Rabiatül Adeviyye Basra’da yoksulluğu yoldaş edinmiş bir ailenin dördüncü evladı olarak doğdu. Orada başlayan kıtlık yıllarında köle olarak satıldı.Birçok eziyete ve çileye katlandı.
Bir gece Hazreti Rabia Allah’ın huzurunda niyaz ediyordu:
”Ya Rabbim
Sana kulluk benim arzum bilirisin..
Benim kalbim hep seninle bilirsin
Kula kulluk etmem ardır bilirsin
Beni azad eyle lütfen Ya Rabbi..”
İşta tam bu anda odasını nurdan bir kandil aydınlattı. Bu hali gören efendisi onu azad etmeye karar verdi.
Gençlik yıllarında Kadim Basra valisi Muhammed bin Süleyman el Haşimi, Hz. Rabia’ya şöyle bir mektup yazdı:
” Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.. Bundan sonra bilmiş ol ki yüce Allah günlük gelir olarak beni seksen bin dirheme malik kıldı. Bunu yüz bin dirheme çıkarmak için fazla zaman gerekmez. Evlenme hususunda bana cevap ver, vesselam.. ”
Rabia Hazretleri bu teklife şöyle cevap verdi:
”Bilmiş ol ki dünyadan el etek çekmek kalbe huzur verir. Dünyalık peşinde koşmak insanın gamını arttırır. Yüce Allah sana servetinin iki katını da verse değişen bir şey olmaz. Beni Allah’tan alıkoyacak bir şeye rağbetim yoktur, vesselam.”
Birgün devrin gönül insanlarından Zünnun-ı Mısri Hz. Rabia’ya sorar:
”Bana aşkı anlat! Aşk nedir? ”
Rabiatül Adeviyye cevap verir:
”Aşk ezelden gelir ebede gider. ”
Aşk ” O onları sever, onlar da O’ nu sever .” (Kuran’ı Kerim-5/59) ayetinden gelir.
Hz.Rabia eski mutasavvıflardandı ve zühd içinde yaşıyordu. Hz.Rabia’ya sormuşlar:
”Nereden geldin?”
”Bu dünyadan”
”Nereye gidersin? ”
”Öteki dünyaya ”
”Bu dünyanın ekmeğini yiyip diğer dünya için çalışıyorum.. ”
Demişler ki bu kadar güzel söz söyleyen birinin güzel bir eve sahip olması gerekir.. Hz. Rabia cevap vermiş :
”Benim de böyle bir evim var. İçinde ne varsa dışarı çıkmasına , dışarıda ne varsa da içeri girmesine izin vermiyorum. Gelen giden olursa ilgileniyorum. Çünkü ben bir çamur parçasını dinlemek istemiyorum , kalbimi dinlemek istiyorum. ”
Hz.Rabia iradesini Allah’a teslim etmişti. Ne dilerse O’ndan dilemişti. Dünyaya ait herşeyden feragat ettikten sonra tasavvuftaki son durak olan muhabbete varmıştı.
Yazımıza Hz. Rabia’nın bir şiiri ile son verelim
”İki sevgiyle seviyorum seni ben
İlki sıradan, bencil duygular
İkincisi sana layık gerçek aşk
Biri hep seni anmanın lezzeti
Öteki perdesiz müşahade zevki”
Allah-u Teala rahmet eylesin.. Amin.

