Regaib Kandilinin Önemi

Regâib, Arapça bir kelimedir ve “reğa-be” kökünden gelmektedir. Reğa-be kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek ve onu elde etmek için çaba sarfetmek demektir.

Terim olarak Regâib, Türkçe’de kandil geceleri dediğimiz mübârek gecelerden biridir. Hicrî takvime göre, yedinci ay olan receb ayının ilk cuma gecesi Regaib kandilidir. Bu gecede Yüce Allah af ve rahmetini kullarına hediye eder.

İslamiyette özel zaman dilimleri vardır. Müslümanların dini duygularını yoğun biçimde yaşadığı geceler vardır. Kulların Allah’a yakınlaşması, imtihan dünyasını muhasebe etmesi, Kur’an-ı Kerim okuması ve çeşitli hayırlarda bulunması bu gecelerde özel bir anlam taşır.

 Yüce Allah’ın rahmetinin, mağfiretinin ve nimetlerinin diğer zamanlardan daha çok tecelli etmesi, samimi kalple Allah’a yönelenlerin affedilmelerinin ümit edilmesi ve müminlerce gönülden arzulanması sebebiyle bu geceye “Regaib” denilmiştir.

Regaip gecesini istiğfar ile geçirmek çok faziletledir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) “Recep Allah’ın ayıdır, Şaban benim ayımdır, Ramazan ise ümmetimin ayıdır” buyurmuştur. Bu sebeple Recep ayı içerisinde idrak edilen Regaip kandilinin Allah’a şükür ifadesiyle ve bağışlanma dilenmesiyle geçmesi çok sevaptır. 

Bu gecede Kuran’ı Kerim okumak, tövbe istiğfar, sadaka vermek, Allah’ın zikretmek ve salavat çekmek yapılması gereken başlıca ibadetlerdendir.

Kendi nefsimizdeki günahları sevaba çevirmek de atmamız gereken adımlardandır. Rabbim hepimizin ibadetlerini kabul etsin.

Amin..

Allah’ın Kullarına Hediyesi ; Üç Aylar

hadisiserif

Allahü teâlâ, kullarına merhamet ettiği için, bazı günlere, gecelere ve aylara kıymet vermiş, bu zamanlarda yapılan dua ve tövbeleri kabul edeceğini bildirmiştir. Bu ayları kullarına hediye etmiştir. Kullarının çok ibadet yapmaları, yalvarmaları, dua ve tövbe etmeleri için bu zaman dilimlerini sebep kılmıştır. Bu mübarek üç ayların ilki Receb ayıdır. Hadis-i şeriflerde;
Receb, Allahü teâlânın ayıdır. Receb ayına ikram edene, saygı gösterene, Allahü teâlâ, dünyada ve ahirette ikram eder.

Receb-i şerifin bir gün evvelinden, bir gün ortasından ve bir gün de sonundan oruç tutana, Receb-i şerifin hepsini tutmuşçasına, Hak teâlâ ihsanda bulunur buyuruldu.

Üç aylardan ikincisi Şaban ayıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Şaban-ı şerif, benim kendime mahsus bir aydır. Hak teâlâ Arş-ı a’lânın meleklerine azamet-i şâniyle buyurur ki: Ey benim meleklerim, gördünüz mü, benim kullarım sevgilimin ayına nasıl hürmet ediyorlar. İzzetim, celâlim hakkı için ben de kullarımı af ve mağfiretime nail eyledim. (Her kim Şaban-ı şerifte üç gün oruç tutarsa, Hak teâlâ, Cennet-i a’lâda ona bir yer hazırlar.)

Üç ayların üçüncüsü ise Ramazan ayıdır. Hadis-i şerifte;
Ramazan ayı gelince cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır buyuruldu.

Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve “Ya Rabbi,Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi.

Receb ayının faziletiyle ilgili birkaç hadis-i şerif:
Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir. [İbni Cerîr]

Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır. [Taberani]

Recep ayında dokuz gün oruç tutanın günahları sevaba çevrilir.

Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca cennette öyle köşkler vardır ki ancak Receb ayında oruç tutanlar girer [Deylemi]

Cennette öyle köşkler vardır ki, onlara ancak Receb ayında oruç tutanlar girer. [Deylemî]

Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]

Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.

Recebin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ihsan ve ikramlarda bulunur. Regaib, ihsanlar, ikramlar demektir. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Regaib gecesi yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir.

ŞABAN ayı: Resulullah efendimiz, Şaban ayına da çok değer verir ve “Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi.

Âişe validemiz buyuruyor ki:
Resulullahın hiçbir ayda Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]

Şaban ayının faziletiyle ilgili üç hadis-i şerif:
Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfil olurlar. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim. [Nesaî]

Ramazandan sonra en faziletli oruç şaban ayında tutulan oruçtur. [Tirmizî]

Şaban ayında üç gün oruç tutana, Allahü teâlâ Cennette bir yer hazırlar. [Ey Oğul İlmihâli]
[Kaza orucu borcumuz olmasa bile, bu oruçları tutarken, ilk veya son kazaya kalan Ramazan orucunu tutmaya diye niyet etmeli.]

Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın bittiği günün gecesidir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder. [İbni Mace]
Bu geceyi ganimet bilmeli, tövbe istigfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, ilim öğrenmelidir.
RAMAZAN ayı: Peygamber efendimiz, Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:
Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır,şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin kadir gecesinin hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır. [Nesaî]
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir. [Nesai]
Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istigfar etmelerini emreder. [Deylemi]
Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur. [Taberani]
Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret,sonu ise cehennemden kurtuluştur.
İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir. [Müslim]

Allahü teâlânın gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir. [Taberani]
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.
Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.
Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.
İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.
Hurma ile iftar etmek sünnettir.Teravih kılmak ve hatim okumak sünnettir.
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!
Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur. [Nesai]
Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur. [Buhari]
Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır. [Taberani]
Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır. [İbni Ebiddünya]
Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır. [Deylemi]
Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Biri size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin! [Buhari]
Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, Özürsüz ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi) Ama orucu kazaya bırakmayı mubah kılan dînî bir mazeret varsa, o zaman ramazan orucunu kazaya bırakmak günah olmaz.Üç aylar, müminlere açılmış bir fırsat kapısıdır. Bu gün ve geceleri Rabbimizin rızasını kazanmak için vesile kılalım. Ancak kulluğumuz yalnızca bu gün ve gecelerle sınırlı kalmasın. Hayatımız boyunca rağbetimiz daima Yüce Mevlâ’ya olsun.

Amin..

 

Repentance in Islam

Tawbah is the act of repentance to Allah from any kind of sins or wrongdoings. A Muslim has to repent for anything that is forbidden in Islam. such as lying or backbiting. In the Quran and Hadith, the word Tawbah (to return) means returning from evil and unholy activities and firmly avoiding them in the future.

Tawbah is the first step of discipline, the key to guidance to the straight path and the means of purification for those who wish to be nearer to Allah. 

Allah s.w.t. says in the Quran:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا

“O you who have faith, repent to Allah with sincere repentance.”

(Surah At-Tahrim, 66:8)

Even Rasulullah s.a.w. who was the most pious and sinless human being used to seek Allah’s forgiveness over 70 times a day.

The companion, Abu Hurairah r.a. said:

سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول “والله إني لأستغفر الله وأتوب إليه في اليوم أكثر من سبعين مرة

I heard Rasulullah s.a.w. say, “I swear by Allah that I seek Allah’s Pardon and turn to Him in repentance more than seventy times a day.”

(Sahih Al-Bukhari)

It is never too late. Those who believe that they may have conducted any wrongdoing or misdeed can sincerely repent for their mistake and seek Allah’s forgiveness. 

Allah s.w.t. mentions in the Quran:

وَتُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَ ٱلْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“And turn to Allah altogether, O believers! So that you may succeed”

(Surah An-Nur: 24:31)

An example of the importance of repentance in Islam is acquiring Allah’s love.  Allah s.w.t. loves a person who repents in His way. Although a person may have committed a big sin, if they repent sincerely, always do His commands and leave His prohibitions, the person may be blessed with Allah’s love and forgiveness. As mentioned in the Quran:

إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ

“Indeed, Allah loves those who are constantly repentant and loves those who purify themselves.”

(Surah Al-Baqarah, 2:222)

Berat Kandili/Rahmet Gecesi

Berat kelimesi “berâet” kelimesinin kısaltılmış şeklidir. Borçtan, suç ve cezadan, hastalıktan kurtulmak anlamındadır. Buna göre “Berat gecesi” günahlardan kurtuluş gecesi demektir. Berat gecesi için Arapça eserlerde “şâbanın ortasındaki gece”, “mübarek gece”, “rahmet gecesi” anlamındadır.Berat gecesi, meleklerin inmesi, duaların kabul olunması, duaların geri çevrilmemesi gibi birçok fazilete sahip olduğu için, bulunduğu ayı da değerli kılmıştır.

Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadislerinde; “Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) gelince; gecesini namazla,gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya semasına iner ve şöyle der:Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim! Rızık isteyen yok mu? Rızık vereyim! Şifa dileyen yok mu? Şifa vereyim!” buyurdu. (Sünen-i ibn Mace, İkâmetü’s-Salât, 191).

Bir başka hadislerinde ise; “Allah Teâlâ, Şabanın on besinci gecesi (Beraat gecesi) tecelli eder ve anne babaya asî olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar” buyurdu. (Sünen-i ibn Mace,İkâmetü’s-Salât, 191)

Berat Kandilinde Neler Yapılmalı?

  • Gündüz oruç tutmak.
  • Kaza namazı ve nafile namaz kılmak.
  • Kur’an-ı kerim okumak.
  • Tevbe istiğfar etmek.
  • Salavat getirmek.
  • Allah’ı çokça zikretmek.

Sübhànallah, Elhamdülillâh, Allahu ekber, Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm zikirlerini çekmek berat kandilini değerlendirmek açısından önemlidir.

Eyüp Sultan’ın Mavi Başörtülü Tövbekarı

Vakti zamanında günahkar bir hanım tövbe etmeye karar verir. İşlediği günahlardan, yaptığı hatalardan duyduğu pişmanlıkla Rabbinden af dilemek için Eyüp Sultan Camisine doğru yürümeye başlar.

Haliç’in maviliği Rabbinin sonsuz af kapısını getirir aklına. Martıların tevekkülü hayatına beyaz bir sayfa açmanın getireceği tevekkül gibidir…

Bir martı kadar cesur olmak ister Rabbinin himayesinde.

Eyüp Sultan Camisinde öğle ezanı okunurken içeri girer, namazını kılar ve tövbe eder.

Bir daha O’nun nurlu kapısından ayrılmayacağına, mutluyken ve üzgünken hep O’ nunla olacağına dair Rabbine söz verir.

Artık O’ndan hiç vazgeçmeyecektir…

”Rabbim seni çok seviyorum, lütfen sen de beni çok sev” der.

Hakkın ve hakikatin yolundan çıkmamaya yemin eder. Haliç’in maviliği kadar maviliğe sahip başörtüsüyle camiden dışarı çıkar.

Saatlerce o huzurlu mekanda kaldığının farkında bile değildir. Kalbinde temizlenmenin verdiği bir huzur vardır.

Elleri temizlenmiştir. Gözleri, ruhu, kalbi, bedeni, nefesi, sevdası temizlenmiştir. Rabbinin nuruyla yıkanmıştır her zerresi.

Akşamüstü evine geri döner.. Biraz korkak, biraz ürkek.. Geçmişini bilen komşularının tuhaf ve kırıcı bakışları arasında evinden içeri girer.

Zamanla duyar ki Allah’ın af kapısını kapatmaya çalışanlar onun belki de o an Allah’ın affettiği günahlarını konuşmaya devam ediyor.

Tövbe eden hanım bu bakışları gördükçe, konuşulanları duydukça Rabbine daha çok sarılır. Anlar ki bu yol kötü kalplilerin kapatmaya çalıştığı o doğru yoldur.

Hakikat yolunda yaşlanır, her gün yeniden gözyaşlarıyla tövbe eder.. Zaman böyle geçer..

Gözündeki çizgiler, alnındaki kırışıklıklar Allah derken gelir yerleşir yüzüne.

Mavi başörtüsü ona tövbeyi, rahmeti, merhameti, sevgiyi hatırlatır…

Mavinin tonlarını bir ömür başında taşımaktan huzur duyar.

Otuz yıl sonra yine bir cuma günü. Haliç’in mavisi kadar derin mavi olan başörtüsüyle Eyüp Sultan’da sabah namazını kılmaya gider.

Ellerini açmış dua ederken başı secdeye düşer ve cemaat anlar ki o Rabbinin huzurunda, o kutlu sahabenin dizinin dibinde vefat etmiştir.

O hayattayken susmayanlar, başörtüyü ona bir türlü yakıştıramayanlar, Allah’ın kapısından kovanlar artık pişmandırlar.

Onunla ilgili gördükleri güzel rüyalar pişmanlıklarına pişmanlık katar.

Ve zamanı gelmiştir.. Artık tövbe sırası susmayanlardadır..

Seyyidü’l İstiğfar Duası

Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur : ” Seyyidü’l istiğfar duası duaların efendisi, istiğfarın en üstünüdür.”

Bu duayı okumaktan maksat Allah’a olan bağlılığı, sadakati ve kulluğu göstermektir.

Allah’a şükretmek için okunmalıdır.. Efendimiz seyyidü’l istiğfar duasını okuyanları cennetle müjdelemiştir.

Seyyidü’l İstiğfar Duası Okunuşu : ” Allahümme ente Rabbi, la ilahe illa ente halakteni ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve va’dike m’esteta’tü. Eüzü bike min şerri ma sana’tü ebuü leke bi-ni’metike ‘aleyye ve ebuü leke bi-zenbi, fağfir li fe-innehü la yağfirüzzünübe illa ente.”

Seyyidü’l İstiğfar duasını okumak kulu Rabbine yaklaştırır.

Seyyidü’l İstiğfar Duası Meali : ” Allah’ım! Sen benim Rabbimsin! Beni sen yarattın. Ben senin kulunum; gücüm yettiğince ezelde sana verdiğim sözümde ve vaadimde durmaktayım. Yaptığım kötülüklerin ve işlediğim kusurların şerrinden sana sığınırım. Bana lütfettiğin üzerimdeki nimetlerini yüce huzurunda minnetle anıp, itiraf ederim. Aynı şekilde günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla çünkü senden başka hiçbir kimse günahları affedip bağışlayamaz.”

Ramazanın Mağfiret Günleri

Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret sonu cehennem azabından kurtuluştur. Allah’ın kullarını affettiği özel bir zaman dilimidir. Günahların affından öte Allah’ın kulunu kendi koruması altına aldığı, onu yenilediği zamandır.

Kul, Allah tarafından günah işlemeden önceki haline döndürülür. Tövbe ettiğinde Allah ona beyaz bir sayfa açar. Namaz, oruç, Kuran’ı-Kerim, tesbih ve takva ile kul Allah’tan af diler.

Yeni bir insan olmak için mücadele eden kula Allah yardım eder. Aslında insan düşündüğünde günah işlemenin sevap işlemekten daha zor olduğunu görecektir.

Örneğin; içki, kumar, zina, hırsızlık, uyuşturucu… Hepsi akla, kalbe, bedene ve insan onuruna zarar getirir.

Halbuki sevaplar öyle midir? Namaz kılmak, oruç tutmak, Allah’ı zikretmek, Kuran okumak, dua etmek kalbe ve ruha şifa bedene ise temizliktir.

Ramazan arınma, tövbe etme ayıdır. Mağfiret günlerine girmişken tövbe etmenin tam zamanıdır.

“Allah iman edip salih amellerde bulunanlara mağfiret ve büyük ecir vadetmiştir.” (el-Mâide, 5/9; el-Feth 48/29)

“Cömertçe verilmiş rızık ve mağfiret imân eden ve salih amelde bulunanlar içindir.” (el-Hacc, 22/56)

“İman ettikten sonra hicret edenler, Allah yolunda savaşanlar ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte onlar gerçek mü’minlerdir. Onlara mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.” (el-Enfâl, 8/74)

Allah hepimizi bu mübarek günlerde Allah’ın mağfiretine ulaşmış kullarından eylesin. Amin...

Allah’ın Kurtardığı Kullar

”Allah takva sahiplerini esenliğe kavuşturup kurtuluşa erdirir. Onlara hiç bir fenalık dokunmaz, mahzun da olmazlar. ”

(Zümer Suresi-61 )

Allah günahlardan uzak duran ve kendisini seven kullarını dünya ve ahirette kurtuluşa kavuşturur. Dünyada tövbe etmeyi ve secde etmeyi nasip eder ve günahlardan uzaklaştırır. Allah o kullara kendi rızasının bulunduğu yolları sonuna kadar açar.

Eski günahlara karşı içinde hiç bir özlem bırakmaz. Kul günahlarını düşünüp üzülür ve telafi etmeye çalışır. Artık kalbinde ilk sıraya Rabbini koyar.

Tertemiz bir yolda hayatına devam eder. Böyle bir yolda da insan felaha kavuşur.

Allah’ı bilen, O’nu seven ve ibadet eden insanların arasında hiç kimseye kötülük gelmez. İnsana kötülük ancak kendi nefsinden gelir.

Takva sahipleri vicdan azabından uzak, tertemiz bir hayata devam ederler.

Takva Sahiplerinin Ahireti

Takva sahipleri ahirette cennette en güzel nimetlerin arasında, esenlik içinde olacaktır. Rabbinin rahmetine kavuşmuş, cemalini görmüş ve Resulullah’a komşu olmakla şereflendirilmiştir. Hiç bir azap ve üzüntü onlara dokunmaz.

Dünyadayken sarıldıkları takva halinin ve nefis mücadelelerinin ödülünü alırlar. Duaları, namazları, oruçları, zekatları, iyilikleri Allah’a hediye olarak götürmüşlerdir.

Hem dünya hem de ahiret hayatında kurtuluşa ermişlerdir.

” Şüphesiz Allah, inanıp salih amel işleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır.” (Muhammed Suresi-12)

Hazreti Muhammed(SAV) şöyle buyurmuştur:” Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.”

İnsan Rabbinin huzuruna yaptıklarıyla gidecektir. Bu dünya hayatında ne yaptıysa onu yanında bulacaktır.

Rabbim hepimizi dünya ve ahirette kurtuluşa eren müminlerden eylesin.. Amin..

Kalbin Tövbesi

Allah-u Teala ”Ey müminler, hepiniz günahlarınızdan tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” buyurur.

Kalbimizden gelen her duygu nasıl kalıcıysa kalpten yapılan tövbe de o kadar makbul ve kalıcıdır. Sevdiğimiz insanları sakladığımız kalp aynı zamanda Rabbimizin sevgisinin bulunduğu yerdir. Bu nedenle kalp tövbe ettiğinde bu tövbeden dönüş yoktur.

”Tövbe edip iyi amel işleyen kimse tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner.”

”Cennetin sekiz kapısı vardır yedisi kapalı ama tövbe kapısı ebediyen açıktır.”

Peygamberimiz(sav) buyurmuştur ki;

”Kul günahlarından tövbe edince Allah onun günahlarını koruyucu meleklere, vücudunun azalarına ve yeryüzündeki iz ve belirtilerime unutturur da kıyamet günü günahının hiç şahidi kalmaksızın Allah’ın huzuruna çıkar.”

Tövbe her müslüman kula farzdır. Yüce Allah ”Ey iman edenler! Dönülmez bir tövbe ile Allah’a yönelin” buyurur.

Kul Allah’ın kendisine olan sevgisini kaybetme korkusuyla tövbe etmelidir. Rabbimiz bizlere tövbe etme imkanını hediye etmiştir.

Biz insanlar en küçük bir hatada birbirimizi affedemiyorken Er-Hayy ismiyle bizlere hayat veren Allah binlerce günahımıza rağmen son nefesimize kadar tövbe şansı veriyor.

Nasuh Tövbesi Ne Demektir?

Rabbimiz şöyle buyurmuştur:

”Ey iman edenler! Günahlarınızdan tövbe-i nasuh ile tövbe ediniz. Hiç şüphesiz Rabbiniz kusurlarınızı örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün Allah Peygamberi ile iman edip O’nunla beraber olanları rezil etmeyecek, bu kimselerin nurları sağlarında ve önlerinde koşacak. Onlar ”Ey Rabbimiz, nurumuzu tamamla, günahlarımızı bağışla. Hiç şüphesiz sen herşeye kadirsin.”

Ayet-i kerimede geçen nasuh sıfatı sadece Allah rızası için olan, her türlü lekeden uzak olan anlamında kullanılır ve tövbenin faziletini anlatır.

Nasuh tövbesi işlediğimiz günahlara kalpten pişman olup yalnızca Allah rızası için onlardan vazgeçmeye karar vermek demektir.

” Günahlarından tövbe eden kul Allah’ın sevgilisidir.”

Allah hepimizi mübarek ramazan ayında tövbe eden ve kurtuluşa eren kullarından eylesin. Amin..