Koronavirüs ve Biz

Bu virüs hangi laboratuvarda oluşturulmuş, kimin yediği yarasadan bulaşmış net olarak bilmiyoruz. Tek bildiğimiz bunu Rabbimizin yarattığı.

Allah-u Teala’nın rahmeti sınırsızdır ve elbette bu da O’ndan bize bir derstir. Belki tövbe etmemiz ve zulümden uzak kalmamız için belki de ölümün ne kadar yakın olduğunu anlamamız içindir.

Kendini dağlar kadar güçlü zanneden insanın göremediği bir virüsle acı çekerek ölmesi..

Bu durum bize insanın kibrinin yersizliğini gösterir. Çünkü istediğinde bize bu maskeleri taktıran Allah’ın takdir edince neler yapabilecek kudrette olduğunu anlamamız gerekir.

Birçok hastalık ve sebepler gibi bu da ölüme bir sebeptir. Bu nedenle vakit varken tövbe etmeli, yaptığımız yanlışlardan dönmeliyiz..

Kibri bir kenara bırakıp tevazu sahibi olmalıyız. İsyan etmeden, ümitsizliğe kapılmadan Allah yolunda devam etmeliyiz.

Ölümün an kadar yakın olduğunu unutmadan yaşamalıyız. Geçmiş toplumlarda hastalıklar, salgınlar nasıl imtihan vesilesiyse bizim için de öyledir.

Ama Rahman ve Rahim olan Allah ”Her zorluktan sonra bir kolaylık yaratacaktır.”

” Yüce Allah’ım sen şifası olmayan bir hastalık yaratmazsın. Her derdin dermanını da sen yaratırsın. Hastalıktan kurtulmayı bana nasip et.”

” Ya Rabbi! Hz. Eyyub (a.s) sabrı hürmetine bizleri hastalıktan koru.”

Merhametli Rahman! Hastalıklara şifa veren Şafi! Yüce Allah’ım..

Hastalarımıza şifa ver. Sağlık çalışanlarımıza yardım et.

Bizlere sağlıklı olduğumuz her an için şükretmeyi nasip et. Bu hastalıktan vefat edenleri affet ve Resulullah (sav) Efendimize komşu eyle. Amin..

Şükredebildiğine Şükretmek

Allah’ın verdiği nimete şükretmek Rabbimizin en sevdiği davranışlardandır. Nefes almak, sağlıklı olmak, insanın işinin ve sevdiği insanların olması, ibadet edebilmek Allah’a şükrü gerektirir.

Bunlardan en önemlisi de şükredebildiğine şükretmektir. Hayata ve Allah’ın verdiklerine olumsuz yönden bakıp isyan eden milyonlarca insan varken Rabbimize şükredebilmek ayrıcalıktır.

Sahip olamadıklarımızı düşünüp üzülürken Allah bizlere verdiği nimetlerine devam ediyor. En büyük nimet imanla atan bir kalptir. Bu dünya hayatında nefsimizin oyunlarına karşı güçlü durmak, durabilmek Allah’a şükrü gerektirir. Bu şükür ve güçlülük imanla mümkündür.

Şükrettiğimizde özgür oluruz, vicdanımız huzur buluruz. Bu dünyada Allah’ın misafirleriyiz ve O’nun bize ihsan ettiklerine karşı isyan etmeye hakkımız yok.

Rabbimiz şöyle buyurmuştur:” Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi, 216)

Çok istediğimiz bir şeyin bize ne getireceğini bilemeyiz. Bu nedenle Allah en iyisini bilir diyerek umutlu olmalıyız.

Allah hepimizi şükrettiğine şükredebilen kullarından eylesin. Amin..