Kurban, Allah-u Teâlâ’ya yaklaşmak niyeti ile belli günlerde kesilen hayvana verilen isimdir. Kurban kesmek dinimizdeki en önemli ibadetlerden biridir ve maddi imkanı olan her müslümana farzdır.
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:
“Rabbin için namaz kıl, kurban kes.” buyuruyor. (Kevser: 1)
Bir tarafta da Allah için nefsini kurban eden kullar vardır. Onlar umudunu, isteklerini, beklentilerini Allah’a bağlamışlardır. O’nun rızası ve emri dışında bir adım atmazlar. Ölümün de hayatın da Allah’ın emri olduğunu bilirler.
Bu teslimiyetin en güzel örneği Hazret-i Allah’ın ‘Halilim’ dediği Hazret-i İbrahim ve Hazret-i İsmail’dir.
Hazreti İbrahim ve Hazreti İsmail Allah’ın hükmüne gönülden boyun eğmişlerdir. Sorgusuz teslim olmuşlardır.
Bizler de onları örnek alıp nefsimizi kurban etmeliyiz. Hayrın da şerrin de Allah’tan geldiğini bilerek nefsimizi ve kalbimizi kontrol altına almalıyız.
Kurban, Allah’la kurbiyyet kurmaktır. Kurbiyyet, yakınlık kurma, Rabb’e yakınlıkla istikamet ve huzur bulma makamına kavuşmaktır. Zaten kurban kesmenin temel amacı, Allah’ın rızasını kazanarak O’na yaklaşmaktır.
Kurban bizi Hz. İbrahim’in itaatine, Hz. İsmail’in teslimiyetine yönlendirerek hayatın sıkıntı ve imtihanlarına karşı Rabbimize kurban olma ve Rabbimize dost olarak sıkıntılarımıza çözüm bulma yollarını gösterir.
Rabbimiz şöyle buyurmuştur: “Kurbanların etleri ve kanları değil, sadece takvanız Allah’ın katına ulaşır.” (Hacc 22/37)
Takva, Rabbimizin haramlarından kaçma hususunda kulun Rabbine sığınması, O’nun yasaklarından sakınması, O’nun himayesi altına girmesidir.
Öfkemizi, zaaflarımızı, günahlarımızı bir kenara bırakarak Rabbimizin rızasına kavuşmaya adım atmak kurban etmelerin en güzelidir.
Bu bayramda nefsimizi de kurban edebilme duasıyla..

