Veysel Karani Hazretleri

Veysel Karani Hazretleri..Onun yolu gariplerin yoludur. Zira küllenenin hikâyesi gariptir. Küllenenin, evveline dair hiçbir alakası kalmaz ki, nasıl gariplikten bahsedilmesin? O artık büsbütün başka bir şeydir. Dışarıda kalana göre değersiz, hatta belki de yok hükmündedir.

Allah’a duyulan bir aşk; böyle olmasa dahi, kişinin nefsine olan iman edişini bir mühlet zedelemiş, onun benliğine duyduğu koşulsuz aşkı ayakları altında çiğneyerek firavunluğunun sarayında zelzele çatlakları oluşturmuş dünyevi görünen bir aşk dahi bu yolun ruhsatı olabilir. Çünkü dünyevi görünen o sevginin bile dünyaya dair olan kısmı ancak gövdesi ve dallarıdır. Onun kökleri rahmana uzanır.

Zira o kişinin düştüğü dipsiz görünen bir kuyudur. Yakalandığı amansız bir tufan, içinde sıkıştığı nefessiz bırakmış bir mağaradır. Onu sarandan, kendi kuvvet ve iradesiyle kurtulamayacağını belletmiştir mecnun olana girdabı. Hep deneyip, hep de yenilmiş olan, teslim olmaz mı artık rüzgâr ve denize; evvel ve ahir, zahir ve batın olan, her şeyin tek sahibine? Artık menzilinde yalnızca “o” kalmaz mı?

Muma aşık pervane, güneşin varlığını bilince iflah olur mu artık? Leyla’yı ikinci defa bulan mecnun’a leyla’dan ne fayda? Mülkten, sefadan, neşeden, artık Mecnun’a ne fayda? Ne güzeldir şimdi tufan çattığında onu saklayan gemi. Onu yutmuş balık, kapamış kovuk, hapseden kuyu… O, bu yolun Yusuf’u, Yunus’u, Nuh’u ve uyuyanları değil midir artık?

Çile, onun öz yâri ile meşki değil midir?

Allah çilesine aşık olanların yaridir ve yanındadır. Hasta annesine can olanların yaridir ve yanındadır. Bütün zulüm ve zulumatlara sabredenlerin yaridir ve yanındadır.

Veysel Karani Duası

Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla…

İlahi! Sen benim Rabbimsin, ben ise senin kulunum. Her şeyi yaratan Halik’sin, ben ise senin tarafından yaratılmış olan mahlukum. Herkese rızık veren Rezzak’sın, ben ise rızkına muhtaç olan merzukum.

Mülkün gerçek sahibi olan Malik’sin, ben ise kulun, kölen olan memlukum. Kudreti daima üstün gelen Aziz’sin, ben ise sana karşı daima zillet içinde olan zelilim.

Hiçbir şeye muhtaç olmayan Gani’sin, ben ise her zaman sana muhtaç olan fakirim. Hayatı ezeli ve ebedi olan Hayy’sın, ben ise ecel vakti gelince ölecek olan kimseyim.

Hiç ölmeyecek olan Baki’sin, ben ise ölüp bu dünyadan gidecek olan faniyim. Kullarına çok ikram eden Kerim’sin, ben ise basit ve hakir olan cimriyim.

Hududsuz iyilik eden Muhsin’sin, ben ise kötülük eden kimseyim. Çok bağışlayıcı olan Gafur’sun, ben ise senin günahkar kulunum.

Azamet ve heybeti nihayet derecede olan Azim’sin, ben ise sıradan zavallı biriyim. Çok kuvvetli olan Kavi’sin, ben ise çok çaresiz zaifim.

Bol nimetler lütfeden Muti’sin, ben ise senin kapında bana ihsanda bulunmanı isteyen dilencinim. Korkup kendisinden yardım isteyenleri muhafaza eden ve korktuklarından güvenli kılan Emin’sin, ben ise daima korku ve endişe içinde olan kimseyim.

Çok cömert olan Cevad’sın, ben ise merhamet ve yardımına muhtaç olan zavallı miskinim. Dualara icabet eden Mücib’sin, ben ise sana yalvarıp dua eden kulum.

Maddi ve manevi bütün hastalıklara deva ve şifa ihsan eden Şafi’sin, ben ise senin şifana muhtaç hastayım.

Benim günahlarımı bağışla, hatalarımı affet, hastalıklarıma şifa ve, ey ezel ve ebed sultanı ve bütün güzel isimler ve en yüce sıfatların sahibi olan Hazret-i Allah! Ey kullarının bütün ihtiyaçlarına yeterli olan Kafi!

Bütün mahlukatını terbiye eden, besleyip büyüten Rab! Verdiği sözü yerine getiren Vafi! Nihayetsiz rahmet ve mağfiret sahibi olup, ahirette sadece müminlere nimet veren Rahim!

Bütün hastalıkların şifasını veren Şafi! Bol ikram ve cömertlik sahibi olan Kerim! Sıhhat ve afiyet veren Muafi!

Bizi anne babamızı, Kur’an ve iman hizmetindeki arkadaşlarımızı ve üstadımız Said Nursi Hazretlerini affeyle. Bütün günahlarımızı affeyle. Her hastalığa karşı bize sıhhat ve afiyet ver. Bizden ve onlardan ebedi razı ol.

Rahmetinle, ey merhamet edenlerin en merhametlisi! Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

Veysel Karani ve Anne Sevgisi

Veysel Karani Hz. peygamber efendimizin zamanında yaşamış velilerdendir. Adı Üveys b. Amir el-Karani’dir. Yemen’in Karan köyünde doğmuştur. Peygamber efendimiz hayattayken müslüman olmuştur.

Hasta, gözleri görmeyen ve yaşlı annesinden başka kimsesi yoktu. Çobanlık yapardı.

Rasulullah (sav) sevgisi ile yanıp tutuşur. Tek isteği Rasulullah (sav)’in mübarek yüzünü görmektir.

Bu aşk ile günleri geçip gider. Bir gün hasta ve yaşlı annesine : ” Anneciğim! Eğer müsaade edersen gidip sevgili peygamberimizin mübarek yüzünü göreyim. Gidip Medine‘de ziyaret edeyim.”

Veysel Karani’ nin annesi uzun uzun düşündü. Sonra: ” Bir şartla izin veririm, Rasulullah’ı hane-i saadetinde ziyaret edeceksin başka yerde değil” dedi.

Aşık-ı Resul olan Veysel Karani annem izin verdi diye sevinç içinde Medine yoluna düştü. Günlerce yolculuktan sonra Medine’ye ulaştı. Peygamberimizin evini sorduktan sonra hane-i saadetin kapısını çaldı.

Hz. Ayşe validemiz: ” Kim o?” diye seslendi.

”Benim,ben. Veysel. Yemen’in Karan köyünden geldim. Rasulullah’ı ziyaret etmek istiyorum.”

Hz. Ayşe: ” Resulu ekrem mescide gitti, hemen oracıkta görebilirsin.”

Veysel Karani: ” Gidemem, annemin izni buraya kadar.”

Hz. Ayşe(r.a): ” Ey Allah’ın kulu, kimsin sen? ”

” Adım Veysel Yemen’in Karan köyündenim. Çobanlık yaparım. Sevgili efendimizi ziyaret etmek için buraya kadar anacığımdan izin almıştım, demek ki görmek nasip değilmiş” diyerek gerisin geriye döndü.

Rasulullah (sav) mescidden döndüklerinde: ” Ya Ayşe! Buraya Üveys Veysel mi geldi? Onun beni bu dünyada görmesi nasip olmayacak, Allah onu imtihan ediyor. Annesine olan itaatinin derecesini ölçüyor” dedi.

Veysel Karani annesine gelip olanları derin bir iç çekerek anlattı. Üzüntüsünden sararıp solmuştu. Annesi :

” Üzülme oğlum, üzülme. Sen beni memnun ettin ya Allah da seni memnun edecek. Efendimizi ahirette göreceksin, şefaatine nail olacaksın ”dedi.

Rasulullah Efendimiz (sav) onun hakkında: “Üveys Karani ihsan ve iyilikte Tabiin’ in hayırlısıdır” buyurdular. Rasulullah Efendimiz, zaman zaman yüzünü Yemen tarafına dönüp  “Yemen tarafından rahmet rüzgârı estiğini duyuyorum” buyururdu.

Peygamber Efendimiz’in Veysel Karani Hazretleri’ne hediye ettiği Hırka-i Şerif, Sultan Abdülmecid tarafından Fatih semtinde yaptırılan Hırka-i Şerif Camiinde ko­runmaktadır.