Kuran Mucizesi

Allah bizlere Secde suresinde işitme, görme ve akıl verdiğini söylüyor.

İnsanlar Allah bize duyularımızı verdi deyip bu ayete dikkat etmeden geçiyorlar.

Modern bilim anne karnında önce kulakların ardından gözlerin daha sonra ise aklın oluştuğunu söylüyor.

1400 yıl önce çölün ortasında yaşayan ve okuma yazma bilmeyen Hz. Muhammed sav fetüsler olarak anne karnında ilk hangi duyuları geliştirdiğimizi nasıl bilebilirdi ki?

Kuran’a iman etmeyenlere en güzel örneklerden biri de bu ayettir.

Farklı dinlerden birçok insan Kuran ayetlerini ve bilimi karşılaştırarak müslüman olmuştur ve müslüman olmaya devam etmektedir.

PODYUMDAN HAKİKATE YÜRÜYÜŞ

GERÇEK BİR HAYAT HİKAYESİ

1984 yılında Kadem-i Şerif tekkesinde türbedar bir aile tarafından bulunan siyahi bir bebek.”Buluntu Bebek”

Ve sonrasında yaşanan, dönüşüme kapı aralayan bir hayat hikayesi.. Dünya güzellik kraliçesi Tuğçe Karas’ın tacının ahiret yolunda ışıldaması.

Podyumda attığı adımların aslında onu hakikate taşıması.

Bu kitap sabrın zafere dönüşmesi, kırık bir kalbin küllerinden doğması, kalpteki o derin boşluğunun imanla tamamlanması.

Afrika ve Türkiye arasındaki aşkın hikayesi, çocukların duası..

Başımıza ne gelirse gelsin ”ümit hep var”

https://www.kitapyurdu.com/kitap/podyumdan-hakikate-yuruyus/731455.html?srsltid=AfmBOorcx6_BbxHAm_zPQK3NVx_Zd2rszZavP3hL-fOqfRTwMAqp9Qxr

Okunmanızı can-ı gönülden tavsiye ediyorum..

Dua ile.

Gönül Yorgunlarına İlahi Nefes Duası

Ya Selam, Zamane hengamesi içinde tarumar olmuş gönlüme selamet indir. Dertli nefsimi sükun ile sar, geceyi gündüze çeviren kudretinle içimi nur et.

Ya Latif, lütfunla dokun kırık yanlarıma, kimselerin anlayamadığı yorgunluklarıma sen ince kudretinle şifa ver.İçimdeki feryadı rahmetinle sükuta erdir.

Ya Vedud, unutulmuş sevgilerin kaybolmuş bakışların ardından beni tekrar kendi muhabbetinle dirilt. İlahi aşkına muhtaç yüreğime vuslatınla teselli ver.

Ya Şafi, ne dilin anlatabildiği, ne gözün gösterebildiği yorgunluklar için senin şifanı niyaz ederim. Maddi ve manevi her yarama ol de, merhametinle beni sar.

Ey her zerrede hazır ve nazır olan Rabbim, yorgunluğumu hayra tebdil eyle, kalbime yeniden doğuşun seherini lütfeyle.

Amin ya ilahel Alemin. Amin bi hürmeti Mevlana Celaleddin Rumi ve bi hakkı Ahmed er Rufai ve bivecahil kerim Abdülkadir-i Geylani.

Cümlesinin ruhaniyetinden, muhabbetinden ve şefaatinden nasib-i ali eyle ya Rab. Amin..

Esma gönül sarayına gelen bir sultandır. Kim ki bu esmalara sadakatle bağlanır, ona kapılar açılır. Ona gecede gündüz, susuşta söz, sükutta sema doğar.

Unutmayın ki esmayı bilen, esmada kendini bulan en nihayet Hakk’ta yok olan olur.

Sözü duyan bilsin.. Gönlü yanan işitsin.

(Bir Derviş)

Ne Yazılmışsa O Vaki Olur

Ey azizim vaktiyle gönül ehli zatlar şöyle derdi: Ne yazılmışsa ol vaki olur, ne mukadderse o gelir başa. Bu söz öyle kuru bir teselli değildir. Bu kalbin kendini Hakk’a teslim ettiği bir sır kapısı idi. Vaktiyle İstanbul sokaklarında sabah ezanıyla uyananlar rızkın peşine düşerken ”Rabbim ne takdir ettiyse o olur” diyerek çıkardı evinden. Her adımda tevekkül, her nefeste rıza vardı. İnsan başına geleni yadırgamaz. Bunda da bir hayır var der geçerdi. Çünkü bilirdi ki yazgı kalem-i kudret ile çoktan yazılmış, mürekkebi çoktan kurumuştu.

Şimdi dön de bak bugüne, ahval perişan. Gönüller herc ü merc zihinler dağınık sabır tükenmiş. İnsan dediğin her şeyi hesapla, planla, takvimle zapt etmeye çalışır olmuş. Lakin kaderi unutur. Hatırlamaz ki ne saat işlerse işlesin vaktin sahibi Allah’tır. O isterse bir anda açar gönül kapılarını, istemezse bin yıldır beklesen bir arpa boyu yol kat edemezsin.

Evvel zamanlarda dervişler, bir tas çorba, bir kilim üstünde cihanı seyrederdi. Şimdi ise her şey var da huzur yok.Zira eşyanın bolluğu kalbin boşluğunu doldurmaz. Manadan uzak yaşayan bugünün insanı her şeye sahip olup da hiçbir şeye razı olmayan haline bakmalı evvela. Kendini dertli sanır, ama dert değil çoğu kere nefsin açlığıdır, kalbin değil.

Ey gönül sen yine dön o eski usüle. Kalbini temizle, dilini sadeleştir, niyetini berrak kıl. Çünkü vakti geldiğinde ne menfaatin korur seni, ne planların.

Ancak teslimiyetin sabrın ve niyazın elinden tutar.

Ve unutma: Ne kadar koşturursan koştur kaderin sana yürüyerek gelir. Zira ne yazılmışsa ol vaki olur.

Ey azizim! Bu kadar telaş niyedir. Sanırsın ki ip senin elinde oysa çoktan düğümlenmiş hüküm semada.. Sor kendine bunca koşturmanın hırsın nefsin bu bağrına bastığın korkuların içinde acaba sen Hakk’ın yazdığına razı olmayı ne vakit unuttun da kendi yazgını yazmaya kalkıştın?

(Bir derviş)

Toprağın Hafızası

Ey salik-i tarıki aşk! Gönül kandilin yanık, nazarın hikmetten yana ise işit bu kelamı. Zira sözümüz toprağa dairdir. Amma bildiğin sıradan bir toprak değildir bu Hakk’ın kalem-i kudretiyle yazılmış bir hafızadır.

Toprak hem sükut eder hem haykırır. Lal görünür amma kelamı taşlara sinmiştir. Zira o mahlukatın ilk naşesini taşır. Adem’in canıyla yoğrulmuş çamurdur. Her adımda her nefeste her gözyaşında bir iz bırakırız. Ve o iz silinmiş görünse de aslında derununa kazınır, mahfuz kalır.

Her secdeyi bilir toprak. Hangi alnın kaç kere temas eylediğini, hangi gözyaşının ne vakit düştüğünü unutmaz.

Ey gönül ehli unutma ki hafıza yalnız akılda değil, hakda da olur. Toprak unutur gibi yapar ama unutmaz. Zira o bir levhi mahfuzdur, görünmeyen yazılarla dopdoludur.

Bir vakit aşık olan bir dervişin, bir gece, harabatın köşesinde düşürdüğü yar nidası yıllar sonra oradan geçen başka bir gönül sahibini titretebilir. Bu tesadüf değil, toprakta kayıtlı nidadır. Kuran’da Hak teala şöyle buyurur: ” O gün yer kendi haberlerini anlatır. Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir.” (Zilzal 4-5 )

İşte bu toprağın konuşacağı gündür. O vakit sakladığı her fısıltıyı, her secdeyi , her isyanı, her duayı dile getirir. Mezar taşları dile gelir, bastığın zemin şehadet eder. Kim neyle yürümüş, kimin ayağı nerde titremiş, hangi aşık hangi eşiğe yüz sürmüş.. Hepsi birer birer okunur. Ey gönlünü yitirmiş can! Toprak sadece altında yatanları değil üzerinde gezenleri de tanır.

O halde toprağa basarken edep üzere ol. Belki bastığın yer bir velinin secdegahıdır.

Belki de kaderinin başlama noktasındasın da farkında değilsin. Hz. Mevlana der ki ben toprak oldum da gül bitirdi beni.

İşte bu sözdedir sır. Toprak her şeyi saklar fakat zamanı gelince çiçek gibi açar. Senin niyetini, hamlığını , pişmanlığını hepsini hamd ile harmanlar. Vakti geldiğinde hakikati sana gösterir.

O halde ey gönül sahibi! Sakın sanma ki geçti gitti. Sakın deme ki unuttu halini. Toprak duanı unuur mu hiç? Secdene tanıklık eden yer, vefasız olur mu? O senden razıysa Yaradan da razıdır.

Celcelutiye Duası

Celcelutiye Duası
1Bede’tü bi bismillahi rûhî bihihtedet
İlâ keşfi esrârin bi bâtınih’in-tavet
Bütün Sırların hazinesi olan “Bismillah” ile başlarım. Ruhum içinde sırların gizlendiği hazineyi onunla keşfetti.
2Ve salleytü bis-sânî alâ hayri halkıhî
Muhammedin men zâhad dalâlete vel-ğalet
Peşinden mahlûkatının en hayırlısı, dalalet ve yanlışlıkların ortadan kaldırıcısı, Hz. Muhammed (sav)’e salâvat getiririm.
3İlâhi lekad aksemtü bismike dâıyen
Bi âcin mâ hûcin celet fetecelcelet
İlahi! Kusursuz olan Allah, Ehad, Bedi ve Kadir isimlerini şefaatçi kılıp niyazla Senden istiyorum.
4Seeltüke bi’l-ismil muazzami kadruhû
Ve yessir ümûri yâ ilâhî bi salmehet
Kadri ve şanı yüce olan İsm-i Azam’ın hürmetine Senden niyaz ediyorum.Ya İlahî! işlerimi kolaylaştır
5Ve yâ Hayyü yâ Kayyûmü ed’ûke râciyen
Bi âcin eyûcin celceliyyû-tin helhelet
Ya Hayy, ya Kayyum Allah’ım, Ehad, Bedi ve Basıt isimlerini şefaatçi kılarak ve ümitle Sana nida edip yalvarıyorum.
6Bi samsâmin tamtâmin ve yâ hayra bâzihın
Bi mıhrâşin mihrâşin bihin nâru uhmidet
Ey yaratma mertebelerinin en yükseğinde bulunan Allah’ım Sabit, Cebbar isimlerinin hakkı, uyumaz sıfatın ve ateşleri söndüren Halim ismin hürmeti için.
7Bi âcin ehûcin yâ ilâhî mühevvicin
Ve yâ celcelûtin bi’l icâbeti helhelet
Ey çabuk imdada koşan Rabbim! Allah, Ehad, Basit isimlerin ve dualara süratle cevap veren Bedi ismin hürmetine Sana yalvarıyorum.
8Li tuhyî hayâtel kalbi min denesin bihî
Bi kayyûmin kâmes sirru fîhi ve eşrakat
Kayyum ismin hürmetine, kalbimi bütün kirlerden temizleyerek ihya et. Ona Senin Kayyumiyet sırrın yerleşip ışık saçsın.
9Aleyye dıyâün min bevârikı nûrihî
Felâha alâ vechî senâün ve ebrakat
O sırrın nurunun parıltılarından üzerimde bir aydınlık bulunsun. Böylece kalbime ve yüzümde bir ışıltı zuhur edip parıldasın.
10Ve subbe alâ kalbî şeâbîbû rahmetin
Bi hıkmeti mevlânel kerîmi fe entakat
Kalbime rahmet sağanakları dökülsün de onu Kerim olan Mevla’mızın hikmet incileriyle dile getirsin.
11Ehâtat biyel envâru min külli cânibin
Ve heybetü mevlânel azıymi binâ alet
Her yandan beni nurlar kuşatsın da büyük Mevla’mızın heybeti bizi kaplasın.
12Fe sübhânekellâhümme yâ hayra halikın
Ve yâ hayra hallâkın ve ekrame men beğat
Sen her türlü noksandan münezzehsin, ey yaratma ve yoktan her an çoklukla var etme mertebesinin en yükseğinde bulunan ve ölüleri en kerimane tarzda dirilten ve rızıklandıran Allahım!
13Fe belliğannî kasdî ve külle meâribi
Bi hakkı hurûfin bil hicâi tecemmeat
Allahım Bir araya getirilmiş bütün heca harflerinin (huruf-u mukataa harfleri) hakkı için beni maksadıma ulaştır ve her türlü ihtiyaçlarımı gider.
14Bi sirri hurûfin ûdiat fî azîmetî
Bi nûri senâi’l ismi ver rûhi kad alet
Yüce ism-i Azamın ve Kuran’ın her tarafı kuşatan nuruyla irademe yerleştirilen harflerin sırrı hürmetine ve ism-i Azamın nuru hürmetine.
15Efıd lî minel envâri feydate müşrıkın
Aleyye ve ahyî meyte kalbî betaytafet
Beni Kuran’nın parlak nurlarıyla feyizlendir ve bütün kainatı aydınlatan Nur isminle kalbimin cansızlığını giderip hayatlandır.
16Elâ ve elbisennî heybeten ve celâleten
Ve küffe yedel a’dâi annî bi almehet
Ne olur ism-i cebbarınla bana bir heybet ve celal giydir ve düşmanlarımın ellerini benden çektir.
17Elâ vahcübennî min adüvvin ve hâsidin
Bi hakkı şemmâhın eşmehın sellemet semet
Kadri yüce, Kadir, Selam, Aziz ve celil ism-i şeriflerinin hürmetine beni her türlü düşman ve hasetçiden ve kötülüklerden koru.
18Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın
Bi kuddûsin berkûtin bihiz zulmetü’n celet
Allah’ım Celal, Celil, Rauf, Kuddüs ve Rahim isimlerinin nuru hürmetine bu karanlıkları nurunla aydınlığa çevir.
19Elâ vakdı yâ rabbâhü bin nûri hâcetî
Bi nûri eşmehın celyâ serîan kadi’nkadat
Ey Rabbim İsmi Azam’ın nuru hürmetine O nur ile ihtiyaçlarımı gider. Selam ve Hayy ism-i şeriflerinle hacetimi süratle yerine getir.
20Bi-yâhin ve yâyûhin nemûhin esâliyen
Ve yâ âliyen yessir ümûrî bi saysalet
Ma’bud, Hu, Samed ve Şehid isimlerinin hürmetine Ey Yüce Kâfi isminle benim bütün işlerimi kolaylaştır. Sen bana yetersin.
21Vemnahannî yâ zel celâli kerâmeten
Bi esrâri ılmin yâ haliymü bi-kencelet
Ey Celal sahibi ve Ey Halim! Senin yardımınla açılacak bir ilmin sırrıyla bana bir ikram lütfeyle.
22Ve hallısannî min külli hevlin ve şiddetin
Bi nassı hakîmin kâtıi’s sırri esbelet
Sırları kesin ve inkişaf etmiş Kuran-ı Hâkim’in nurani ve açık ifadeleriyle beni her türlü korku ve sıkıntıdan kurtar.
23Ve ahrisenî yâ zelcelâli bi kâfi kün
Eyâ cabire’l kalbi’l kesiri minel habet
Ey Celal sahibi ve ey kırık gönülleri üzüntüden kurtarıp canlandıran Allah’ım “Kün=ol” emrinin “Kaf” harfinin sırrı hürmetine beni koru.
24Ve sellim bi bahrin ve a’tınî hayra berrihâ
Fe ente melâzi vel kürûbi bikencelet
Karanlıklar ve Tehlikeler deryasında beni güvende kıl ve o deryadan en hayırlı bir selamet sahiline çıkmayı ihsan eyle. Sensin benim sığınağım ve sıkıntılar ancak Seninle ortadan kalkar.
25Ve subbe aleyyer rizka sabbete rahmetin
Fe ente racâül âlemîne velev tağat
Rahmet olan yağmurun sağanak hali gibi üzerime rızık yağdır. Her ne kadar günahta aşırıya gitseler de âlemlerin ümidi yalnız sensin.
26Ve asmim ve ebkim sümme a’mi adüvvena
Ve ahrishümü yâ zelcelâli bi havsemet
Ey Celal sahibi! Basir ism-i şerifin hürmetine. İhsan ettiğin sayısız nimetlere karşı nankörlük eden düşmanlarımızı sağır, dilsiz, kör eyle.
27Ve fi havsemin mea dev semin ve berâsemin
Tehassantü bil ismil azîmi mine’l ğalet
Âlim, Gani ve Sabur isimlerinle beraber her şeyi, kuşatan ism-i Azam’ın kalesine sığınarak, her türlü yanlışlığa düşmekten korunurum.
28Ve ellif kulûbel âlemîne bi cemiahaAleyye ve a’tıni’l kabûle bi şelmehetBaştanbaşa bütün mahlûkatın gönüllerine ülfet ve ünsiyet bahşederek bana lütfunla çevir ve Fettah ism-i şerifinle bana makbuliyet ihsan eyle.
29Ve yessir ümûrana yâ ilâhî ve a’tinâ
Minel ızzi vel ulyâ bi şemhın ve eşhamet
Ya ilahi Âli, Alâ ve Selam ism-i şerifin hürmetine bize izzet ve yücelik ver. Ve işlerimizi kolaylaştır
30Ve esbil aleyne’s setra veşfi kulûbenâ
Fe ente şifâün lil kulûbi minel ğaset
Üzerimize af ve mağfiret örtüsünü ger ve kalplerimize rahmetinle şifa ver. Günah kirleriyle zaafa uğramış ve bozulmuş kalpleri şifaya kavuşturan yalnız sensin.
31Ve bârik lenallâhümme fi cem’i kesbinâ
Ve hulle ukûdel usri bi yâyûhin irtehat
Allah’ım Hu ismi şerifin hürmetine, bütün rızkımızda bize bereket ihsan eyle ve önümüzdeki bütün zorluk ve güçlükleri kaldır.
32Bi yâhin ve yâ yûhin ve yâ hayra bâzihın
Ve yâ men lenel erzâku min cûdihî nemet
Ya İlahî, Ey gerçek Mabud, Ya Hu ve Ya Hayre’l-halıkîn Rızıklarımızı nihayetsiz cömertlikle bize gönderen Cevad isminle sana yalvarıyorum.
33Neruddü bike’l a’dâe min külli vichetin
Ve bi’l ismi termîhim minel bu’di bi’ş-şetet
Her yönden gelen düşmanı senin yardımınla defederiz. Sen de ism-i Azam’ınla onları uzaklaştırır ve onları darmadağın edersin.
34Ve ahzilhüm yâ zelcelâli bi fadli men
İleyhi seat dabbül felâti ve kad şeket
Ey Celal sahibi Allah’ım! Çöl kelerinin, yanına koşarak gelip şikayette bulunduğu Hz. Muhammed’in (asm) şanı hürmetine düşmanlarımızı rahmetinden mahrum kılarak zelil eyle.
35Fe ente racâi yâ ilahî ve seyyidî
Fekul limîmi’l ceyşi in râ-me bî abet
Ya İlahî! Benim ümidim ve seyidim yalnız sensin. Bana karşı toplanıp hazırlanmış küfür ordusunu hezimete uğrat, düzenini dağıt.
36Ve küffe cemiâ’l mudırrîne keydehüm
Ve annî bi aksâmike hatmen ve mâ havet
Kesin yeminlerin ve muhtevaları hürmetine bütün zararlıların hile ve tuzaklarını benden def et.
37Fe yâ hayra mes’ûlin ve ekrame men a’ta
Ve yâ hayra me’mûlin ilâ ümmetin halet
Ey eski ümmetlerden beri kendisinden dilekte bulunulanların en hayırlısı, ihsanda bulunanların en kerimi ve ümit kapılarının en değerlisi.
38Ekıd kevkebî bil ismi nûran ve behceten
Meded dehri vel eyyâmi yâ nûru celcelet
Ey gizliliklere ilmiyle nüfuz eden Nur isminle, yıldızımı çağlar ve asırlar boyu nurlu kıl ve parlamaya devam ettir.
39Biâcin âhûcin celmehûcin celâletin
Celîlin celcelûtin cemâhin temehracet
Ey Ehad, Bedi, Aziz ve Celil olan Allah’ım! Sen’in bütün güzel isimlerin sonsuz haşmet ve azametiyle sürekli parlamaktadır.
40Bi ta’dâdi ebrûmin ve simrâzi ebramin
Ve behrati tibrîzin ve ümmin teberraket
Ey Evvel ve Ahir olan Allah’ım, bütün mahlukatın arzu ve ihtiyaçlarına cevap veren güzel isimlerini anarak onların bereketine sığınıyorum.
41Tükâdü sirâcün nûri sirran beyâneten
Tükâdü sirâcüs sürci sirran tenevverat
Nurun kandili gizliden gizliye tutuşturulup yakılıyor. Kandiller kandili perde altında yanarak nur saçıyor.
42Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın
Bi kuddûsi berkûtin bihin nâru uhmidet
İzzet, azamet, celal ve Kibriya sahibi münezzeh ve mukaddes olan Zat-ı Rahim’in nuruyla küfrün ateşi söndürülür.
43Bi yâhin ve yâ yûhin nümûhin esâliyen
Bi tamtâmin mihrâşin li nâril ıdâ semet
Ma’bud-u bilhak (el-ilah) Hu, Samed, Zu’l-Batş (düşmanlarını kıskıvrak yakalayan) Cebbar (hükmüne karşı konulmaz) ve Halim olan Zatın yardımıyla (o nur) düşmanlarının ateşini bastıracak.
44Bi hâlin ehîlin şel’ın şel’ûbin şedâliın
Tahiyyin tahûbin taytahûbin taytahet
Gerçek Ma’bud, Hak olan ve hakkı gerçekleştiren, Cemil, Vedud ve Mucib olan Zatın yardımıyla insanlara kendisini sevdirecektir.
45Enûhın bi yemlûhın ve ebrûhın uksimet
Bi temliyhı âyâtin şemûhın teşemmehat
Ey Kayyum ve Vekil olan ve bütün ayetlerinin hikmetlerini yalnız kendisi bilen Allah’ım Hannan isminin hürmetine dualarımızı kabul et.
46Ebâzîha beyzûhın ve zeymûhın ba’dehâ
Cemâruhin yeşrûhın bi şerhın teşemmehat
Ey bütün sırlara vakıf olan Allah’ım Mübdi ve Müid isimlerinin hürmetine bize şefkat ve merhametinle muamele et.
47Bi belhın ve simyânin ve bâzûhın ba’dehâ
Bi zeymûhın eşmûhın bihil kevnü ummirat
Her hak sahibinin hakkını layıkıyla veren, her varlığın ihtiyacını adaletle gideren Adl. Ve haklıyı haksızdan ayıran, hüküm sahibi Hakem isimlerinin tecellisiyle dünya tahripten kurtulur ve tamir edilir.
48Bi şelmehatin ikbel duâi ve kün maî
Ve kün lî minel a’dâi hasbî fekad beğat
Hak ism-i şerifin hürmetine duamı kabul buyur, benim yanımda ol, düşmanlarıma karşı bana kâfi gel, çünkü artık onlar çok ileri gittiler.
49Fe yâ şemhasâ yâ şemhasâ ente şemlehâ
Ve yâ aytalâ hatlur riyâhı tehalhalet
Ey Rab ve Rahman olan Allah’ım! Hiç şüphesiz sen Hak Ma’budsun. Ey kuvvetli mededkârım! Fitne, düşmanlık ve inkar fırtınalar peşi peşine kopmaktadır.
50Bikel havlü ves savlü’ş şedîdü limen etâ
Li-bâbi cenâbike ve’l-tecâ zulmetü’ncelet
Kâfirlerden korunmak ve düşmana şiddetli hücum gerçekleştirmek ancak senin yardımınladır. Senin yüce kapına gelip sığınan kimsenin karanlığı dağılır.
51Bi Tâ Ha ve Yâ Sîn ve Tâ Sîn kün lenâ
Bi Tâ Sim Mîmin lis saâdeti’kbelet
Tâ Hâ, Yâ Sîn, Tâ Sîn (Neml) ve Tâ Sîn Mîm (Kasas ve Şuara) sureleri hürmetine bizim yardımcımız ol, saadetimize vesile kıl.
52Ve kâfin ve hâyâin ve aynin ve sâdihâ
Kifâyetünâ min külli aynin binâ havet
Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd (Meryem süresi) ile bizi dört bir yandan kuşatan kem gözlere karşı korunuruz ve bu bize yeter.
53Bi hâmîme aynin sümme sînin ve kâfihâ
Hımâyetünâ min kulli sûin bi-şelmehet
Hâ Mîm Ayn Sîn Kâf (Şûrâ süresi) bizi koruyan sığınağımız olsun; onun karşısında dağlar bile sarsılır.
54Bi kâfin ve nûnin sûmme hâmîmin ba’dehâ
Ve fî sûretid dühâni sirran kad uhkimet
Kâf, Nûn ve Hâ Mîm sureleri hürmetine bu himayeyi gerçekleştir. Duhan suresinde de muhkem kılınmış bir sır vardır. Bu sır hürmetine bizi muhafaza eyle.
55Bi elifin ve lâmin ven nisâ ve ukûdihâ
Ve fî sûretil en’âmi ven nûri nüvvirat
Elif Lâm ile başlayan sureler, Nisa suresi, Maide suresi, En’am suresi ve nurlu kılınmış Nur suresi hürmetine…
56Ve elifin ve lâmin sümme râin bi sirrihâ
Alevtü bi nûril ismi min külli mâ cenet
Elif Lâm Râ ile başlayan (Yunus, Hûd, Yusuf, İbrahim, Hicr) sureleri sırrı ve İsm-i Azam’ın nuruyla, işlediğim her günahtan vazgeçerek yükseldim.
57Ve elifin ve lâmin sümme mîmin ve râihâ
İlâ mecmeı’l ervâhı ver rûhı kad alet
Elif Lam Mim Ra (Rad) suresiyle yüce olan ruhaniler ve melekler meclisine yükseldim.
58Bi sirri havâmîmil kitâbi cemîıhâ
Aleyke bi fadlin nûri yâ nûru uksimet
Kuran-i Hakim’de Hâ Mim ile başlayan bütün sürelerin sırrı hürmetine, beni her türlü nurun kaynağı olan Nur isminin fazlına ve tecellisine mahzar eyle.
59Bi amme abese ven nâziâti ve târikın
Ve fî vessemâi zâtil bürûci ve zülzilet
Amme, Abese, Naziat, Tarik, Ve`s-Semai Zati’l-büruc ve Zilzal sureleri hürmetine.
60Bi hakkı tebâreke sümme nûnin ve sâilin
Ve fî sûretit tehmîzi veş şemsi küvvirat
Tebareke, Nun, Seele Sailün, Tehmiz (Hümeze), Ize`ş-Şemsu Kuvvirat sureleri hakkı için…
61Ve biz-zâriyâtiz zerri ven necmi iz hevâ
Ve bıkterabet liyel ümûru tekarrabet
Zariyat, Necm ve Kamer sureleri hürmetine işlerim bana kolaylaşsın.
62Ve fî süveril Kur’âni hızben ve âyeten
Adede mâ karael kârî ve mâ kad tenezzelet
Kuran-i Hakim’deki Hizb hizb, ayet ayet okuyucuların okudukları ve inmiş olanlar adedince Kur`an sureleri hakkı için.
63Fe es’elüke yâ mevlâye fî fadlikellezî
Alâ külli mâ enzelte kütben tefaddalet
Ey Mevla’m Kendilerine kitap indirdiğin her peygambere ihsanda bulunan lütuf ve fazlını istiyorum.
64Bi âhiyyen şerâhiyyen ezûnâyi sabvetin
Esbâvüsin âli şeddâye aksemtü bi taytafet
Ey Hayy ve Kayyum olan Allah’ım Sen’in her şeye gücü yeten ve kudretiyle bütün varlık alemini kuşatan Kadir ve Cebbar isimlerinin üzerine kasem ve yemin ederek sana yalvarıyorum.
65Bi sirri büdûhın echezetın batadin zehecin
Bivâhıl vehâ bil fethi ven nasri esraat
Ey Allamü’l-Ğuyub olan Allah’ım Fetih kapılarını ve gayb alemlerinin sırlarını açan Fettah isminin nuruyla ve Sen’in inayetinle fetihler nasip olur.
66Bi nûri feceşin mea sethazin yâ seyyidî
Ve bil âyetil kübrâ eminnî minel fecet
Ya Seyyid’im Varlık ve birliğini güçlü delillerle ispat eden Ayetü’l Kübra’daki hakikatlerin nuruyla beni her türlü felaket ve tehlikelerden emin kıl.
67Bi hakkı fekacin mea mahmetin yâ ilâhena
Bi esmâikel husnâ ecirnî mineş şetet
Ey İlah’ımız Fettah ve Rezzak isimlerinin hürmetine ve Esma-i Hüsna diye tarif edilen bütün güzel isimlerinin hakkı için beni dağınıklık ve perişaniyetten kurtar.
68Hurûfün li behrâmin alet ve teşâmehat
Ve ismü asâ mûsâ bihiz zulmetün celet
Bu harfler ‘nur harfleri’ dir. Ve Merih yıldızı gibi yüksek ve âlidir. Asa-yi Musa ismiyle Manevi karanlıklar dağılır.
69Tevesseltü yâ rabbi ileyke bi sirrihâ
Tevessüle zî züllin bihin nasühtedet
Ya Rabbi Bu harflerin yüce manalarını şefaatçi yaparak sana niyaz ediyorum ki, bu dua ve yakarışlarım, zillet ve aczini izhar ederek hidayete erenlerin duası nevinden olsun.
70Hurûfün bi ma’nâhâ lehel fadlü şürrifet
Meded dehri vel eyyâmi yâ rabbinhanet
Ey merhametli Rabbim Bunlar öyle harflerdir ki, manaları sebebiyle çağlar ve zamanlar boyu üstünlük kendilerine bahşedilmiş ve faziletle yüceltilmişlerdir.
71Deavtüke yâ Allâhü hakkan ve innenî
Tevesseltü bil âyâti cem’an bi mâ havet
Ey Allah’ım Kur’an-ı Hakim’in bütün ayetlerini ve ihtiva ettiği hakikatleri vesile kılarak, Sana yalvardım.
72Fetilke hurûfün nûri fecma’ havâssahâ
Ve hakkık meânîhâ bihil hayru tümmimet
İşte onlar, nur harfleridir. Onların hasiyet ve meziyetlerini (bende) topla, manalarını gerçekleştir. Her türlü hayır onlarla tamamlanır.
73Ve uhdıranî avnen hadîmen müsehharan
Tuheymefyâîlü bihil kürbetü’ncelet
Bana itaat eden yardımcı bir hizmetçi gönder. Onunla tüm gam, keder ve sıkıntım ortadan kalksın.
74Fesehhırlî fîhâ hadîmen yütîunî
Bi fadli hurufi ümmil kitâbi ve mâ telet
Ümmü`l-Kitap olan Fatiha suresi ve arkasından gelen sureler hürmetine bu konuda bana itaat edecek bir hizmetçi musahhar kil.
75Ve es’elüke yâ mevlâye fismikellezî
Bihî izâ duıye cem’ul ümûri tekesserat
Ey Mevla’m! Kendisiyle çağrıldığında bütün işlerin kolaylaştığı isminle ismi Azam’ınla Sana yalvarıyorum.
76İlâhi ferham da’fi vağfirlî zelleti
Bimâ kad deatke’l enbiyâü ve tevesselet
İlahi Peygamberlerin Sana manen yaklaşmak için kendilerine şefaatçi kıldıkları kelimeler hürmetine güçsüzlüğüme merhamet et. Günahlarımı bağışla.
77Eyâ hâlikıy yâ seyyidî ıkdı hâcetî
İleyke ümûrî yâ ilâhî tesellemet
Ey Yaratıcım ve Seyyidim (Efendim), İhtiyacımı yerine getir. İşlerim sana havaledir.
78Tevesseltü yâ rabbî ileyke bi Ahmede (a.s.m)
Ve esmâikel husne’lletî hiye cümmiat
Ya Rabbi Hz. Muhammed (sav)`i ve burada cemedilen güzel isimlerini şefaatçi kılarak Senden niyaz ediyorum. Yalvarıyorum.
79Fecüd va’fü vasfah yâ ilâhî bi tevbetin
Alâ abdikel miskîni min nazratin abet
Ya ilahi Günah ve yersiz bir bakışa varıncaya kadar bütün hatalarımdan tevbe etmeyi şu miskin kuluna lütf eyle ve affınla muamela et.
80Ve veffıknî lil hayri ves sıdkı vettükâ
Ve eskinennil firdevse maa firkatin alet
Beni hayır, ihlâs ve takvaya muvaffak kil ve yüce toplulukla birlikte beni Firdevs cennetine sakin eyle.
81Ve kün bî raûfen fî hayâti ve ba’demâ
Emûtü ve elkâ zulmetül kabri’ncelet
Hayatımda ve ölüp kabrin karanlığına vardığımda bana merhametli ol ve kabir karanlığını Üzerimden atarak beni aydınlığa çıkar.
82Ve fil haşri beyyıd yâ ilâhî sahîfetî
Ve sekkıl mevâzînî bi lutfike in eradte
Ya ilahi Ne olur, Mahşerde amel sahifemi lütfunla ak eyle, Ve eğer hafif gelecek olursa sevap terazimi lütfunla ağır getir.
83Ve cevviznî haddes sırâtı mûhervilen
Ve ahmiyennî min harri nârin ve mâ havet
Beni, keskin olan sırat köprüsünden koşarak geçir ve o büyük Cehennem ateşinden ve içindeki dehşetli azaptan koru.
84Ve sâmihannî min külli zenbin ceneytühû
Vağfir hatîati’l ızâme ve in alet
İşlemşi olduğum her günahtan dolayı beni affet. Çok da olsa büyük günahlarımı hata ve kusurlarımı bağışla.
85Feyâ hâmile’l ismillezi celle kadruhû
Tevekkâ bihî küllel ümûri tesellemet
Ey kadri yüce ismi Azamı taşıyan, onun bereketiyle Bütün tehlikeli işlerden kurtuldun ve selamete erdin.
86Fe kâtil ve lâ tahşe ve hârib ve lâ tehaf
Ve düsse külle ardın bil vühûşi teammerat
Savaş, korkma! Harbet, çekinme! Vahşi ve acımasız zalimlerle dolu her yere gir.
87Ve akbil ve lâ tehrab ve hâsım men teş’aVe lâ tahşe be’sen lil mülûki velev havetSaldır, kaçma! Dilediğin düşmanla mücadele et! Dört yanını kuşatmış da olsa hiçbir kralın gücünden korkma!
88Felâ hayyetün tahşâ velâ akrabün terâVe lâ esedün ye’ri ileyke bi hemhemetNe bir yılandan korkarsın, ne de bir akrep görürsün. Ne de bir aslan gürleyerek sana gelir.
89Ve lâ tahşe min seyfin ve lâ ta’ne hancerinVe lâ tahşe min rumhin ve lâ şerrün eshemetNe bir kılıçtan, ne bir hançerin yaralamasından, ne bir mızraktan ve ne ortalığı almış kötülük ve tehlikeden korkma.
90Cezâ men karâ hâzâ şefâatü Ahmedin (a.s.m)
Ve yühşeru fil cennâti mea hûrin huffifet
Bunu okuyanın mükâfatı Hz. Muhammed’in (a.s.m.) şefaatidir. Saf saf dizilmiş hurilerle birlikte Cennette toplanır.
91Va’lem bi ennel Mustafâ hayru mürselîn
Ve efdalü halkıllâhi men kad teferrakat
Bil ki, Muhammed Mustafa (a.s.m.) en üstün Peygamberdir. Allah’ın yeryüzüne yayılmış kullarının en faziletlisidir.
92Ve saddir bihî min câhihî külle hâcetin
Ve selhü likey tencü minel cevri vettağat
Yüce şanından dolayı her dileğinin başında onu an, onu şefaatçi yap ve her türlü zulüm ve tecavüzden korunmak için O’nu (asm) vesile kıl.
93Ve salli ilâhi külle yevmin ve sâatin
Alel mustafa’l muhtâri mâ nesmetün semet
Yâ İlâhî Her gün, her an ve her rüzgâr estikçe o seçkin Muhammed Mustafa’ya (asm) salât eyle.
94Ve salli alel muhtâri vel âli küllihim
Ke addi nebâtil erdı ver rîhı mâ seret
O seçilmiş Muhammed’e (a.s.m.) ve bütün Âline yeryüzünün bitkileri ve kıyamete kadar esen rüzgârın esintileri adedince salât eyle.
95Ve salli salâten temleül erda ves semâe
Kevebli ğamâmin ma’ ruûdin tecelcelet
Parıldayan şimşeklerle birlikte bulutlardan dökülen yağmurlar adedince ve yeri göğü dolduracak kadar salât eyle!
96Fe yekfîke ennellâhe sallâ bi nefsihî
Ve emlâkehû sallet aleyhi ve sellemet
Bizzat Hz. Allah’ın ve meleklerinin ona salât ve selâm getirmesi (Onun (asm) şanının büyüklüğünü göstermesi bakımından) sana yeter.
97Ve sellim aleyhi dâimen mütevessilen
Meded dehri vel eyyâmi mâ şemsün eşrakat
O halde sen de, yıllar ve günler sürdükçe ve güneş ışık saçmaya devam ettikçe, sürekli olarak ve şefaatini dileyerek ona salât getir.
98Ve sellim alel athâri min âli hâşimin
Adede mâ haccel hacîcü ve sellemet
Âl-i Hâşim’den (Haşim Oğullarından) o paklara, hacılar Kâbeyi ziyaret edip onu selâmlamaları adedince selâm eyle.
99Verda yâ ilâhî an Ebî bekrin ma’ Omera
Ve ardı alâ Osmâne mea haydera’s sebet
Yâ İlâhî Hz. Ebû Bekir ve Ömer’den, Hz. Osman ve sarsılmaz Haydar’dan da (Allah’ın Arslanı Hz. Ali’den) razı ol.
100Kezal âlü vel ashâbü cem’an cemîahüm
Maa’l evliyâi ves sâlihîne ve mâ havet
Aynı şekilde bütün Âl ve Ashabından, evliya ve salihlerden ve bunlara tâbi herkesten razı ol.
101Mekâlü aliyyin vebnü ammi Muhammedin (a.s.m)
Ve sirru ulûmin lil halâikı cümmiat
Bu, Hz. Muhammed’in (a.s.m.) amcası oğlu Hz. Ali’nin sözleridir. Onda mahlûkat için ilimlerin özü ve sırrı toplanmıştır.

Kalp Aynasından Dökülenler

Zamanın sakin aktığı, gönüllerin hala selam ile açıldığı demlerde, eski İstanbul sokaklarında gölgesi toprakla sırdaş olmuş bir derviş dolaşırdı. Ne bir kapısı vardı ne ardında bekleyeni. Lakin o her sabah eşiğinde bir ömür gibi duran ahşap bir kutunun önüne gelir, usulca diz çöker çöplerin arasından kırık kalpleri toplardı.

Bu kalpler ne kanla doluydu ne de etle. Her biri bir hikayeydi. Birinde bir annenin ahı, bir diğerinde bir sevgilinin sessiz vedası gizliydi. Kimisi haksızlığa uğramış bir çocuğun suskun feryadıydı, kimisi dost bildiğinden hançer yemiş bir gönlün enkazı..

Derviş konuşmazdı pek. Lakin her hareketi bir kelam her bakışı bir dua gibiydi. Onu izleyen bir tuhaf ürperirdi. Çünkü o çöp kutularında insanların unuttuğu en kıymetli şeyi arardı. Kalplerini.. Bir gün genç sordu ona:

”Efendi, neylesin bu kırık kalpler?Ne işe yarara artık onlar?”

Derviş eğildi yerden tozlu bir kalbi aldı, parmaklarıyla usulca sildi. Sonra gence döndü ve şöyle dedi:

”Her kalp bir aynadır. Kırılmış olsa da doğru elle tutulursa yine Hakk’ı yansıtır. Kalbini atan aslında kendinden vazgeçmiştir. Ben yalnız kalp toplamam evladım ben insanın unuttuğu Rabbe giden yolu taş taş örerim. Çünkü kalpsiz bir yolcu asla menzile varamaz”

O gün bugündür kimse o dervişi bir daha görmedi. Lakin o kutu hala oradadır. Üzerinde eski bir yazı rüzgardan sararmış bir kağıt durur. Orada şu yazılıdır.

Ben gittim, kalpler kaldı. Siz hala fani tenhalarda mı gezersiniz yoksa yitik gönlünüzü bir çöp kutusunda mı beklersiniz?

Son söz: Kalbini attığın yere dön bir gün.. Belki hala oradadır ama ya seni bekliyorsa, ve sen artık onu duyacak kadar diri değilsen?

Bir derviş..

Kadir Gecesinin Önemi

Kur’ân-ı Kerim’in inmeye başladığı Ramazan Ayı’nın yirmi yedinci gecesi. İslâm’da en kutsal ve faziletli gece Kadir Gecesidir. Kadir Gecesi, içerisinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Kur’ân-ı Kerim’de bu gecenin faziletini belirten müstakil bir sûre vardır. Bu sûrede yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Doğrusu biz Kur’ân’ı Kadir Gecesi’nde indirmişizdir. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”  (Kadir, 97/ 1-5)

Bu sûrenin inişi hakkında değişik rivâyetler vardır. Bunlardan biri şöyledir:

Bir kere Rasûlüllah (s.a.s) Ashab-ı Kirâma İsrailoğullarından birinin, silahını kuşanarak Allah yolunda bin sene cihad ettiğini bildirmişti. Ashabın buna hayret etmeleri üzerine Cenabı Hak bu Kadir sûresini indirmiştir (Tecrîd-Sarîh Tercemesi, VI, 313).

Bu geceye Kadir Gecesi denilmesi şeref ve kıymetinden dolayıdır. Çünkü:

a) Kur’ân-ı Kerim bu gecede inmeye başlamıştır.

b) Bu gecedeki ibadet, içerisinde Kadir Gecesi bulunmayan bin ayda yapılan ibadetten daha faziletlidir.

c) Gelecek bir seneye kadar cereyan edecek olan her türlü hadiseler Allah Teâlâ’nın ezelî kaza ve takdiri ile ilgili meleklere bu gece bildirilir (Tecrîdi Sarih Tercemesi, VI, 312).

d) Bu gecede yeryüzüne Cebrail ve çok sayıda melek iner.

e) Bu gece tanyerinin ağarmasına kadar esenliktir, her türlü kötülükten uzaktır. Yeryüzüne inen melekler uğradıkları her mü’mine selam verirler.

Kadir Gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber genellikle Ramazan’ın yirmi yedinci gecesinde olduğu tercih edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s) bunun kesinlikle hangi gece olduğunu belirtmemiş, ancak; “Siz Kadir Gecesini Ramazan’ın son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız” (Buhârî, Leyletü’l-Kadir, 3; Müslim, Sıyam, 216) buyurmuştur.

Zir b. Hubeyş diyor ki, Übey b. Ka’b’a sordum: Kardeşin Abdullah b. Mes’ud: “Yıl boyunca ibadet eden Kadir Gecesine isabet eder” diyor, dedim.

Übey b. Ka’b dedi ki: “Allah İbn Mes’ud’a rahmet eylesin. O, insanların Kadir Gecesine güvenmemelerini istemiştir. Yoksa Kadir Gecesinin, Ramazanda, Ramazanın da son on günü içerisinde yirmi yedinci gecesinde olduğunu biliyordu” dedi.

– Bunu neye dayanarak söylüyorsun, Ey Ebü’l-Münzir (Übey b. Ka’b’ın lakabı), dedim. Übey;

– Ben bunu Rasûlüllah (s.a.s)’in bize haber vermiş olduğu alametle söylüyorum ki, o da, “O gün Güneş şuasız olarak doğar.” dedi (Müslim, Sıyam, 220).

İslâm kaynaklarında belirtildiğine göre Allah Teâlâ bir takım hikmetlere dayanarak Kadir Gecesini ve onun dışında daha bazı şeyleri de gizli tutmuştur. Bunlar:

Cuma günü içerisinde duanın kabul olacağı saat; beş vakit içerisinde Salât-ı vusta; ilâhî isimler içerisinde İsm-i Azam; bütün taatlar ve ibadetler içerisinde rızay-ı ilâhî; zaman içerisinde kıyamet ve hayat içerisinde ölümdür. Bunların gizli tutulmasından maksat mü’minlerin uyanık, dikkatli ve devamlı Allah’a ibadet ve taat içerisinde olmalarını sağlamaktır. Mü’minler bu geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, ibadet ve taatle değerlendirmelidir. Ebû Hüreyre (r.a)’ın rivâyet etmiş olduğu bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Kim Kadir Gecesini, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah’tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Kadir, 1).

Kadir Gecesi’nde Neler Yapılabilir?

Kadir Gecesini, namaz kılarak, Kur’ân-ı Kerim okuyarak, tevbe, istiğfâr ederek ve dua yaparak değerlendirmeli.

Üzerinde namaz borcu olanların nafile namazı kılmadan önce hiç değilse beş vakit kaza namazı kılmaları daha faziletlidir. Kazası yoksa nafile kılar.

Süfyan-ı Sevrî: “Kadir Gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir. Kur’ân okuyup sonra dua etmek daha güzeldir.” (Tecrid-i Sarih Tercemesi, VI, 313) demiştir.

Hz. Aişe validemiz demiştir ki; Rasûlüllah (s.a.s)’e:

“- Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordum. Rasûlüllah (s.a.s):

“- Allahümme inneke afüvvün tühıbbü’l-afve fa’fu annî: Allah’ım sen çok affedicisin, affi seversin, beni affet.” diye dua et, buyurdu (Tecrîd-i Sarih Tercemesi, VI, 314).

Kuran’ın Gizlenen 19 Bilimsel Mucizesi(33.Pencere-Kur’an Penceresi)

-Din ve Bilim birbiriyle çelişir mi?

-Rahman Suresi- Cebeli Tarık Boğazı

-Nahl Suresi- Dişi bal arısı

-Ankebut Suresi-Dişi örümceğin evi

-Hicr Suresi- Aşılayıcı Rüzgarlar

-Araf suresi-Rad suresi Bulutların ağırlığı

-Zümer suresi- Bebek 3 karanlık evrede gelişir

-Müminun Suresi- Nutfe- Alaka- Mudga

-Tarık Suresi- Tarık Yıldızı

-Zümer Suresi- Dünyanın Yuvarlak Oluşu

-Enbiya Suresi- 32.ayet Korunmuş Tavan

-Zariyat Suresi- Eşeyli Eşeysiz Üreme

-Ezber Mucizesi

-Neden sadece Kur’an korundu?

-Kuran neden Arapça?

Arefe Gününün Önemi

Arefe günü haccın temel rüknü olan vakfe yapılır.Arefe günü Allah’a yakınlaşmanın ve teslimiyetin en kuvvetli ifade biçimlerinden birisi olan kurban ibadetinin müjdecisidir.Zilhicce ayının dokuzuncu günüdür.

Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurmuştur:

“Arefe gününde tutulan oruç geçmiş bir senenin ve gelecek senenin günahlarına kefaret olur.”

Resulullah’ın (sav) bildirdiğine göre: “Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir. Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la şerike lehu. (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur) sözüdür.” (Muvatta, Hacc 246)

Resulullah (sav): “Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allah’ın kıymet verdiği bir gündür.” diyerek, Allah Teâlâ’nın kıymet verdiği günü hürmet ederek bilinçli bir şekilde yaşamaya gayret etmemizi istemiştir. Hürmet, verilen nimeti idrak etmekle ve verileni bilmekle, görebilmekle başlar. Arefe gününü günahlara girmeden oruçla, duayla, istiğfarla geçirmek kullarını arefe gününde bağışlayacağını müjdeleyen Allah Teâlâ’ya hürmetin ve şükrün bir ifadesidir.

Arefe gününde şu ibadetler yapılabilir; duha namazı (kuşluk namazı), tesbih namazı ve şükür namazı kılınabilir. Tövbe istiğfar, salavat, kelime-i tevhid okumak tavsiye edilen ibadetlerdendir. İhlas suresi okumak tavsiye edilir.

Teşrik tekbirleri okunmalıdır.Kurban bayramının arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın 4. gününe ikindi namazına kadar ikindi namazı dahil farz namazlardan sonra toplam 23 defa “Allâhü ekber Allâhü ekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd” cümlesini söylemeye “teşrik tekbiri” denir.