sonra da Allah Rasûlünün yanına giderek (Bi’set’ten iki yol sonra) Müslüman olur. Hz. Hamza’nın Müslüman olması Peygamberimizi çok sevindirmiştir. Onun İslam’a girmesiyle de Müslümanlar daha bir güçlenir.

İman ettikten sonra Peygamberimizin yanından hiç ayrılmayan Hz. Hamza’yı birçok savaşta hem de en ön safta çarpışırken görüyoruz. Ne yaparsa Allah ve Rasulünün emriyle yapan Hz. Hamza, yaptığı şeyin hakkını verirdi. Bedir’ de de Bedir’in hakkını verdi.

İşte Bedir… Bedir savaşında Utbe, Velid, Şeybe meydana çıkarlar ve çarpışmak için üç kişi isterler. Hz. Hamza, Şeybe ile çarpışır ve bir hamlede Şeybe’yi öldürür. Daha sonra Utbe’yi ve Tuayma b. Adiy’i öldürür.

Bedir savaşında kahramanca savaşan, Allah ve Rasulünün hoşnutluğunu kazanan Hz. Hamza, müşriklere karşı amansız bir savaş verdi. Hz. Hamza, Bedir savaşını müteakip Kaynukaoğulları gazvesine de katıldı. Peygamberimiz beyaz sancağını Hz. Hamza’nın eline verip Kaynukaoğullarının üzerine gönderdi. Yahudilerden bekledikleri yardıma kavuşamayan Kaynukaoğulları teslim olmak zorunda kaldı.  Hz. Hamza Peygamberimizden aldığı beyaz sancağı, zaferle teslim etti.

Kılıcını küfre korkusuzca çeken ve Allah’ın inayetiyle savaş meydanlarında muvaffak olan Hz. Hamza, şimdi de Uhud’da görünür. Bedir’deki mağlubiyeti hazmedemeyen Kureyş, büyük bir ordu ile kuvvet kazanarak savaş hazırlığı yapar. Bu savaşa Kureyş’in kadınları da katılacaktı. Bedir savaşının bozgunla bitmesi sebebiyle müşrik kadınlar erkeklerini suçluyor, Bedir’in matemini tutarak erkekleri savaşa teşvik ediyorlardı.

Davasına inanmış bir kadın, cephede erkekler gibi savaşamasa da askerleri savaşa teşvik ederek, yaralıları tedavi etme gibi vazifeleri üstlenerek davasına destek olur. Müslüman bir hanım da kendisinin her durum ve şartta yapabileceği hizmetlerinin olduğunu bilmeli ve bu şuurla hareket ederek, davasının hâkimiyeti için gerekli tüm hizmetlerde varlığını göstermelidir.

Hint de bu kadınlardan birisiydi. Tek bir amacı vardı ve bunun için savaşın en kızıştığı anda kendisine gelebilecek tüm tehlikeleri göz ardı ederek, olması gereken yerde var oldu. Babası ve amcasının intikamını almak ve Peygamber amcasının, en iyi savaşçının şehit edilmesini görmek istiyordu.

Hz. Hamza aynı zamanda Bedir’de Cübeyr İbn Mut’im’in amcası Tuayme İbn Adiyy’i de öldürdüğünden, Cübeyr de amcasının intikamını almak istiyordu. Bunun üzerine Cübeyr, kölesi Vahşi’yi yanına çağırmış ve: “Şayet sen, benim amcama mukabil Muhammed’in amcası Hamza’yı öldürürsen hürsün” demişti. Bir köle için hürriyet, en önemli meseleydi ve Vahşi de ümitlenerek, hürriyetine kavuşacağı güne ulaşabilmek için Hz. Hamza’yı öldürmek için fırsat kolluyordu.

Hz. Hamza Cuma günü oruçlu idi. Cumartesi müşriklerle karsılaştığı zaman da oruçlu bulunuyordu. Peygamberimiz sabahleyin: “Rüyamda meleklerin, Hamza’yı yıkadıklarını gördüm” diye buyurdu. Uhud bölgesine varıldı, orduya savaş düzeni verildi. Kureyş’in birinci bayraktarı Talha b. Ebu Talha, Hz. Ali tarafından, ikinci bayraktarı Osman b: Ebu Talha da Hz. Hamza tarafından öldürüldü.

Şimdi gözler korkusuzca çarpışan Hz. Hamza’daydı. Vahşi hedefine kilitlenmiş mermi gibi Hz. Hamza’ya odaklanmış, bir an olsun gözlerini ondan ayırmıyordu. Olayı Vahşi şöyle anlatır: “Halk arasında Ali’yi aradım. Çok uyanık, girişken, çevik ve etrafına çok bakınan bir adamdı. Kendi kendime: ‘Benim aradığım adam bu değildir’ dedim. O sırada Hamza’yı gördüm. Halkı kasıp kavuruyor, kesip biçiyordu. Kimse karşısına çıkmaya cesaret edemiyordu. Fırsat kollamak için kayanın arkasına gizlendim. Bir ara Siba’b. Ümmü Emmâr: ‘Var mı benimle çarpışacak bir yiğit?’ diyerek meydan okuyordu. Hz. Hamza ona: “ Sen misin Allah ve Rasulüne meydan okuyan’ diyerek onu kılıcıyla yere serdi. O esnada Hz. Hamza’nın zırhı açılıverdi.  Bu durumu fırsat bildim ve elimdeki mızrağı fırlattım, göğsünden vurdum.”

Hz. Hamza’nın cansız bedeni Uhud’un toprağına serilir. Ortalıkta buz gibi bir hava eser, Vahşi ne yapacağını bilmez bir halde kenara çekilir. Şehit olduğunu gören ashap bir anda duraksar. Efendimize çok sevdiği amcasının şehit olduğunu nasıl söyleyeceklerdi? Söyleyemediler zaten, Peygamberimiz her savaş bitiminde âdeti üzere düşman saflarından kimlerin öldürüldüğünü ve Müslümanlardan da kimlerin şehit olduğunu görmek için savaş meydanını gezmeye başlar. Bir yere gelir ki; ashap o şehidin kim olduğunu göstermek istemez gibi önünü kapar ve Rasulullah’ın görmesini engellemek isterler. Fakat Rasulullah onun kim olduğunu görmek istedi ve çekilmelerini emretti.  Düşmanın kalbine korku salan o yiğit insan, cansız bir halde yerde yatıyordu. O esnada Rasulullah’ın mübarek gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Çünkü intikam ateşi sönmeyen Hint; burnunun, kulaklarının kesilmesini, iç organlarının çıkarılmasını emretmişti. Şehitlerin efendisi tanınmayacak hale getirilmişti. Rabbinin yanına giderken dünyalık hiç bir şey almadı Hz. Hamza. Emanet edilen bedenini ve uzuvlarını Uhud’un toprağında bırakarak gitti. Peygamberimiz onu bu halde görünce öyle bir kedere kapıldı ki; acılı dudaklarından şunlar döküldü: “Amcam! Hayırlar işleyen Hamza, benim koruyucum olan Hamza! Sen akrabalık bağlarını korurdun, yetimlerin sahibiydin.”

Daha sonra başını kaldırdı mahzun Peygamber ve: “Vallahi gökte ‘Hamza Allah’ın Aslanı’ diye yazılıdır” dedi. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hz. Hamza’nın paramparça olmuş bedenini kardeşi Safiye’nin görmesini istemedi. O ise gözyaşları içerisinde: “Bırak ya Rasulullah! Allah yolunda şehit olmuş kardeşimi son kez göreyim” dedi.

Hz. Hamza; cesaret ve şecaatte, kahramanlık ve yiğitlikte, kullukta ve fedakârlıkta, itaatte ve sadakatte örnek bir yaşam sürerek, tertemiz bir şekilde, ak alınla Rabbinin huzuruna gitti. O Allah ve Resulünün sevdiği, şehitlerin seyyidi, meleklerin beklediği idi. Allah’ın rahmeti üzerine olsun ey Peygamberin amcası şehit Hamza Radıyallahu Anh…

Münacat

Allah’ım sana yapılan duaların en faziletlisiyle, isimlerinin sana en sevgilisi ve değerlisiyle senden istiyorum. Bize efendimiz ve peygamberimiz Muhammed sav vasıtasıyla lütfettiğin büyük nimetler hürmetine istiyorum ki O’nunla bizi dalaletten kurtardın ve O’na salavat getirmemizi emrettin. Bu salavatımızı da manen derece almamıza, hatalarımızın silinmesine vesile ettin.Biz O’na iman ettik getirdiklerini tasdik eyledik ve kendisine indirilen nura tabi olduk. Senin sözün haktır.

”Allah ve melekleri peygambere çok salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” (Ahzab,56)

Kullara peygamberlerine salat etmelerine emredip farz kıldın. Yüzünün celali, azametinin nuru ve muhsinlere vaad ettiğin lütuflar hürmetine senin ve meleklerinin, kulun, rasulun, peygamberin, seçtiğin ve kulların içinde hayırlı kıldığın Efendimiz Muhammed sav’e salat ve selam olsun. Şüphesiz sen her türlü hamde layık son derece şeref sahibisin.!

Peygambere Salavat

Her namazın sonu şu yakarışla biter:

”Allah’ım, İbrahim’e ve İbrahim ailesine rahmet ettiğin gibi, Muhammed’e ve Muhammed ailesine de rahmet et! Şüphesiz sen övülmüşsün, yücesin.”

”Allah’ım İbrahim’e ve İbrahim ailesine bereket verdiğin gibi, Muhammed’e ve Muhammed ailesine de bereket ver! Şüphesiz sen övülmüşsün, yücesin.”

Bu salavatta Hz.İbrahim adının Hz.Muhammed’inki ile birlikte niçin ortaklaşa dile getirildiği sorulabilir. Böyle bir soruya verilen cevaplardan üç tanesi..

-Hz. İbrahim Halilullah(Allah’ın dostu), Hz.Muhammed ise Habibullah(Allah’ın sevgilisi)olduğu için.

-Veya Hz.İbrahim Yüce Allah kendisine ”İnsanlara haccı ilan et ki yaya olarak ve her uzak yoldan gelen bitkin develer üzerinde sana gelsinler!”(Hacc,22/27) dediği zaman Kutsal Kanun’un ilan edicisi olduğu, Hz.Muhammed ise Yüce Allah’ın ”Ey Rabbimiz, muhakkak biz”Rabbinize iman edin”diye seslenen bir davetçiyi işittik!”(Al-i İmran,3/193) sözüne uygun olarak dinin bütün uygulamasının ilan edicisi olduğu için…

Yahut da Allah ”…ceddiniz İbrahim’in dininde”(Hac,22/78)şeklinde kelamıyla Hz.İbrahim’i müminlerin atası olarak belirlediği için..

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Eğer bir Müslüman sadaka verecek bir şey bulamazsa şöyle dua etsin..”Allah’ım kulun ve elçin Muhammed,mümin erkek ve mümin kadınlar,Müslüman erkek ve Müslüman kadınlar üzerine bereket yağdır.”

KAYNAK:DUANIN RUHU/PROF.DR EVA de VİTRAY-MEYEROVİTCH

MERHAMET ET!

İnsanı insan yapan merhamettir.. Bence en az namaz, oruç, zikir ve kalbi Allah’a yaklaştıran diğer ibadetler kadar önemlidir. Bir insana duyduğumuz merhamet, bir hayvana ya da bir çiçeğe duyulan merhamet aynıdır..

Peygamber Efendimiz asm’ın en çok önemsediği özelliklerden biridir bu. Kuşu ölen bir çocuğa başsağlığına giden Efendimiz Hz. Muhammed sav. Amcasını öldürenlere kin beslememiş bir Peygamber..

Allah’ın yarattığı herhangi bir canlıyı Allah teala hatrına önemsemek.. Canını yakmamak.. Yardım edebilecek durumdaysak yardım etmek en azından kalben üzülmek..

Filistin’de canı yanan kardeşlerimiz mesela.. Sayı değil onlar her biri can. Aynı sizin ve benim gibi.. Alışılacak, olağan hale getirilecek hiç bir tarafı yok bu konunun.. Biz bugün onlara merhamet etmeyip gözümüzü kapatırsak yarın hesap gününde Hak Teala da bize merhamet etmeyecektir..

Peygamberlerin ortak özelliğidir merhamet.. Yumuşak huyluluk ve hilm. Sert olmak yerine merhamet.. Başkasının canına da kendi canın kadar değer vermek.. Nefsini ve kalbini güzelleştirmek ve feda etmek..

Bazı insanlar için namaz,oruç kolaydır. Zor olansa merhamet etmektir.. Tebessüm etmek, sabretmek, yumuşak huylu olmaktır.. Şeklen değil kalben Allah’a yaklaşmaktır..

Allah her birimizi merhamet eden, vefat ettiğimiz zaman da merhamet edilen kullarından eylesin.

Elif gibi dosdoğru olup merhamet edenlerden..

AMİN..