AĞLAMAK

Rivayet odur ki ilk gözyaşları insanlığın atası Hz. Adem’e aittir. Cennetten çıkarılıp yeryüzüne indirilince, işlediği günahın pişmanlığıyla akıtmış gözlerinden. Sonra bütün Ademoğulları ağlamayı bir arınma ve pişmanlık olarak devam ettirmişler. Hz.Yakup’un gözyaşları hasretten, Hz.Peygamber’in gözyaşları ümmetinin geleceğinden…

Hz. Peygamber ”Benim bildiğimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız” buyurmasına bakarak ağlamayı kalbin en önemli erdemlerinden biri olarak anlayabiliriz. Hele de pişmanlıktan akan gözyaşlarının gözden değil kalpten geldiğini söylemeye gerek yoktur.

Her insan bedeni, ailevi, dünyevi felaket ve acılarla karşılaşabilir. Sabretmesi elbette bir metanet örneğidir ama taşkınlığa vurmayacak şekilde ağlaması özellikle de gözyaşlarını kalbine akıtması o kişiyi kalpsiz yapmaz bilakis gitgide gönül adamı yapar. Kalbin bir şeye üzülmesinden dolayı gözyaşı dökmek neden mahzurlu olsun ki? Hz. Peygamber oğlu İbrahim’in ölümüne ağladığı için kendisine hayretini ifade eden bir sahabiye ”Kalbimizde acı gözümüzde yaş var ama dilimiz Allah’ın rızasına aykırı bir söz söylemez” buyurmuştur.

İSKENDER PALA/KALP

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir