Bilal, Kabe’nin damına tırmandı. Sorumluluk korku vericiydi. Bilal putlara karşı tırmanıyordu. Eğer düşseydi putlar parçalamış olacaktı. Ve Bilal, Kabe’nin damındaydı..
On binlerin yüzleri yukarı bakıyordu. Aşağıda derin bir sessizlik… Kalabalık tek bir kelime etmiyordu. Gökyüzüne baktı Bilal.
Gök bütün nefesini tutmuştu. Bir esinti dahi yoktu. Kızgın çöl gözlerinin önündeydi.
Güneşe baş kaldıran yılanlar gibi yine kırbaçlar, ”ehad… ehad…” sesleri geliyordu karşı tepelerden.
Birden korktu Bilal. Nerede olduğunu ve kendisinden ne istendiğini biliyordu. ” Allahuekber Allahuekber” Kabenin damından kanatlandı ilk ezan. Ezan Arafat tepesinden yankılanıp geri geliyordu.
Sadece Peygamberimiz (sav) bineğindeydi. Başı önünde, bir eli diğerinin üzerindeydi.
En yakınında Ebu Bekr, Ali ve Ebu Zer ona eşlik ediyordu. Bilal uçuyordu. Göklere doğru bir köle uçuyordu.
BİLAL, KABE’YE NASIL TIRMANDIĞINI ANLATIYOR
Bu tırmanışı yapabileceğimi asla düşünmemiştim. Kabe’nin yan duvarı, düz bir yükseklik, dimdik bir duvardı ve yegane tutunacağım şey olan örtü yıpranmış ve eskilikten gevşemişti. Ama o an Peygamber bana uçmamı söyleseydi ünlü bir mucizeye dönüşürdüm: ” Uçan Bilal…”
Çıkmamı istediğinde elbette niye çıkmamı istediğini biliyordum. Benim o damdaki varlığım, ezan okumam, İbrahim’in inşa ettiği bu binanın artık Allah’a ibadete açıldığına dair insanlığa bir işaret olacaktı.
Peygamberin dediği gibi Medine’deki ilk ezanın mescidini tamamlamıştı; şimdiyse ezanım Kabe’yi temizleyişinin tamamlanışı olacaktı.
Aslında putlara karşı tırmanıyordum ve düşseydim putperestler parçalanmış bedenimi putların bir işi olarak göreceklerdi
. Ancak daha önce ifade ettiğim gibi müezzin ezan için çıktığında onu yukarıya tartan insanların umudu ve yukarı bakan yüzleridir.
Dünya gizlerinden uzakta uzanıyordum ve öylece kalmayı murat ettiğimi hatırlıyorum ama namaza çağıran kişi kendi için Allah’ın zamanından bir lahza dahi harcayamaz.
Tarih beni tırmanırken gördü. Rüya görmedim. Umudum Allah’ın beni görmüş olması, ben zaten Kabe’nin yüksekliğinde semaya doğru uzaktaydım. Eğer böyleyse ben aslında Uçan Bilal’im…
H.A.L CRAIG (BEN BİLAL-2008)

