Kadir Gecesinin Önemi

Kur’ân-ı Kerim’in inmeye başladığı Ramazan Ayı’nın yirmi yedinci gecesi. İslâm’da en kutsal ve faziletli gece Kadir Gecesidir. Kadir Gecesi, içerisinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Kur’ân-ı Kerim’de bu gecenin faziletini belirten müstakil bir sûre vardır. Bu sûrede yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Doğrusu biz Kur’ân’ı Kadir Gecesi’nde indirmişizdir. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”  (Kadir, 97/ 1-5)

Bu sûrenin inişi hakkında değişik rivâyetler vardır. Bunlardan biri şöyledir:

Bir kere Rasûlüllah (s.a.s) Ashab-ı Kirâma İsrailoğullarından birinin, silahını kuşanarak Allah yolunda bin sene cihad ettiğini bildirmişti. Ashabın buna hayret etmeleri üzerine Cenabı Hak bu Kadir sûresini indirmiştir (Tecrîd-Sarîh Tercemesi, VI, 313).

Bu geceye Kadir Gecesi denilmesi şeref ve kıymetinden dolayıdır. Çünkü:

a) Kur’ân-ı Kerim bu gecede inmeye başlamıştır.

b) Bu gecedeki ibadet, içerisinde Kadir Gecesi bulunmayan bin ayda yapılan ibadetten daha faziletlidir.

c) Gelecek bir seneye kadar cereyan edecek olan her türlü hadiseler Allah Teâlâ’nın ezelî kaza ve takdiri ile ilgili meleklere bu gece bildirilir (Tecrîdi Sarih Tercemesi, VI, 312).

d) Bu gecede yeryüzüne Cebrail ve çok sayıda melek iner.

e) Bu gece tanyerinin ağarmasına kadar esenliktir, her türlü kötülükten uzaktır. Yeryüzüne inen melekler uğradıkları her mü’mine selam verirler.

Kadir Gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber genellikle Ramazan’ın yirmi yedinci gecesinde olduğu tercih edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s) bunun kesinlikle hangi gece olduğunu belirtmemiş, ancak; “Siz Kadir Gecesini Ramazan’ın son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız” (Buhârî, Leyletü’l-Kadir, 3; Müslim, Sıyam, 216) buyurmuştur.

Zir b. Hubeyş diyor ki, Übey b. Ka’b’a sordum: Kardeşin Abdullah b. Mes’ud: “Yıl boyunca ibadet eden Kadir Gecesine isabet eder” diyor, dedim.

Übey b. Ka’b dedi ki: “Allah İbn Mes’ud’a rahmet eylesin. O, insanların Kadir Gecesine güvenmemelerini istemiştir. Yoksa Kadir Gecesinin, Ramazanda, Ramazanın da son on günü içerisinde yirmi yedinci gecesinde olduğunu biliyordu” dedi.

– Bunu neye dayanarak söylüyorsun, Ey Ebü’l-Münzir (Übey b. Ka’b’ın lakabı), dedim. Übey;

– Ben bunu Rasûlüllah (s.a.s)’in bize haber vermiş olduğu alametle söylüyorum ki, o da, “O gün Güneş şuasız olarak doğar.” dedi (Müslim, Sıyam, 220).

İslâm kaynaklarında belirtildiğine göre Allah Teâlâ bir takım hikmetlere dayanarak Kadir Gecesini ve onun dışında daha bazı şeyleri de gizli tutmuştur. Bunlar:

Cuma günü içerisinde duanın kabul olacağı saat; beş vakit içerisinde Salât-ı vusta; ilâhî isimler içerisinde İsm-i Azam; bütün taatlar ve ibadetler içerisinde rızay-ı ilâhî; zaman içerisinde kıyamet ve hayat içerisinde ölümdür. Bunların gizli tutulmasından maksat mü’minlerin uyanık, dikkatli ve devamlı Allah’a ibadet ve taat içerisinde olmalarını sağlamaktır. Mü’minler bu geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, ibadet ve taatle değerlendirmelidir. Ebû Hüreyre (r.a)’ın rivâyet etmiş olduğu bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Kim Kadir Gecesini, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah’tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Kadir, 1).

Kadir Gecesi’nde Neler Yapılabilir?

Kadir Gecesini, namaz kılarak, Kur’ân-ı Kerim okuyarak, tevbe, istiğfâr ederek ve dua yaparak değerlendirmeli.

Üzerinde namaz borcu olanların nafile namazı kılmadan önce hiç değilse beş vakit kaza namazı kılmaları daha faziletlidir. Kazası yoksa nafile kılar.

Süfyan-ı Sevrî: “Kadir Gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir. Kur’ân okuyup sonra dua etmek daha güzeldir.” (Tecrid-i Sarih Tercemesi, VI, 313) demiştir.

Hz. Aişe validemiz demiştir ki; Rasûlüllah (s.a.s)’e:

“- Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordum. Rasûlüllah (s.a.s):

“- Allahümme inneke afüvvün tühıbbü’l-afve fa’fu annî: Allah’ım sen çok affedicisin, affi seversin, beni affet.” diye dua et, buyurdu (Tecrîd-i Sarih Tercemesi, VI, 314).

Ramazan Ayının Kıymeti

hadisiserif

Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur’an-ı kerim, Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadır. Ramazan-ı şerifte, iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! Âmin. 

Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]

(Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilip, sevabını da Allahü teâlâdan bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]

(Ramazan ayı gelince, “Ey hayır ehli, hayra koş! Şer ehli, sen de kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]

(Ramazan bereket ayıdır. Allahü teâlâ bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

(Ramazan-ı şerif ayı geldiği zaman, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istigfar etmelerini emreder.) [Deylemi]

(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; ramazan ayı, sonraki ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]

(Ramazan orucu farz, teravih sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonuysa Cehennemden kurtuluştur.) [İ. Ebiddünya]

(İslam, kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]

(Cennetteki güzel köşkler, sözü hoş, selamı çok, yemek yediren, oruca devam eden ve gece namazı kılan kimselere verilir.) [İbni Nasr]

(Oruç tutan müminin susması tesbih, uykusu ibadet, duası müstecap ve amelinin sevabı da çoktur.) [Deylemi]

(Bilhassa oruçlu iken çirkin, kötü söz söylemeyin! Biri size sataşırsa, ona “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]

Mübarek vakitlerde, günahlardan titizlikle uzak durmalı, taatları, ibadetleri ve her çeşit hayratı artırmalıdır. Zira Allahü teâlâ, tarafından sevilen kimse, faziletli vakitlerde faziletli amellerle meşgul olur. Buğzettiği kul ise; faziletli vakitlerde kötü işlerle meşgul olur. Kötü işlerle meşgul olanın bu hareketi azabının daha şiddetli olmasına ve Allahü teâlânın, ona daha çok buğzetmesine sebep olur. Çünkü o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrum kalmış ve onun hürmet ve şerefini çiğnemiş olur. (Mev’iza-i hasene)

Allah’ın Kullarına Hediyesi ; Üç Aylar

hadisiserif

Allahü teâlâ, kullarına merhamet ettiği için, bazı günlere, gecelere ve aylara kıymet vermiş, bu zamanlarda yapılan dua ve tövbeleri kabul edeceğini bildirmiştir. Bu ayları kullarına hediye etmiştir. Kullarının çok ibadet yapmaları, yalvarmaları, dua ve tövbe etmeleri için bu zaman dilimlerini sebep kılmıştır. Bu mübarek üç ayların ilki Receb ayıdır. Hadis-i şeriflerde;
Receb, Allahü teâlânın ayıdır. Receb ayına ikram edene, saygı gösterene, Allahü teâlâ, dünyada ve ahirette ikram eder.

Receb-i şerifin bir gün evvelinden, bir gün ortasından ve bir gün de sonundan oruç tutana, Receb-i şerifin hepsini tutmuşçasına, Hak teâlâ ihsanda bulunur buyuruldu.

Üç aylardan ikincisi Şaban ayıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Şaban-ı şerif, benim kendime mahsus bir aydır. Hak teâlâ Arş-ı a’lânın meleklerine azamet-i şâniyle buyurur ki: Ey benim meleklerim, gördünüz mü, benim kullarım sevgilimin ayına nasıl hürmet ediyorlar. İzzetim, celâlim hakkı için ben de kullarımı af ve mağfiretime nail eyledim. (Her kim Şaban-ı şerifte üç gün oruç tutarsa, Hak teâlâ, Cennet-i a’lâda ona bir yer hazırlar.)

Üç ayların üçüncüsü ise Ramazan ayıdır. Hadis-i şerifte;
Ramazan ayı gelince cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır buyuruldu.

Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve “Ya Rabbi,Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi.

Receb ayının faziletiyle ilgili birkaç hadis-i şerif:
Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir. [İbni Cerîr]

Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır. [Taberani]

Recep ayında dokuz gün oruç tutanın günahları sevaba çevrilir.

Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca cennette öyle köşkler vardır ki ancak Receb ayında oruç tutanlar girer [Deylemi]

Cennette öyle köşkler vardır ki, onlara ancak Receb ayında oruç tutanlar girer. [Deylemî]

Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]

Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.

Recebin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ihsan ve ikramlarda bulunur. Regaib, ihsanlar, ikramlar demektir. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Regaib gecesi yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir.

ŞABAN ayı: Resulullah efendimiz, Şaban ayına da çok değer verir ve “Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi.

Âişe validemiz buyuruyor ki:
Resulullahın hiçbir ayda Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]

Şaban ayının faziletiyle ilgili üç hadis-i şerif:
Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfil olurlar. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim. [Nesaî]

Ramazandan sonra en faziletli oruç şaban ayında tutulan oruçtur. [Tirmizî]

Şaban ayında üç gün oruç tutana, Allahü teâlâ Cennette bir yer hazırlar. [Ey Oğul İlmihâli]
[Kaza orucu borcumuz olmasa bile, bu oruçları tutarken, ilk veya son kazaya kalan Ramazan orucunu tutmaya diye niyet etmeli.]

Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın bittiği günün gecesidir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder. [İbni Mace]
Bu geceyi ganimet bilmeli, tövbe istigfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, ilim öğrenmelidir.
RAMAZAN ayı: Peygamber efendimiz, Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:
Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır,şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin kadir gecesinin hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır. [Nesaî]
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir. [Nesai]
Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istigfar etmelerini emreder. [Deylemi]
Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur. [Taberani]
Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret,sonu ise cehennemden kurtuluştur.
İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir. [Müslim]

Allahü teâlânın gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir. [Taberani]
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.
Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.
Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.
İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.
Hurma ile iftar etmek sünnettir.Teravih kılmak ve hatim okumak sünnettir.
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!
Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur. [Nesai]
Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur. [Buhari]
Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır. [Taberani]
Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır. [İbni Ebiddünya]
Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır. [Deylemi]
Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Biri size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin! [Buhari]
Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, Özürsüz ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi) Ama orucu kazaya bırakmayı mubah kılan dînî bir mazeret varsa, o zaman ramazan orucunu kazaya bırakmak günah olmaz.Üç aylar, müminlere açılmış bir fırsat kapısıdır. Bu gün ve geceleri Rabbimizin rızasını kazanmak için vesile kılalım. Ancak kulluğumuz yalnızca bu gün ve gecelerle sınırlı kalmasın. Hayatımız boyunca rağbetimiz daima Yüce Mevlâ’ya olsun.

Amin..

 

Gazze’de Ramazan

Evlerini terk ederek Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki barınma merkezine yerleşen Filistinliler savaşın acımasızlığına rağmen mübarek Ramazan ayının gelişini kutladı.Filistin bayraklarıyla donatılan barınma merkezine küçük çaplı ses sistemi yerleştirilerek Ay Doğdu Üzerimize (Taleal Bedru Aleyna) ilahisi seslendirildi.

Barınma merkezindeki Ramazan-ı Şerif süslemelerinde Osmanlı ve Türkiye’yi sembolize eden bayrak dikkat çekti.

Savaşın ve acımasızlığın yaşandığı topraklarda ramazan ayının gelişi onların imanını hiçbir zalimin çalamayacağını kanıtladı. Çocukların ramazan kandilleri umut hala var dedirtiyor..

Resulullah asm kardeşlerim dediği müminler onlar..Her durumda darlıkta ve bollukta, hastalıkta ve sağlıkta her şeylerini kaybetseler bile Allah’a imanlarından vazgeçmeyen, ibadetlerini aksatmayan müslümanlar..

Allah subhane ve teala her birimize böyle teslimiyet dolu bir kalp nasip eylesin. Amin..

THE NIGHT OF POWER-LAYLAT’UL QADR

Laylat-al-Qadr is otherwise known as the Night of Power and is considered to be the Islamic calendar’s Holiest eve. During this night, Angel Jibril revealed the Holy Qur’an’s first verses to the Prophet Muhammad (PBUH). This night falls within Ramadan’s final 10 days, and although the exact date is unidentified, it is commonly thought of as the Holy month’s 27th day.

This is a night of great commemoration and devotion to Allah (SWT) and places higher than that of 1,000 months.

When you complete good deeds on Laylat al-Qadr, your fasting is increased in reward. On this night, a single act of kindness gives the blessings of 1,000 months. Carrying out these deeds on the Holiest night and dedicating your day to worship will extend your taqwa. Be sure to recite the Holy Qur’an and engage with its teachings by assisting those most in need, thus fulfilling one of the Five Pillars of Islam. Performing a charitable deed on Laylat-al-Qadr promises many future rewards.

“We have indeed revealed this in the ‘Night of Power’. And what will explain to you what the night of power is? The Night of Power is better than a thousand months. Therein come down The Angels and the Spirit by Allah’s permission, on every errand. “Peace!…This until the rise of Morn!” – Surah Al-Qadr

The Night of Power is no longer or shorter than any other night; however, during Ramadan, many Muslims prefer to sacrifice sleep on this Holy day in order to worship and pray to Allah (SWT). It is believed that giving up sleep for Allah (SWT) to pray and undertake good deeds will result in all prior sins being pardoned.

The last ten nights of Ramadan are believed to be the most important of the holy month, as this is when the Prophet Mohammad (PBUH) received the first verses of the Qur’an. This is remembered today through zakat donations being spread across the final ten nights, including Laylat-al-Qadr donations for additional rewards in the Hereafter.

Oruç Tutmanın Önemi

Oruç Farsça’daki rûze kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Arapça’sı savm ve sıyâmdır. Savm kelimesi Arapça’da “bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, engellemek” anlamında kullanılır.

Fıkıh terimi olarak ise, imsak vaktinden iftar vaktine kadar, bir amaç uğruna ve bilinçli olarak, yeme içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir. İmsak, Arapça’da, “kendini tutmak, engellemek” anlamına gelir. Orucun temel unsuru da (rükün) bu anlamdır. İmsak vakti tabiri, dilimizde, oruç yasaklarından (yeme içme ve cinsel ilişki) uzak durma vaktinin başlangıcı anlamında kullanılır. İmsak vakti, tan yerinin ağarması (fecr-i sâdık; bk. Namaz Vakitleri bölümü) vakti olup, bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur; bu vakit aynı zamanda sahurun sona erip orucun başlaması vaktidir.

Farz olduğuna inanarak ve alacağı mükafatı sırf Allah’tan bekleyip sadece O’nun rızasını gözeterek ihlasla ramazan orucunu tutan kimsenin geçmiş günahları bağışlanır. Peygamber Efendimiz: “Kim inanarak ve Allah’ın rızasını gözeterek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.

İftar vakti ise, oruç yasaklarının sona erdiği vakit anlamında olup, güneşin batma vaktidir. Bu vakitle birlikte akşam namazının vakti de girmiş olur. Gündüz ve gecenin teşekkül etmediği bölgelerde oruç süresi, buralara en yakın normal bölgelere göre belirlenir.

İmsakin, ikinci fecirle başlayacağı konusunda fakihler arasında görüş birliği olmakla birlikte, kimi fakihler bu hususta, daha ihtiyatlı olduğu gerekçesiyle fecr-i sâdıkın ilk doğuş anına, kimileri ise oruç tutanlar lehine olduğu gerekçesiyle ışığın biraz uzayıp dağılmaya başladığı zamana itibar edilmesini önermişlerdir.

Âyette orucun başlangıç ve bitiş vakti, mecazi bir anlatımla şöyle belirtilir: “…Fecrin beyaz ipliği (aydınlığı) siyah ipliğinden (siyahlığından) ayırt edilecek hale gelinceye kadar yiyip içiniz; sonra, akşama kadar orucu tamamlayın…” (el-Bakara 2/187).

Oruç, Peygamberimiz’in hicretinden bir buçuk sene sonra şâban ayının onuncu günü farz kılınmış olup, İslâm’ın beş şartından biridir. Peygamberimiz bu hususu “İslâm beş şey üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka Tanrı olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık etmek; namaz kılmak, zekât vermek, ramazan orucunu tutmak ve gücü yetenler için Beytullah’ı ziyaret etmektir (hac)” diyerek bildirmiştir (Buhârî, “Îmân”, 34, 40; “İlim”, 25; Müslim, “Îmân”, 8).

Oruç tutmak, diğer ibadetlere nazaran biraz daha sıkıntılı olduğu için Allah, orucun farz kılındığını bildirirken, psikolojik rahatlatma sağlayacak ve emre muhatap olan müslümanların yüksünmesini engelleyecek bir üslûp kullanarak, oruç tutmanın önceki ümmetlere de farz kılındığını belirtmesi yanında, ayrıca orucu daha sıkıntılı hale getirmesi muhtemel iki durumu (hastalık ve yolculuk) oruç emrinin hemen peşinden geçerli mazeret olarak zikretmiştir. Bu üslûp, meselâ öteki ümmetlerde de bulunduğu anlaşılan namaz için kullanılmamıştır.

Oruç riyânın en az karışacağı bir ibadet olduğu için sevabı en fazla olan ibadetlerden sayılmıştır. Peygamberimiz’den nakledildiğine göre, orucun bu yönüne ilişkin olarak Allah, “Oruç benim içindir; onun karşılığını ben vereceğim” (Buhârî, “Savm”, 2, 9; Müslim, “Sıyâm”, 30) buyurmuştur. Bu bakımdan oruç tutmanın sevap olarak karşılığı oldukça yüksektir. Cennetin özel olarak oruç tutanların girmesi için ayrılmış bulunan “reyyân” adlı kapısından girme hakkı (Buhârî, “Savm”, 4) bu karşılığın mukaddimesi sayılmıştır.

Oruç, yoksulların durumunu daha iyi anlamaya, dolayısıyla onların sıkıntılarını giderme yönünde çaba sarfetmeye de vesile olur. “Tok, açın halinden anlamaz” atasözü de bunu ifade eder.

Orucun, dinimizde önemli bir yeri olan sabır konusuyla irtibatı da burada hatırlanmalıdır. “Namaz ve sabırla yardım isteyin” (el-Bakara 2/153) ve “Sabredenlere ecirleri hesapsız olarak tastamam verilir” (ez-Zümer 39/10) gibi âyetler, “Oruç sabrın yarısıdır” (Tirmizî, “Da‘avât”, 86) diyen ve orucun Allah için olup mükafâtını da kendisinin hesapsız olarak vereceğini bildiren hadislerin ortak anlamı, orucun sabır boyutunu ve bunun fazilet ve sevabının yüksekliğini anlatır

Cehennem Azabından Kurtulmak

Ramazan ayının son on günü bizlere cehennem azabından kurtulmak için verilmiş bir fırsattır.

Rasulullah (sav) sık sık ” Rabbim bize dünyada ve ahirette iyilik ver. Bizleri cehennem azabından koru ” diye dua ederdi.

Ramazanın son on günü cehennemden azat günü olarak bilinir. Bütün ramazanda olduğu gibi son on günde de bol bol tövbe edip Allah’tan af dilemeliyiz.

Cehennemden kurtulmak için önce bu dünyadaki kendi cehennemimizden kurtulmalıyız. Her insan nefsinin kendine göre bir cehennemi vardır. Kiminin cehennemi para, içki, mal-mülk sevdası kiminin cehennemi ise kadın-erkek, zina ve kumardır.

Vefat etmiş milyonlarca insan varken ve bizim hala tövbe etmek gibi bir şansımız varken ve biz Rabbimizin verdiği nefesle yaşıyorken tövbe etmeliyiz.

Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluştur. Kurtuluş günlerinin içindeyken Allah’ın rahmet dergahına sığınıp af dileyelim..

Af ve tövbe kapısının sonuna kadar açık olduğu bugünlerde nefsimizi temizleyip Rabbimize sığınalım.

Allah hepimizi kendi cehennemimizden kurtarıp affa ulaşan kullardan eylesin. Amin.

İtikaf Nedir? Hanımların İtikafı Nasıl Olur?

İtikaf akıl sağlığı yerinde ve ergenlik çağına gelmiş bir müslümanın bir mescitte Allah’a yakınlık elde etmek için bir süre kalması demektir.

İtikafa giren kimse ihtiyacı olan şeyleri camide tedarik eder. Tuvalete gitmek, abdest almak ve gusletmek gibi ihtiyaçlar için camiden dışarı çıkabilir.

Hz. Peygamberin (s.a.v) ramazanın son on gününde itikafa girdiği hadislerle bildirilmiştir.

Müslümanlar itikafa girerek namaz kılar, Kuran-ı Kerim okur, tövbe ve dua eder , kelime-i tevhit ve tekbir getirir, nefis muhasebesi yapar.

İtikaf ibadetinin camilerde yapılması gerekli olmakla birlikte  salgın ve benzeri durumlarda evlerin mescit olarak kullanılan bir odasında ibadet şartlarına uyarak yapılabileceği biliniyor.

Mescitteki itikaf erkeklere mahsustur. Hanımlar ise evde mescit olarak belirledikleri, sürekli namaz kıldıkları yerde itikafa girebilirler.

Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: ” Evinde namazgah hazırlayıp orada namaz kılan bir hanım Mescid-i Haram’da namaz kılmış gibidir. ”

Hanımların İtikafı

Hz. Ayşe (r.a) rivayet etmiştir : “Rasulullah (sav) vefat edinceye kadar ramazanın son on gününde itikafa girer ve derdi ki “Kadir gecesini ramazanın son on gününde arayın” ( Buhari )

”Ramazanda on gün itikaf eden, iki defa nafile hac yapmış gibi sevap kazanır.” ( Beyheki )

”Allah rızası için bir gün itikaf insanı cehennemden uzaklaştırır.” ( Taberani )

Ramazanın Mağfiret Günleri

Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret sonu cehennem azabından kurtuluştur. Allah’ın kullarını affettiği özel bir zaman dilimidir. Günahların affından öte Allah’ın kulunu kendi koruması altına aldığı, onu yenilediği zamandır.

Kul, Allah tarafından günah işlemeden önceki haline döndürülür. Tövbe ettiğinde Allah ona beyaz bir sayfa açar. Namaz, oruç, Kuran’ı-Kerim, tesbih ve takva ile kul Allah’tan af diler.

Yeni bir insan olmak için mücadele eden kula Allah yardım eder. Aslında insan düşündüğünde günah işlemenin sevap işlemekten daha zor olduğunu görecektir.

Örneğin; içki, kumar, zina, hırsızlık, uyuşturucu… Hepsi akla, kalbe, bedene ve insan onuruna zarar getirir.

Halbuki sevaplar öyle midir? Namaz kılmak, oruç tutmak, Allah’ı zikretmek, Kuran okumak, dua etmek kalbe ve ruha şifa bedene ise temizliktir.

Ramazan arınma, tövbe etme ayıdır. Mağfiret günlerine girmişken tövbe etmenin tam zamanıdır.

“Allah iman edip salih amellerde bulunanlara mağfiret ve büyük ecir vadetmiştir.” (el-Mâide, 5/9; el-Feth 48/29)

“Cömertçe verilmiş rızık ve mağfiret imân eden ve salih amelde bulunanlar içindir.” (el-Hacc, 22/56)

“İman ettikten sonra hicret edenler, Allah yolunda savaşanlar ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte onlar gerçek mü’minlerdir. Onlara mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.” (el-Enfâl, 8/74)

Allah hepimizi bu mübarek günlerde Allah’ın mağfiretine ulaşmış kullarından eylesin. Amin...

Orucun Manevi Faydaları

Oruç tutmanın on beş manevi faydası vardır.. Bu faydalar şunlardır:

1. Bizim yediğimiz yiyeceklerin hiçbirini yemeyen nurani varlıklara benzemek.

2. Yüce Allah’ın düşmanı olan, kötülüğü emreden nefs-i emmareyi yenmek.

3. Ayrıcalık kazanmak.. Peygamber efendimiz(s.a.v) Allah’ın ”Oruç benimdir ve onun mükafatını ben veririm.” dediğini bildirir.

4. Sonsuz bir hediye elde etmek çünkü ”Sabredenlerin mükafatı hesapsız ödenecektir.” (Kuran-ı Kerim;39-10)

5. Kötü nefsi günahlardan arındırmak.

6. Temiz ruhun özünü nefsani kirlerden arındırmak. (Kuran-ı Kerim;91-9/10)

7. Şeytana giden yolları kapatmak.

8. ”Oruç tutmak cennettir” sözüyle cehennemden kurtulmak.

9. Oruç ile kalp gözü açılır ve melekut alemi görülür.

10. Aç insanlarin halini anlamak ve onlara yardım etmeye karar vermek.

11. Vücut sağlığını korumak.

12. Kapların en zararlısı olan mideyi boş tutmak.

13. Adını sadık kullar arasına yazdırmak.

14. Allah-u Teala’yı kıyamet günü oruç vasıtasıyla görebilmek.

15. Oruç tutan Allah’ın yardımını hak eder çünkü ”Onlar oruçla ve namazla yardım ister” ayeti Kuran’ı Kerim’de yer alır.